|
Başbakan kendisine güven isteyebilir, bakanlar istifa edebilir!
Haslet'in karikatürü dört dörtlük olmuştu... AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan geçmiş masanın başına kendisini sunulan özel heykel pastayı çatalla kesmiş... Belden aşağısı yatakta kalmış... Üst gövdeyi ise afiyetle yemek üzere ağzına götürüyor!
Sahi Tayyip Bey hele şu son aylar laf üzerine laf ürettiği gibi gaf üzerine gaf yapmıyor mu? Ve en sonunda kendi kendisini yemeye, eritmeye başladı mı?
Bu inat ve davranışta, biraz kolaycılık, biraz mertlik gösterisi, takım ruhu, kabadayılık var.
Bir defa Erdoğan, ne yaparlarsa yapsınlar, medyanın, halkın hatta Meclis'in diline düşse de kader arkadaşlarını feda etmiyor! Kendisine, partisine ve ülke huzuruna zarar verseler bile!
Ama siyasette bu böyle olmaz.
Şaibeli politikacılar
Cumhuriyetimizin kurucularından biri olan koskoca İsmet Paşa bir zamanlar, Şükrü Saracoğlu'nu, Kasım Gülek'i, Nihat Erim'i, Turhan Feyzioğlu'nu ve nihayet Bülent Ecevit'i az mı tuttu. Az mı kolladı onları. Hatta yüceltti!
Ama ne oldu? Zamanı geldi siyasi çıkarlar çatıştı, çatışınca İsmet Paşa gözü gibi büyüttüğü, yetiştirdiği, mevkiler bahşettiği prenslerini, siyaset adamlarını elemek zorunda kaldı!
Doğrudur siyasette vefa olmaz! Hele böylesi, vefa duygusuyla şaibeli politikacıları tutmak için çılgın olmak gerek!
Demokrat Parti'nin son yıllarındaki tarihi olayı geldi aklıma. Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve iki bakan daha yolsuzlukla suçlanıyordu (1958-59) medyada, halk arasında. Bir kısım muhalif DP'liler bakanların istifalarını, haklarında soruşturma açılmasını istiyorlardı. Kıyamet kopuyordu Meclis'te.
Bir ara milletvekilleri öyle kızıştılar ki, Adnan Menderes'in ve hükümetin istifasını istemek cesaretini gösterdiler. DP, o yıllar Meclis'te tam bir ekseriyetle yer alıyordu. Menderes partide tek hâkim durumundaydı.
Bakanların istifası...
Buna rağmen yolsuzluk sataşmaları süratle gelişti. Meclis'teki odasında Adnan Bey'e lafla ağır saldırılar bile oldu ki, bunlar DP liderinin eski arkadaşlarıydı.
Bu baskıyla Fatin Rüştü dayanamadı (erkek adamdı), kürsüye çıktı aniden. İstifa ediyorum, hakkımda soruşturma açın, dedi. Gürültüler arasında Hasan Polatkan ve diğerleri kürsüye çağrıldı. Onlar da aynı şekilde gürültüler ve bağrışmalar arasında istifa ettirildiler bakanlıktan.
Kendisine oy istiyor
Şimdi ne olacaktı? Başbakan Adnan Menderes'in de istifa etmesi gerekmez miydi? Ama Celal Bayar ya hükümeti kurma görevini yeniden Menderes'e vermezse!
Dr. Mükerrem Sarol bir formül buldu.
- Aziz Başbakanım, kürsüye çık, grubundan hükümet için değil, kendin için güvenoyu iste!
Adnan Menderes alkışlar arasında kürsüye geldi. Gruptan güvenoyu istedi ve eksiksiz aldı.
Hükümet sadece 4 fire vermiş ama devrilmekten kurtulmuştu.
Adnan Menderes'in parti lideri olarak tek kendisi için güvenoyu istemesi formülü o gün yerinde bir taktik sayılabilirdi... Bilmem Başbakanımız Erdoğan bazı bakanları dışarıda bırakabilmek için aynı uygulamayı bugün yapabilir mi?
|
|