Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önce döviz, sonra faiz oynadı, sıra fiyatlarda

WASHINGTON

Yurtdışına çıkınca insanın aklı Türkiye'de kalıyor. Çünkü Türkiye'de ekonomik ve siyasi gündem devamlı değişiyor. Değişim denilen şey genelde "olumsuz değişim".
Önceki gün Washington'da Sakıp Sabancı Konferansı'nda (Annual Sakıp Sabancı Lecture) konuşma yapan Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz, "Dünyada ekonomide inişler çıkışlar oluyor. Bunlardan her ülke değişik şekilde etkileniyor. Ama parasal ve mali disiplini olmayan ülkeler daha çok etkileniyor" dedi.
Konuşmayı dinledik. Türkiye'yi aradık... Türkiye'den faizlerin yükseldiği haberi geldi.

Faiz niye yükseliyor?
Saadet zinciri koptuğundan bu yana iki şey oluyor. (1) Döviz fiyatı yükseliyor. (2) Bonoların ikinci el faizi yükseliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Hazine Bonosu'nun 2 faizi var. (1) Hazine'nin bonoyu satarken açıkladığı (eski anlatımla) bononun üzerinde yazılı olan faiz. Hazine'nin vade sonunda ödeyeceği faiz. (2) Hazine Bonosu'nun vadesinden önce ucuz satılması halinde oluşan faiz.
Bunun ne olduğunu anlatalım. Örneğin Hazine bir yıl vadeli yüzde 10 faizli 100 YTL'lik bono sattı. Alan bir yıl beklerse Hazine'den yüzde 10 faiz tahsil edecek fakat bono sahibi vadesinden önce bonoyu satmak istiyor. Piyasada satıcı çok. Alıcı yok.
Satıcı 100 YTL'lik tahvili 90 YTL'den satmaya razı oluyor. Satıp bonodan çıkacak. Bonoyu 90 YTL'ye satın alan vade sonunda bononun üzerinde yazılı 10 YTL faizi de alacağı için, bononun ikinci el piyasada faizi kaba hesapla yüzde 22'ye yükselmiş oluyor.

İkinci elde ucuza satış
İnsanlar, (bankalar, fonlar, yerliler, yabancılar) durup dururken elindeki bonoyu ucuza satarak zarar etmek istemez. İnsanların bekleyişi (paniğe kapılması) bu işlemi başlatır. (1) İnsanlar döviz fiyatının devamlı artacağını, ellerindeki bonoyu satarak döviz almanın daha fazla kazandıracağını düşünür. (2) İnsanlar bonodan çok kişinin çıkacağını, bono fiyatının giderek düşeceği korkusuna kapılır. Bir an önce bonodan çıkmak için yarışa girer.
Faizi tetikleyen, döviz fiyatındaki yükseliş. Döviz fiyatındaki yükselişi tetikleyen ise giderek büyüyen cari açık (döviz açığı) oldu. Döviz açığının arkasında ise, yüksek reel faizin tetiklediği döviz girişi vardı.
Yüksek döviz girişi ve de giren dövizin hemen YTL'ye dönüşerek yüksek reel faizli bonoya bağlanması döviz fiyatının ucuz kalmasını sağlıyordu. "Saadet zinciri" kopunca "döviz-YTL" trafiği tersine döndü. İnsanlar YTL'den dövize yöneldi. YTL'yi bozdurarak döviz almaya başladı. Bu ise döviz fiyatının artmasına neden oldu.

Hani böyle değildi?
Her şeyin başı "güven"dir. Her şeyin başı "insanların paralarının batmayacağı" konusundaki inanışlarıdır. İyi zamanda yüksek faiz dövizin bozdurulmasını ve YTL'ye çevrilmesini teşvik eder.
İşleri kötüleştiğinde, güven yok olduğunda insanlar YTL'den kaçmaya, döviz almaya başladıklarında YTL değer kaybettiği için faiz yükselir. Yüksek faiz, güven bunalımının faturasıdır. Yüksek faiz YTL'de kalmanın bedelidir.

Enflasyon da artar mı?
Hem döviz, hem de faiz üretilen mal ve hizmetlerin maliyetini oluşturur. Döviz ve faiz ucuz ise mal ve hizmet maliyeti de ucuzdur. Döviz ve faiz yükseldiğinde maliyetlerin ve sonuçta fiyatların artması kaçınılmaz bir sonuçtur.
Döviz ve faiz fiyatında yeni dengeler oluşunca maliyetler ve fiyatlardaki hareket de sona erecektir. İşte bunun için şimdilerde dikkatle izlememiz gereken, döviz fiyatındaki harekettir. Önce döviz fiyatı bir yerde duracak. İstikrara kavuşacak. O zaman faizdeki hareket de duracak. Bu yeni dengeye göre fiyatlar oluşacak. Tabii olarak fiyatlar bugünkü rakamın üzerinde oluşacağından, enflasyon hedefinin üzerine çıkacağız.
Ne kadar üzerine çıkacağız? Onu hükümetin piyasaya vereceği "güven" belirleyecek.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Rektörler Çankaya'da
BEN önce Sayın Sezer'in bütün rektörleri dave...
Çetin ALTAN
Şerlok Holmes ve esrarengiz siyasal cinayetler
Kendimizi dünyaya yeterince tanıtamadığımızda...
Melih AŞIK
Hukukçu gözüyle...
Hazırlık soruşturması sürerken gazetelere çar...
Fikret BİLA
Baykal: Askeri müdahale değil, seçim istiyoruz
CHP lideri Deniz Baykal, "Türkiye'de ilk kez ...
Hasan CEMAL
Barış özlemi!
Nereye başını çevirsen, barış sözcüğü göze ça...
Yılmaz ÇETİNER
Başbakan kendisine güven isteyebilir, bakanlar istifa edebilir!
Haslet'in karikatürü dört dörtlük olmuştu... ...
Güneri CIVAOĞLU
Fırtına fotoğrafı
Üç kez üst üste "Avrupa'da yılın en iyi yatır...
Can Dündar
Ergenekon mu?
1 Mart Çarşamba akşamı yurtdışına gitmek üze...
Hurşit GÜNEŞ
Tahminler değişiyor, hedefler de değişmeli mi?
Önceki gün Devlet Bakanı Ali Babacan basın to...
Doğan HEPER
Erdoğan kimin başbakanı?
ERDOĞAN, Anayasa Mahkemesi'ne karşı.
Semih İDİZ
Tarih, tarihçilerin malı değilse, kimin malı?
Konuyla ilgili son yazımda Ermeni soykırımı i...
Faik ÖZTRAK
Enflasyona dikkat edilmeli
Mayıs ayı beklenti anketi yıl sonuna ilişkin ...
Hasan PULUR
Vav'ı atıfa, vav'ı kasem, metafor, metonimi...
LAİK Cumhuriyet'e ve Atatürk devrimlerine kar...
Derya SAZAK
Aldıkaçtı Hoca
Orhan Aldıkaçtı'yı kaybettik. 12 Eylül askeri...
Meral TAMER
Ecevit'in doğum günü 28 mayısta
Çoğunuz gibi benim de gözüm günlerdir televiz...
Yaman TÖRÜNER
Gayrimenkulde büyüme sinyali
Kur artışları bitmiş ve dövizde şimdilik yeni...
Güngör URAS
Önce döviz, sonra faiz oynadı, sıra fiyatlarda
Yurtdışına çıkınca insanın aklı Türkiye'de ka...
Serpil YILMAZ
Düşünce kalitesi eylem kalitesini belirler
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in himayeler...
M. Ali BİRAND
Bir insanın hayatına değdi mi?
Bu yazımı Türk ve Yunan politikacılara, aynı...

© 2006 Milliyet