|
Türkiye ilgisi!
KAHİRE
Konu futboldu. Havalimanından bindiğim taksinin şoförü, Beşiktaş'ta oynayan Mısırlı futbolcu Ahmet Hassan'ı sordu. Daha sonra söz, gelecek ay Almanya'da başlayacak Dünya Kupası'ndan açıldı.
Türkiye'nin son kupadaki dünya üçüncülüğünün Mısır'da nasıl bir sevinç dalgası yarattığını anlattı. Tabii bir de Galatasaray'dan, onun 2000 yılındaki Avrupa şampiyonluğundan heyecanla söz etti.
Şaşırmadım, zira biliyordum.
Bunları daha önce Ortadoğu'nun birçok yerinde dinlemiştim. Bir Müslüman ülke olarak kendilerinden saydıkları Türkiye'nin böylesine başarıları Arapları da mutlu ediyordu.
Kahire Havalimanı'ndan otelime gelirken bir kez daha tanık olduğum bu sıcak Türkiye ilgisi, Şarm El Şeyh'teki Dünya Ekonomik Forumu'nda da kendini belli etti.
Ama bu defa konusu farklıydı.
Ayrıca Mısırlı şoför yerine, daha çok Ortadoğu ülkelerinin işadamı, akademisyeni, insan hakları aktivisti ve gazetecisinden oluşan Arap eliti idi, Türkiye'ye bu ilgiyi gösteren.
Ve dört nedeni vardı bunun:
(1) Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle başlayan müzakere süreci... (2) Ekonomide kaydettiği gelişme... (3) Demokrasi yolunda kaydettiği ilerleme... (4) Türkiye'nin Ortadoğu ve İslam dünyasındaki yeri...
Şarm El Şeyh toplantılarındaki olumlu Türkiye ilgisinin odağında daha çok bu dört konu yatıyordu.
Bir panelde Türk, Mısır, Lübnan ve Malezya başbakanlarına soru yöneltiliyor.
Başbakan Erdoğan'a iki soru:
Biri, Mısırlı gazeteciden. Kendi Mısır Başbakanı'nın önünde, Türkiye Başbakanı'na soruyor, demokrasi konusunda Mısır'a tavsiyesi ne olabilir diye...
İkinci soru da yine Mısır ve demokrasi konusunda geliyor Erdoğan'a...
Üçüncü soru, Suriyeli genç bir kadın avukattan. O da Erdoğan'ın demokrasi ile ilgili olarak Suriye'ye ne gibi tavsiyeleri olabileceğini merak ediyor.
Başbakan Erdoğan'a dördüncü soru Lübnan-Suriye, beşinci soru İran ve nükleer güç konularında soruluyor, Türkiye'nin rolüyle ilgili olarak...
Bir başka paneli izliyorum.
Konu, Ortadoğu'da ekonomi...
Pakistan Başbakanı konuşuyor. Özelleştirmeden, küreselleşmenin kaçınılmazlığından söz ediyor. Arap dünyasında ekonomileri kısıtlayan engellere değiniyor. Bir Körfez ülkesinden, Bahreyn'den bir bankacı söz alıyor, işaret ettiği nokta ilginç:
Değişim ve Türkiye örneği!
Bahreynli bankacı, Türkiye'nin ekonomik alandaki başarılarına değinerek başlıyor sorusuna...
Panelden çıkarken, daha önceden tanıdığım genç bir Yunanlı işadamı -aynı zamanda bir düşünce kuruluşunun yöneticisi- ile karşılaşıyorum. İki büyük Yunan bankasının nasıl olup da Türkiye'ye geldiğini soruyorum.
Yanıtı ilginç:
"Balkanlar ekonomik bakımdan Yunanistan için kuru! Ayrıca Avusturya giriyor Balkanlar'a, arkasında Almanya'yla... Ortadoğu'da imajımız iyi ama henüz Arap ülkeleri ekonomik bakımdan hazır değil. Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve geleceği ise çok iyi bir noktada. Bu açıdan özellikle Fortis'in Türkiye'ye girişi tam bir güvenoyu oldu."
Gülerek ekliyor:
"Şunu da itiraf edeyim. Bir Türk bankası böyle Yunanistan'a gelse kıyamet kopardı. Ama bu arada Türkiye'den çok fazla ses geliyor; seçim dönemine mi girdiniz?.."
Türkiye'den çıkan sesler ve Türkiye ilgisi... Yarınki yazımın konusu da bu olacak.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|