|
Kaktüs çiçekleri
Önden yandan dikenli kollar çıkaranları; dikenleriyle, dilimli yarım kubbe biçiminde olanları; üstünde binbir diken, bir karışlık kalın bir sopa gibi dimdik duranlarıyla, 20 saksılık koyu yeşil bir kaktüs koleksiyonu; duası bilinmeyen bir doğa, yahut Tanrı hayranlığının ibadetine lehimler insan yüreğini...
Çarpık çurpuk, diken diken, topraktan bir vahşet görüntüsü gibi çıkan kaktüsler...
Ve onların, görünmez bir heykelcinin elinden çıktığı izlenimini veren, akıl ötesi formlardaki 20 saksılık bir koleksiyonu...
***
Yılda bir kez, mayısın ikinci haftası geçildiğinde; dikenleriyle dilim dilim, yarım bir greyfurt büyüklüğündeki koyu yeşil bir kaktüsten bir sap uzanır yukarı doğru; ucunda küçük bir tomurcuğu da olan bir sap...
Derken bir hafta geçmeden, bir gece saat 22'de, yaprak yaprak açık sarı muhteşem bir çiçek açılır o sapın ucunda... En süslü sözlerin bittiği ve şarkıların başladığı bir çizgide, bakmaya doyamayacağın muhteşem bir çiçektir, dikenli ve suspus görüntülü kaktüsün açtığı çiçek...
24 saat içinde sarıdan, mavimsi bir beyaza dönüşerek solup gider o çiçek...
Kaktüsler yılda bir kez, botanik aleminin en kısa ömürlü çiçeklerini açarlar; hayranlık boyutunun kalp atışlarını artıracağı güzellikteki çiçeklerini...
***
"Yönetici" olmakla, "yönetilen" olma arasındaki farkın; Gobi Çölü'yle Himalaya Dağı arasındaki farktan daha büyük olduğu bir ülke...
Hazine'den geçinmeliler kesiminin, "devlet" sayıldığı bir ülke... Koltuklara kurulmuşların ellerinde, çeşitli kutsal kavramlardan oluşan kalkanlar...
Rendelenip cilalanmış bir tarih ve yaldızlanmış nutuklarla, albenili bir şala sarmalanmış bir "yönetim" iskeleti...
Kimsecikler şalı aralayıp, altındaki siyahlaşmış iskelete bakamıyor.
***
Kendilerini o iskeleti korumakla görevli sayanlar; dilediklerini diledikleri gibi öldürebilir, yalan haberler yayabilir, silahlı suç örgütleriyle işbirliği yapabilir; cezalandırılmalarını istediklerinin suçlanması için, bizzat giriştikleri bombalı eylemleri, onların üstüne atabilirler...
En büyük özellikleri de, gizli olmaları ve hangi kaynaklardan nasıl geçindiklerinin bilinmemesidir.
Yılda bir kez açan kaktüs çiçeklerinin de, asla farkında değillerdir.
Şayet farkında olsalar, çok daha başka bir gözlükle görürlerdi, dikenli toplumların içinden çıkmış ozanları, yazarları, düşünürleri, sanatçıları ve bilimcileri...
Üstelik belki de, severlerdi onları...
***
Bir saksıda üst üste iki yumruk boyunda, tıkız, dikenli, koyu yeşil bir kaktüs...
Bir de onun açtığı çiçekleri bir görseniz...
Minicik kırmızı çiçeklerle çemberlenmiş bir taç başında...
***
Yan bahçede damlara doğru deli divane uzanmış, ortası sarı noktalı, mora çalan kırmızı çiçek şelaleleriyle begonviller...
Sonra da, Köyceğiz Gölü kıyılarında özenli ellerin diktiği palmiyelerle, yer yer kıpkırmızı zakkum öbekleri...
Arada sırada karşılaştığımız Belediye Başkanı Salih Erbay'dan, kısıtlı olanaklara karşın, duygulu sevda mısraları gibi göl kıyıları da, Köyceğiz'e giriş yolu da...
***
50 yıl sonrasının Köyceğiz'ini düşünüyorum, kimbilir nasıl bir değişim olacak?
Herhalde öncelikle Köyceğiz de, ortak anayasalı Avrupa Birliği'nin şıkıdım beldelerinden biri olacak...
Zengin bir kaktüs koleksiyonunun da bulunduğu, evrensel bir botanik bahçesi olacak...
Botanik bahçesinin bir yanında, evrensel bir arkeoloji müzesi olacak...
İçe kapanıklık, evrenselliğe doğru şenlikli bir açılma göstermiş olacak...
"Onlar-biz" ayrımı aşılmış ve evlilikler çeşitlenmeye başlamış olacak...
Avrupa Birliği doktorları, Avrupa Birliği okulları, Köyceğiz'de de kurumsallaşmış olacak...
İngilizce bilenler iyice çoğalmış olacak...
Motoru ses yapmayan helikopter turları, şimdiden hayal edilemeyecek ölçüde yoğunlaşmış olacak...
Çocukların da, gençlerin de gelecekleri için, hiçbir kaygısı olmayacak...
Politikacı açıklamaları, yerel ve bilimselleşmiş olacak...
Köyceğiz'le Sidney arasında 1840'tan sonra ilk çekilmiş yerel fotoğrafların ortak sergileri düzenlenecek...
Ve salt Köyceğiz'e özgü, bir de "Salaklıklar tarihi"nin, ekranlarla da hareketlenmiş fuarı kurulacak; öyle bir fuar ki, dünyanın dört bir yanından gelen taze örneklerle, sürekli zenginleşmekte olacak...
Ve o fuarda aynı zamanda "Tarihte kızılmış karikatürler" köşesi bulunacak.
***
50 yıl sonrasının Köyceğiz'i...
Fütürist bir değerlendirmenin bakalım ne kadarı gerçekleşmiş olacak?
O dönemlerde de mayısın yarısını geçince, bir gece saat 22'de, inanılmaz güzellikte bir çiçek açacak yine bir kaktüs...
Devletin görünmez iskeletini, görünmeden koruma çeteleşmesine uğramışların fark edemeyeceği, fark etse de algılayamayacağı bir kaktüs çiçeği...
***
O yıllarda yaşayacaklar, geceleri yıldızlara bakarlarsa, kendilerine gönderilen sevecen bir selama da rastlarlar belki...
c.altan@prizma.net.tr
|
|