|
 |
|
|
"Bu bando sokakta çaldığında sesine gelmeyecek adam yok"
Posta bandosu İstanbul sokaklarını arşınlıyor, tatil yörelerine de gidecek. Yayın yönetmeni Rıfat Ababay repertuvarı ve kıyafetleri kendi belirlemiş
MELİS ALPHAN
Posta gazetesinin bandosu İstanbul sokaklarını arşınlamaya başladı. Önce Nişantaşı sokaklarında, ardından Bağdat Caddesi'nde dolaşan Posta Bandosu sadece bir bandodan duymaya alışık olduğumuz marşları değil, aynı zamanda "Gül Döktüm Yollarına", "Hadi Bakalım Kolay Gelsin", "Ele Güne Karşı Yapayalnız" ve "Hepsi Senin mi?" gibi parçaları da çalıyor. Bandonun erkekleri çalıyor, kızlar dans edip izleyenlere lolipop dağıtıyor. Bandonun fikir babası olan Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, "Türkiye'nin festivallere, şenliğe ihtiyacı var. Posta orkestrası bu boşluğu dolduruyor" diyor.
Posta gazetesinin bir bandosu var artık.
Geçen kış Posta Caz ve Dans Orkestrası'nı kurduk. Oğlum Sinan şimdi 20 yaşında ve ilkokul 4'üncü sınıftan beri saksofon çalıyor. Bizim evde 10 yıldır bir saksofon sesi var. Sinan da sürekli bunların plaklarını dinliyor. Konserlere beraber gidiyoruz. Avrupa'daki okulunun da bir caz orkestrası var ve orada da çalıyor. Okul İskoçya'da küçük bir köyde. Konser verdikleri zaman civardaki köylerden 500 kişi geliyor. Bazen salonda 800-1000 kişi oluyor. Madem bu müzik bu kadar seviliyor, Türkiye'de neden sevilmesin diye düşündüm. Bizim çocukluğumuzda bir sürü orkestra vardı. Şimdi yok oldular. Ben İzmir'deki orduevinde askerlik yaptım. Orada da bir caz grubu kurmuştuk.
Siz de çalıyor muydunuz?
Yok, ben çalmam. Orada da kurulmasına önayak olmuştum. Bu caz grubu orada da çok ilgi görmüştü. Bakıyorum Sinan'ın okulunda genç çocuklar, köylüler ilgi gösteriyor. Dedim ki biz de kuralım böyle bir şey. Önce caz orkestrasını kurduk. Bu orkestra 22 müzisyenden oluşuyor. Bir de şefleri var. "New York New York" gibi herkesin bildiği klasik parçaları çalıyorlar.
Madem Posta'nın bir caz orkestrası vardı, neden bir de bando kurmaya karar verdiniz?
Caz ve Dans Orkestrası daha çok kışın çalmaya yönelik bir orkestra. Kapalı yer olacak, büyük sahne olacak, hepsi smokinli... Dedik ki, şimdi bahar geldi. Ben Paris'e çok gidip gelirim. Orada sokaklarda hep müzik vardır. "Fanfare" der Fransızlar buna. Bu tam bando da değil. Çünkü bando deyince aklına hep marş gelir. Posta Bandosu bunları da çalıyor ama yaptığı müzik daha hareketli, insanın içini kaynatıyor.
"Tarkan'dan coşkulu"
Bandodakilerin hepsi profesyonel müzisyen mi?
Hepsi piyasanın en meşhur müzisyenleri. Dokuz kişiler. Bir davul, bir trampet, iki trompet, üç saksofon, bir trombon, bir tuba var.
Neler çalıyorlar?
"Neler Oluyor Hayatta", "Aşkın Kanunu", "Gül Döktüm Yollarına" gibi şarkıları çalıyorlar. Ama mesela "Gül Döktüm Yollarına" şarkısını Tarkan'ın söylediği gibi değil, daha gürültülü, daha coşkulu çalıyorlar.
Bugün Beşiktaş civarında
Repertuvardaki şarkıları da siz mi belirlediniz?
Evet. Ben bir sirk hastasıyım. Dünyadaki bütün büyük sirkleri görmüşümdür. Sirk orkestrası daha çok üflemeli sazlar ve vurmalı çalgılardan oluşur. Bu bandonun tarzı biraz da Goran Bregoviç'in müziklerini andırıyor. Ezgiler aynı değil ama enstürümanlar ve tarz aynı. Bu biraz bando, biraz fanfare, biraz Bregoviç'in orkestrası... Eğlenceli bir şey. Ve sokakta çaldığı zaman bunun sesine gelmeyecek adam yok.
Daha önce nerelerde çaldı?
Bir cumartesi sabahtan akşama kadar Nişantaşı'nda çaldılar. Zaman zaman duruyor, zaman zaman da gezerek çalıyorlar. Geçen hafta Bağdat Caddesi'nde çaldılar. Geçen gece "Popstar"a çıktılar, iki marş çaldılar. Bugün Beşiktaş civarında çalıyorlar. Ondan sonra orkestrayı birer haftalığına Çeşme, Bodrum ve Antalya'ya götüreceğiz. Bu bando hem Posta'nın tanıtımını yapıyor hem de sokaklarımıza müzik katıyor. Paris'te metroda acayip güzel müzik çalarlar. Burada nasıl oluyor da herkes güzel müzik çalıyor diye sordum. Her yıl belli tarihlerde belediyeye müracaat ediyorlarmış. Belediye bunları imtihana sokuyor ve sertifika veriyormuş. Bu sertifika Paris sokaklarında müzik çalmak için gerekliymiş. Sertifikan yoksa polis seni götürebiliyor çünkü gürültü kirliliği yaratmış oluyorsun. Orada sokaklarda çalan insanların CD'leri var, satıyorlar. Bizim sokakların da böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu düşünerek yola çıktık.
"Düğünümde çalar mısınız?"
Nasıl tepkiler aldınız?
Bağdat Caddesi'nde çaldıkları yerlerde binlerce insan dinlemek için bir araya toplandı, trafik aksadı.
Posta halkın gazetesi diye bilinir. Bando zengin semtlerinde çalıyor.
Posta artık herkesin gazetesi. 700 bin gazete satıyoruz. Ama Nişantaşı'nda çalmak için ortam daha müsait, bir alışveriş merkezi. Hem hareketli hem de sokakları düzenli. İstenilen her yere götüreceğiz bandoyu.
Bando'nun Posta'nın imajına nasıl bir katkısı olur?
İnsanlar "Nişantaşı'nın böyle bir şenliğe ihtiyacı vardı. Siz bunu yaptınız" ya da "Oğlumun sünnetinde, kızımın düğününde çalar mısınız?" diyor.
Kıyafetleri kim hazırladı?
Ben çizdim. Diken birini buldum. Günlerce uğraştım. Her sabah oraya gidip kıyafetleri prova ettirdim. Kıyafetler bir bandodan çok sirk kostümlerini andırıyor.
|
|
|

|