Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Mayıs 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeşil Allah'ın emri mi?

malphan@milliyet.com.tr



Yeşil hayattır, doğanın rengidir. Gelişme, uyum, tazelik ve üretkenliği simgeler. İyileştirici gücü vardır. Gözü dinlendirir; dengeliliğe ve dayanıklılığa işaret eder. Zeytin yeşili barışın geleneksel rengidir.
Koyu yeşil ise genellikle para, hırs ve kıskançlıkla ilişkilendirilir. "Rüzgar Gibi Geçti" romanını okuduysanız, romanın zengin, güçlü, hırslı ve bencil kahramanı Scarlett O'Hara'yı bilirsiniz. Dillere destan bir güzelliği olan Scarlett yeşil gözleri ve koyu yeşil elbisesiyle akıllara kazınmıştır. Koyu yeşilin tüm özelliklerini kendinde barındırır Scarlett. Dul kaldıktan sonra siyah giymesi zorunlu olsa bile, nefret-aşk ilişkisi yaşadığı Rhett Butler'ın kendisine hediye ettiği zümrüt yeşili şapkayı takmadan duramaz. Yeşil elbise edebiyattaki yerini Scarlett O'Hara ile almıştır kuşkusuz.
Şu sıralar davetlerde bütün kadınlar Scarlett olmaya soyunuyor. Kime baksanız yeşil elbise giymiş. Oysa yeşil elbise güzel olduğu kadar çok da alaturka kaçabiliyor. Elbisenin modeline bu renk uymayabilir. Ama anlaşılan yeşil elbise Allah'ın emri, davetlerde giymezlik edilemiyor.

Bono'nun pembe gözlükleri

Gözlükleri, U2'nun yardım elçisi solisti Bono'nun ayrılmaz bir parçası. Turuncu, gri ve mavi camlı gözlüklerden sonra son dönemde favorisi pembe camlılar. En son İngiltere'de bir günlüğüne The Independent gazetesini hazırlarken Bono'nun bina içinde gözlüklerini çıkarmaması bazı çalışanlar arasında antipati yaratmış. Sadece orada değil ki, Bono Bush'la, Gorbaçov'la, Clinton'la, Chirac'la, Schröder'le, Merkel'le bir araya geldiğinde de, Dünya Ekonomik Forumu'nda da, diğer zirvelerde de çıkarmadı gözlüklerini. Bir tek Papa'yla buluşmasında, daha "eli yüzü düzgün" bir imaj çizmek istemesinden midir bilinmez, çıplak bir yüzle selamladı Hıristiyan dünyasının liderini. Bu mudur Bono'nun imajı? Renkli gözlükler... Rolling Stone dergisine gözlerinin ışığa duyarlı olduğunu, fotoğrafı çekildiğinde bütün gün flaş gördüğünü ve sağ gözünün şiştiğini söylemiş. Ama İrlandalı müzisyen güneş gözlüğü takmasının başka nedenleri de olduğunu itiraf ediyor: "Biraz kibirden, biraz mahremiyetten, biraz da hassasiyetten." E tabii, yoksa insan kapalı yerlerde neden güneş gözlüğü taksın? Bir derdi olmalı. Favori markası Bulgari'ymiş. Birçokları gözlüğün kenarındaki "B" harfini gördüğünde Bono'nun megaloman olduğunu düşünse de o, "Her zaman değil" diyor. Yani çoğu zaman o bir megaloman. Kim bilir, Bulgari'nin B'sinin Bono'nun B'si gibi algılanması hoşuna bile gidiyor olabilir. Ne olacak, o zaten Time tarafından "Yılın Adamı" seçildi. Ona her şey mubah. Her şey tıkırında, şimdilik Bono dünyaya pembe gözlüklerin arkasından bakıyor, sırada ne var, göreceğiz.


"Kavuğu ben devraldım"

Mavi gömlek, işçi montu ama en önemlisi kasket... İşte Ecevit'in 1970'li yıllardaki kostümü. Her ne kadar Ecevit'in kasketi, köylülerin taktığı sekiz köşeli kasketten çok, solcuların ve entelektüellerin kullandığı önü yüksek Lenin kasketini andırsa da, onunki yine de halk, çalışan sınıf ve köylülerle özdeşleştirilmiştir. Yurt gezileri sırasında birçok siyasetçi başına bu kasketleri geçirip objektiflere gülümsedi. Ancak, tam da Ecevit ölüm döşeğindeyken CHP lideri Deniz Baykal'ın Çorlu mitinginde benzer bir kasketle halkı selamlaması biraz tuhaftı doğrusu. Acaba Baykal son dönemde sağa eğilim gösterdiği suçlamalarından sıyrılıp "Ben de solda varım" mı demek istiyor? CHP'nin 70'lerdeki yükselme dönemindeki mirasa mı konmak istiyor? Eğer öyleyse, bu bir kasketle olacak iş mi?
Kavuk hikayelerinde hep meşruiyet aranır. Toplum tarafından kavuğu devralacak kişi kabul görmüştür. Baykal ise kendi kendine darbe yapar gibi kavuğa, yani kaskete el koydu. Ama tabii kafaya geçirmekle kavuğun / kasketin sahibi olunamıyor. Baykal'ınki biraz fırsatçılık olmuyor mu sizce?






CUMARTESİ
"Pamuk gibi çocuklar"ın finali
Tatil hazırlıkları başladı
"Bu bando sokakta çaldığında sesine gelmeyecek adam yok"
ne var, ne yok
Pritzker Mimarlık Ödülü bu yıl Türkiye'de veriliyor
En moda En yeni
Âdetsiz bir yaşam mümkün mü?
"Oh! Mis gibi marul kokuyorsun"
Liseliler için rock festivali
Melih Cevdet'in anısına oyun
Küçük klasikçiler sahnede





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet