|
 |
|
|
Sana nasihat: Yemek buldun ye...
Batu'nun kaburgaları sayılıyor, o derece zayıf. Bilmiyor ki bu dünyada en güzel şeylerden biri yemek yemektir
igursoy@milliyet.com.tr
Bugün sınav günü. Ayda bir gittiğimiz doktor muayenehanesindeki halimizi hep bir sözlüye benzetirim ben. Bu, doktorumuzun kabahati değil elbette. Ama sorduğu bazı sorularda karım Begüm'e bakışım, tahtada yazan problemin çözümünü arkadaşlarından dilenen vasat öğrencinin bakışıyla aynı çaresizliği yansıtıyor, elimde değil.
Hesabını ben vermem
Hele geçen aydan verdiği "ödevler" yok mu? Mesela son defasında düğmelerine basınca müzik çalan ya da ses çıkartan bir oyuncak almamızı istemişti Batu'ya. Almadık. Ne diyeceğiz adama şimdi? "Alamadık biz onu" mu diyeceğiz? Ama cevabını Begüm versin kardeşim. Ben o kadar dedim alalım diye.
Bu sınavın en sıkıntı verici anı ise Batu'nun kilosunun ölçüldüğü bölüm. Sadece anne sütü emdiği günlerde her şey çok güzelken, başka kayıntılar da devreye girince o dolgun günler geride kaldı. Gerçi ilk bakışta belli olmuyor çünkü yanakları hâlâ şişkin.
Ama üstünü her çıkardığımızda, Batu'nun kaburgalarının rahatlıkla sayıldığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Yazıya şu veriyi de katarak bilimsel bir hava oluşturayım. Batu boy uzunluğunda yaşıtı 100 bebekten 90'ını geride bırakırken, kiloda sadece 65'ini geçebiliyor. Doktor bu "persentil" ölçümlerini ilk yaptığında, kaç kişiyi geçtiğinin değil, bu sayıların birbirine yakınlığının önemli olduğunu söylemişti: "Biri 90'ken biri 60 çıkmamalı, oranlı olmalı" diye örnek vermişti hatta. Anlayın yani, doktorun abartmak için verdiği örneğin kıyısında duruyoruz.
Bu durumu düzeltmek için aylardır uğraşıyoruz aslında. Mamalar değiştirildi, yemeklere vitaminler eklendi vs. Ama tatmin edici bir sonuç alınamadı. Tahliller yapıldı, öyle çok fazla endişelenecek bir şey çıkmadı. Bir defasında, yine şapkasından yeni bir formül çıkaran doktorumuz şöyle demişti: "Bu sefer de kilo almazsa intihar edeceğim!" Sonuç değişmedi, kaburgalar yine sayılıyor. Allahtan doktor da "hayatın yaşamaya değer" olduğunu düşünüyor olacak ki bu fikrinden caydı.
Bu durum evde bir gerginlik yaratıyor haliyle. "Biz bu çocuğa iyi bakamıyor muyuz?" soruları yüksek sesle soruluyor. Ben hayatımın önemli bir kısmını işyerinde geçirdiğim için tam bir otorite sayılamam ama görebildiğim kadarıyla böyle bir sorun yok. Zaten Batu'nun enerjisi de yerinde. Mamaları doktorun tarif ettiği biçimde hazırlanıyor, onun söylediği miktarda ve saatlerde veriliyor. Burada iş dönüp dolaşıp Batu'da kilitleniyor. Yemek yerken arıza çıkarmayacak, hepsi bu.
Kate Moss'çular: "Ne güzel"
Biz kendimizi zayıf görmekten hoşlanmadığımız için oğlumuzu da görmemek için çabalayacağız. "Ne güzel bak, ince biri olur, rahat eder" diyen Kate Moss nesline hiç kulak asmıyoruz. "Allah Allah, zayıf ha... Demek ki size hiç çekmemiş" diyenlere ise teessüf ediyoruz.
|
|
|

|