|
 |
|
|
Yüzmeyi bilmek
Beşiktaşlılar, ligde iki maçı da kazanan takımlarının, yarı final serisinde Efes Pilsen'e elenmesine şaşırmasın, karalar bağlamasın... Sığ suda koşmakla, açık denizde iri dalgalarla boğuşmak birbirinden çok farklı... Yüzmeyi bilmiyorsan, derin sularda boğuşmak, ayakta kalabilmek o kadar kolay değildir.
Efes Pilsen ile Beşiktaş arasındaki seride sonucu tayin eden, finale çıkan takımı belirleyen farklılık "tecrübede" yatıyordu. Beşiktaş kazanma arzusu, mücadele gücü, taraftar desteği, iyi bir teknik ve oyuncu kadrosuna sahipti. Ama uzun maratonda sona gidilirken, bu özelliklerin yanına çok önemli bir detay da eklemek gerekiyor; o da tecrübe... Ve zorluk derecesi yüksek, kritik maçları oynamasını çok iyi bilen Efes, bu artısını ön plana çıkararak Beşiktaş'a karşı dört maçın üçünü de galibiyetle sonuçlandırdı, finale çıktı.
Seyirci şart
Serideki maçlara baktığımızda, dünkü de dahil olmak üzere iki takımın da savunma olarak üst düzey randıman verdiğini söyleyebiliriz. Ancak Beşiktaş, oyuncularının savunma yönünü tüm çıplaklığıyla ön plana çıkardığı bu seride skorda da en az o kadar "çıplak" kaldı. Ellis ve Barış gibi normal sezonda skora önemli katkı yapan iki oyuncu, rakip forvetleri kilitleme görevini üstlenince, hücumdan düştüler.
Dünkü maçta Kerem Tunçeri'nin sakatlığı nedeniyle oynayamıyışı Beşiktaş'ın organizasyon sıkıntıları yaşamasına da neden oldu. Buna karşın Efes Pilsen gibi zor rakibe karşı son çeyreğe kadar direnişi sürdürdü.
Efes Pilsen de soğukkanlı ve sabırlı oyunuyla finali hak etti. Ancak bu kadar yıldır Türkiye ve Avrupa'da sayısız kupa ve tecrübe kazanan Efes'in hâlâ "seyirci" kazanamamış olması da bir o kadar düşündürücü... Futbol ülkesi olmanın en kötü yanı da bu değil mi zaten...
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|