|
 |
|
|
"Sabah elinde filelerle dolaşan bir anne, gece ise patronum"
Bu yaz Sortie'de hizmet verecek Buz'un ortaklarından Lal Dedeoğlu, başarılarının sırrının yenilikçi olmalarında yattığını söylüyor: "Yenilikçiydik ve hâlâ öyleyiz. İçkide de, müzikte de hep yeni bir şeyler yapma peşindeyiz." Hem bir anne hem de başarılı bir işkadını olan Dedeoğlu "Kadınlar her şeyi kolaylıkla idare edebiliyor. Adaptasyon kabiliyetleri büyük" diyor
MELİS ALPHAN
Kuruçeşme'deki Sortie'nin açılışının ertesi günü, Lal Dedeoğlu'yla gece kulübünün içindeki Buz barda buluştuk. O yine her zamanki endamıyla içeri süzülürken devam eden hazırlıkları kolaçan etti, sonra yanımıza geldi. Elbisesi yine sade, saçları yine uzun ve doğaldı. Yıllardan beri değiştirmediği görüntüsü yine aynıydı.
39 yaşındaki Dedeoğlu kendisi hakkında konuşmaktan, ön planda olmaktan hoşlanmıyor. Ama biz onu yakalamışken hayatıyla ilgili de konuştuk. Onun hakkında hep soğuk, mesafeli bir kadın olduğu, ciddi durduğu ve yüzünün pek gülmediği söylenir.
O bu sorudan sıkılmış olacak ki, neden böyle dendiğini sorduğumda artık bunu duymaktan hem biraz sıkılmış hem de kabul eder bir halde "Siz de sormayın artık. Soğuk bir kadınım, ondan herhalde" deyiverdi. Oysa hiç de öyle göründüğü gibi değil. Aslında Lal Dedeoğlu hakkında söylenebilecek tek şey "sahici" biri olduğu.
Siz fotoğrafçıyken iş hayatına atıldınız. Halbuki insanlar genellikle bir gün iş hayatından kopup fotoğrafçı olma, resim yapma ya da bir kitap yazma gibi hayaller kurarlar.
Ben böyle ters bir kadınım! İnsanları ağırlamayı çok severim. Bir sürü insanın buluşma noktası benim evimdi. Şimdiki ortağım Ender Saral da işinden çok memnun değildi. Ben nasıl olsa Ender var diye o zamanki işim olan fotoğrafçılığı da rahat yürütebilirim diye düşündüm. Böyle büyük boyutlarda bir şey de düşünmüyorduk. Daha ufak tefek şeyler vardı aklımızda. Nişantaşı'ndaki üçüncü katı açtığımızda Buz bir anda eğlence mekanı haline geldi.
Nasıl oluyor da insanlar Buz'da bu kadar çok eğleniyor?
Hep yeni bir şeyler yapma peşindeyiz. Mojito daha öyle çok içilmezken biz yapardık mesela. Müzikte araya Ajda şarkıları koyardık. Pazartesi günleri caz koyduk. Sonra o patladı. Hep risk aldık. Bizim orta masa, İstanbul'da ilk kez herkesin birlikte oturduğu bir yerdi. Galatasaray Adası'nda herkesin önünden geçip hayal etmeyeceği bir şey yaptık.
"Taviz vermemek gerek"
Türkiye'deki kimi illerde bazı belediyeler alkollü mekanları şehrin dışına taşımak istedi. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Böyle bir şey İstanbul'da olamaz çünkü bu şehir yurtdışı turizmine de açıldı ve insanlar akın akın buraya eğlenmeye, gezmeye geliyor.
İstanbul gece hayatında ayakta kalabilmenin sırrı ne?
Bu taviz vermemeyle ilgili. Bazen çok kazançlı teklifleri bile reddettik. Bir çizgimiz var ve bundan farklı bir şeyler yapmamaya çalıştık. İstikrarlı olmak, markanın arkasında durmak ve yaratmak istediğin markaya saygılı davranmak çok önemli.
Çalışma saatleriniz nasıl?
8.30'da kalkıyorum. Çok geç saatlere kalmamaya çalışıyorum. Daha çok gündüz işlerini devralıyorum. Tabii bazen sabah 5'te de yattığım oluyor, 23.00'te de.
"Evimi çok seviyorum"
13 yaşında bir kızınız var. Onunla görüşmeniz zor olmuyor mu?
Kızımla çay saatini kaçırmayız. O uyuyana kadar onunla vakit geçirip sonra çıkarım. Benim için dengelemesi kolay oluyor. Bu gerçekten kadının kudreti. Kadınlar her şeyi kolaylıkla idare edebiliyor. Adaptasyon kabiliyetleri büyük. Bir yandan anne, bir yandan gece patron, bir yandan sabah elinde filelerle dolaşan bir kadınım.
Peki kızınızın zaman zaman "Anne n'olur bu gece işe gitme, benimle otur" gibi istekleri olmuyor mu?
Bazı geceler onun benimle birlikte seyretmek istediği diziler oluyor ama genelde ben iş haricindeki her saatimi kızımla geçiriyorum. Pazar, pazartesi dizilerimiz var. Birlikte izliyoruz. "Bugün kızımla kalıyorum, haydi keyif yapalım" dediğim zaman da yapıyoruz.
Kızınız birkaç yıl sonra geceleri dışarı çıkmak istediğinde nasıl tepki vereceksiniz? Sonuçta gece hayatını tanıyor, bir sürü şey görüyorsunuz.
O daha şanssız olabilir. Gittiği her yer benim tanıdığım işletmeciler ve işletmeler olduğu için her an takip altında olacak.
Sıkı bir anne misiniz?
Değilim ama çok evhamlıyım. Şu anda ikiz gibi yaşadığımız için rahatım ama o zaman geldiğinde herhalde evhamlanacağım.
İzin gününüzde ne yaparsınız?
Evimde vakit geçiririm.
"Annemin sofraları ünlüydü"
Hâlâ evde misafir ağırlıyor musunuz?
Yine oluyor, çok acayip. Pazar günleri yine bende yiyilip içiliyor. O başka bir zevk.
Yemeğe merakınız kimden geliyor?
Annem. Annemin o zamanlar kurduğu sofralar da çok meşhurdu. Çok yaratıcı bir kadındı. Annemle babam nasılsa Ender'le ben de öyleyiz. Babam çok sosyaldi, çok davetkardı. Hiçbir zaman pazar sabahı kendi başımıza kahvaltı edemezdik. Herkes bize gelirdi.
Ablanızın bu işlerle ilgisi var mı?
Ablam grafiker. O da çok başarılı. Akademi'yi bitirince ABD'ye gitti. Burs aldı ve çok önemli bir profesörün asistanı oldu.
El attığınız her işi başarır mısınız?
Sevmem lazım. Gençken profesyonel olarak hentbol oynadım. İyi bir hentbolcuydum. Sonra hayatıma fotoğraf girdi. Sonra da bu iş oldu. Genelde baktığımda, bir şeyleri yapıyorum. Annem de iyi bir işkadınıydı. Bize hep "Tek başınıza ayakta kalın. Başınıza ne gelirse gelsin, işinizi de kaybetseniz, diğer taraftan yapabileceğiniz bir şeyler olsun" derdi.
Anneniz ne iş yapıyordu?
Dedemle çalışıyordu. Dedemin ateş tuğlası ve madeni malzemeler ithalatıyla uğraşan bir mümessillik firması vardı.
Babanızın işi neydi?
Temizlik malzemesi fabrikası vardı.
"Bizde patronluk yok"
Güzel bir kadınsınız. Rahatsız edenler olmuyor mu?
Bu her kadın için geçerli. Bir arkadaşınızla bara gittiyseniz ve orası rahatsızlık verecek bir ortamsa, siz de rahatsız edilirsiniz. Ama bizim ortamlarımızda rahatsız edecek tipler barınmaz. Bir de işletmenin sahibi olunca, yanaşıp rahatsız etmeleri çok güç oluyor.
Bu "rahatsızlık veren" kişileri mekandan uzak tutmayı, herkesin rahat ettiği bir ortam yaratmayı nasıl başarıyorsunuz?
Bu bilinçsizce de verilen bir havayla ilgili. Duruşumuz, oradaki halimiz, tavrımız karşısında rahatsızlık verebilecek insanlar "Buralar pek bize göre değil" diyebiliyor.
Nasıl bir patronsunuz?
Bizde patronluk yok. Her şey çok eşit. Buz ilk açıldığında ben önlüğümü takıp içeride çalışırdım, Ender kasaya bakardı. O ruhumuzdan hiçbir şey kaybetmedik. Çok sosyalist bir işletmeyiz aslında. Son söz bizim ama o karar verilene kadar herkesin fikrini dinleyip doğruya karar veririz.
"Çocukluğumdan beri yaşımın kadını olmam gerektiğini düşündüm"
Bazı insanlar size neden "soğuk kadın" diyor?
Bunu artık siz de sormayın. Soğuk bir kadın olduğum için herhalde. Tanımadığım insanlarla aramda bir mesafe var.
İnsanlara güvenmiyor musunuz?
Tam tersi. Herkese de güvenirim.
Ketum biri misiniz?
Evet.
Sinirlenir misiniz?
Sinirlenirim çünkü ailem Trabzonlu. Karadeniz kanı taşıyorum. Ciddi sinirlenirim ve o anda beni sakinleştirmeye imkan yoktur. Ama sinirlenip içimdekini boşaltırım.
Her gece dışarıda olunca eğlence hayatından bıkkınlık geliyor mu?
Uzun bir süre işten sonra gece bir yerlere gitmekten keyif almadım. Fakat son iki aydır baharla beraber bana da bir hareket geldi. İşten sonra birtakım yerlere gidiyorum ama bu bir dönem.
Yemeğe nerelere gidiyorsunuz?
Mikla, Balıkçı Sabahattin, Dragon.
Kokteyllere meraklısınız. Bunları denemek için gittiğiniz yerler var mı?
Yurtdışında gittiğimiz yerler ya da bazı kitaplar var. Manav dolaşırken de aklıma bir şeyler geliyor.
Favori içkiniz hangisi?
Bu yıl votka martiniydi.
Tatile nereye gidersiniz?
Yazın mavi yolculuk. Kışın kayak. Avusturya'ya gidiyorum.
Nerelerden alışveriş ediyorsunuz?
Çok fazla marka giysi almıyorum. Ayakkabı benim için çok önemli. Gündüz salaş ve rahat giyiniyorum, gece ise biraz daha şık. Kıyafetlerime çok sade de denemez çünkü ayakkabılarımın hep dikkat çeken bir detayı vardır. Gece topuklu, gündüz spor ayakkabı giyerim. Türkiye'de Hakan Yıldırım'ı çok beğeniyorum. Zaten bir sürü giysimi o yapıyor. Yurtdışında ise en sevdiğim tasarımcı Vivienne Westwood.
24 yaşınıza kadar iddialı giyinirmişsiniz, sonra giyim tarzınızı değiştirmişsiniz.
O anne olduğum devreydi. İddialı değil de, değişik bir şeyler denerdim. Şimdi artık daha sakin giyiniyorum. Kendiliğinden oldu bu. Çocukluğumdan beri hep yaşımın kadını olmam gerektiğini düşündüm. Kendime bilinçaltında söylediğim bir şey bu.
Kontrollü biri misiniz?
Evet. Aslında çok içimden geldiği gibi yaşarım. Onun için de çok özgür bir kadınım. Kendime yasakladığım bir şey hiçbir zaman olmadı ama hiç sigara içmedim, içkiye düşkün olmadım. Kendime çizdiğim doğruda mutlu oldum.
"Buz'un hep aynı yerde kalmasını isterdim"
Yazın hangi Buzlar açık kalacak?
Bağdat Caddesi'ndeki ve NuPera'daki Buz'u yaz için kapattık. Şimdi Kanyon'da küçük, şık bir bar açıyoruz.
İşletmeciler sürekli bir yeri kapatıp başka bir yeri açıyorlar, çoğunlukla mekanların ismi de değişiyor. Siz isminizi muhafaza ediyorsunuz ama siz de yeni yerlere taşınıyorsunuz.
Bazı yerlerden mecburen taşınıyoruz. Ya sözleşme bitiyor ya da başka sorunlar çıkıyor. Üçüncü kat çok sevdiğimiz bir yerdi. Fakat gürültüden dolayı apartman sakinleri rahatsız oldu. Mecburen çıktık.
Hep aynı yerde kalmayı tercih eder miydiniz?
Ederdim. Ben zaten tutucu bir kadınım. Yapılmamış bir şeyler yapma anlamında değişiklikten hoşlanırım ama hep aynı yerde kalmak isterdim.
"Londra'da Buz açmayı düşündük"
İstanbul dışında bir Buz açılacak mı?
İstanbul dışına hiçbir zaman sıcak bakmadık. Hem güneydeki yerlerin dönemleri çok kısa hem de orada çalışan kalifiye adamı bulmak zor. Ama belki yurtdışı olabilir. Londra'da açmayı düşündük.
Sortie gibi büyük bir işletmenin içinde olmakla tek başına olmak arasındaki farklar neler?
Tek başınayken bütün sorumluluklar sende oluyor. Büyük bir işletmenin içinde olunca bu sorumluluğu paylaşıp daha rahat ediyorsun.
Buraya Buz müşterisinin mi, yoksa Sortie müşterisinin mi gelmesini bekliyorsunuz?
Burası neredeyse 4 bin kişiyi bir gecede ağırlayabilecek kapasitede. Biz Buz olarak daha butiğiz. Bu kadar büyük yerlerde butik mekanların çemberini genişletmesi gerekiyor.
|
|
|

|