Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Mayıs 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Altın Palmiye yarışı aslında bir film borsası

Cannes Film Festivali film endüstrisinin pazar yeri. Palmiyenin yaprağı yönetmene, oyuncuya veriliyor ama meyvesini yapımcı ve dağıtımcı yiyor

ALİN TAŞÇIYAN

Festivallerde filmler hisse senetleri misali değer kazanıp değer kaybediyor. Yapımcı ve dağıtımcılarına pazarlık ettirip para saydırıyor. Film eleştirmenleri de ekonomi sayfasının finans yazarları gibi borsadaki değişimleri, hisse senetlerinin performansını yorumluyor. Dün favori gösterilen film yarın üçüncü sıraya düşüp ödül şansını yitirebilir.
Dağıtımcılar yıldız çizelgelerine bakıp hangi filme yatırım yapacaklarına karar veriyor. Yapımcı filminin fiyatını artırmak ve olabildiğince geniş bir alanda dağıtım şansı bulmak için filmi yarışmaya seçilsin diye çırpınırken bir filmi önceden satın almış dağıtımcı da gişe hasılatını yükseltebilmek için yarışma komitelerine baskı yapıyor. Dolayısıyla Altın Palmiye yarışı aslında bir film borsası...
Yalnız Altın Palmiye'nin verildiği Cannes değil elbette film endüstrisinin yedinci sanatın önüne geçtiği film festivali. Berlin, Venedik, Toronto gibi büyük festivaller de...

Bir insan kaynakları çalışması
Öncelikle dünya çapında dağıtımı olan, usta yönetmenlerin yönettiği, yıldızların rol aldığı pahalı, şık, iddialı yapımların yarışmalarda aslan payını kapmasının böylesine pragmatik bir nedeni var. Sinemaseverler kırmızı halıdan geçenlerin fotoğraflarını çekip yönetmenlere hayran olur, basının büyük kısmı filmleri sinemasal yönden tartışırken gösteriyi iş dünyası yönetiyor.
Arada bir-iki genç yönetmen, dikkat çeken yeni yetenek, göz ardı edilemeyecek kadar iyi film de sıyrılıyor ki taze kan gelsin sinemaya. Bir tür insan kaynakları çalışması diyebiliriz buna.
Bunca yıl bu kadar iyi film ödüllendirilmiş, ustalar keşfedilmiş, yıldızlar doğmuşken sistemden fazla da şikayet etmeye gerek yok. Ama sinemadaki tıkanma, ustaların yeni filmlerinin eskilerinin üstüne çıkamayışı, hatta altında kalması, birçok iyi filmin yan bölümlerde saklı kalması, şık yapımların gölgesinden kurtulamayışı vb. öğeler bu sistemin revize edilmesi ve sıradan sinemaseverin de bilgisine sunulması gereğini doğuruyor. Kaldı ki Türkiye dahil birçok ülkede bu tür ilişkilerden kimse haberdar değil. Doğru ilişkileri kuranlar kendi şanslarını yaratıyor ancak.

Piyasaya yön verenler

50. Cannes Film Festivali'nde de hem Fransa'daki dağıtımı hem de uluslararası satışı açısından filmlerin belirli şirketlerin elinde toplandığı gözden kaçmadı. İngiliz şirketi Wild Bunch örneğin yedi filmin uluslararası satışını üstleniyor. Aşağıdaki liste filmlerin bu sayfada okumaya alışık olduğunuz ölçütler dışında ölçütlerle de yarışmalara seçilebileceğinin göstergesi.
Pathe: The Wind That Shakes the Barley, Volver, Marie Antoinette
Wild Bunch: Summer Palace, Selon Charlie, Southland Tales, Il Caimano, L'amico di famiglia, El Laberinto del Fauno, Cronica de Una Fuga
Pan Europeene: Cronica de Una Fuga, El Laberinto del Fauno
Pyramide: İklimler, Lights in the Dark, L'amico di Famiglia
Mars: Babel, Indigenes



PAZAR
Üç milyon ziyaretçi için hazırlar
"Sabah elinde filelerle dolaşan bir anne, gece ise patronum"
İstanbul'un yeni yaramaz çocuğu*
Tarihimizle yüzleşti
Kumpanya çanları kampüste çalıyor
"Kitabım müzik hastalarına"
Altın Palmiye yarışı aslında bir film borsası
Deniz ve güneşe padişah macununu ekledik
Hayvanlar hâlâ 'hak'sız
Mükemmel değil, mükemmele yakın
Cem Sultan'ın izinde (2)
Ercan Arslan'a bir ödül daha
Elhamdülillah muasır Mısır
O bir İkizler!
İkizler ve ünlüleri
Dordogne: Kaz ciğeri ve trüf
Tarihyazıcılığımız bekleneni verebilir mi?
Yoğurt her derde deva
Medeniyet dediğin...
"Beyin uyuyarak değil, şaşırarak dinlenir"
Kahramanların içkisi!





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet