Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Mayıs 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yıldırım döner mi?

"Bu sefer 2001'den farklı. Kararımdan dönmeyeceğim." Aziz Yıldırım bunu birisiyle dertleşirken, bir arkadaşına dert yanarken, fikir danışırken, sıkıntıyla ve bir anlık yılmışlıkla söylemedi. Bu saati belirlenmiş bir basın toplantısında bizzat kendi ağzıyla deklare edildi. Ve ekledi "Bu bir anda verilmiş bir karar değil. 4 gün düşündüm".
Bunları Fenerbahçe Başkanı söyledi. Herhangi birisi değil. Herhangi bir Fenerbahçe Başkanı da değil. Belki modern zamanların taraftarca en çok sevilen başkanı. Gücüyle grupları zayıflatan, kulübü basına kesin olarak kapatan, tam bir iktidar sağlayan sorgulanmaz iktidar, bunları söyleyen. Bu açık, net ve tartışmasız ifadelerden dönüş olmaz. Dönerse artık Aziz Yıldırım, Aziz Yıldırım olmaz. O yüzden bu konuyu tartışmak dahi anormal.
Yıldırım, Fenerbahçe'de büyük bir güç olarak kalmaya devam etmek isteyebilir. Fenerbahçe'den 100. yılında uzaklaşmak da istemeyebilir. Bu beklenen bir durum. Ama başkanlığı devam ettirmesi... Bugün onu yeniden göreve çağıranlar dahil herkes o zaman durup düşünecektir. Yıldırım ne yaptı? Neyin peşindeydi? Ve bizden saklanan nedir?
Bir Fenerbahçe başkanı yukarıda hatırlattıklarımızı tüm kamuoyuna açıkladıktan sonra "Döndüm" diyebilir mi? Yani ağzından böyle bir şey çıkabilir mi demiyorum. Bu hakkı kendinde görebilir mi? Başkanlık böylesine kesin bir iktidara izin verse de, böyle bencil bir tavra izin verebilir mi? Hayır!
Yıldırım göreve dönerse bu kez onu daha ağır bir sorumluluk bekliyor. Neden bırakma kararı aldığını açıklamak zorunda kalacaktır. Çünkü o gün açıkladığı nedenler bugün de ortada duruyor. Onun üzerinden Fenerbahçe'ye zarar verildiği fikrindeyse eğer, göreve döndüğünde bunun azalmayacağını, hatta daha da artacağını da biliyor olmalı. Bu manevra sonrası diğerleri onu artık daha çok sevmeyecek. Üstüne üstlük camia içinde de artık geçmişte olduğu gibi kesin bir konsensüs desteği olmayacak. Bu manevra ona olan desteği azaltacak. Tek çıkış yolu eğer başka bir sebep varsa onu açıklamak olacak. Yani bir yerden bırak mesajı geldiği dedikoduları doğruysa bunu açıklama zorunluluğu doğacak.
İşte bu yüzden Aziz Yıldırım'ın döneceği tartışmaları yersizdir. Çünkü Aziz Yıldırım hakkında ne düşünürseniz düşünün çok akıllı bir adamdır. Ve bir liderin nasıl davranması gerektiğini çok iyi bilir. Dönüşün onu her şeyden fazla yıpratacağını da!

2-2-2-2

Terim'in uygulatmayı düşündüğü yeni diziliş versiyonu kafa karıştırmış belli ki. Fatih Terim bir açıklama yapmak ve aslında 4'lü savunmayla oynadıklarını belirtmek ihtiyacı duydu.
Terim'in bahsettiği diziliş bir 4-4-2 versiyonu. Klasik versiyondan farkı kanatları 3-5-2 gibi kullanması. Yani savunma kanatları ne kadar savunmacıysa o kadar orta saha ve hücum oyuncusu.
3-5-2'den farkı ise geride sabit bir libero kullanmak yerine çapalardan birini gerektiğinde savunmacı gibi kullanması. Fenerbahçe örneğinden düşünürsek: Aurelio, Ümit akına çıktığında savunmanın bir parçası olur. Bütün sezon boyunca olduğu gibi. Amaç da her yerde rakipten daha kalabalık olmak. Ama tabi bu oyun daha sağlam savunma göbekleri gerektiriyor. Ve tabii iki yönü ve ciğerleri kuvvetli savunma kanatları...

Nobre ve hindi

Tam bir birliktelikle Tuncay'a karşı çıktık "Hindi"li tezahüratı için. Bir futbolcu hata yapmış, özür dilemişti ve onun hakkında söylemediğimizi bırakmadık. Ben şimdi ondan kendi adıma özür diliyorum. Bizzat Galatasaray Kulübü'nün resmi ürünlerini gördükten sonra. Yani "Hindi"li tişörtleri!
Nobre'nin Rize'de elle attığı gol ve Samsun'da kendini yere atıp hem Kerem'i, hem Samsun'u, hem de Serdar Tatlı'yı tarumar edişi sonrası da Brezilyalı'yı patakladık hep birlikte. Şimdi kendi adıma, demediğimi bırakmadığım Nobre'den de özür diliyorum. Beşiktaş'ın ona 6 milyon dolar değer görmesi nedeniyle. Bir oyuncunun bir anlık adrenalin patlamasıyla söylediği bir tezahürat eğer bir tişörte basılabiliyorsa o zaman neden karşı çıktık ki! Ve eğer bir futbolcuya sahtekâr diyebiliyorsak nasıl onu transfer edebiliriz.

Harika bir film 16 dakika

Şahane bir film. Ligin son 16 dakikasındaki tüm dramatik anlar var. Ayhan'ın korku endişe ve umut dolu bakışları. Hasan'ın gözyaşları, Mondi'ni duası. Diğer tarafta Tuncay'ın yıkılışı, Daum bitişi, Appiah'ın haykırışı. Galatasaray tarihinin en inanılmaz şampiyonluk öyküsü Lig TV kameralarından alınan onca görüntüyle bir DVD'ye dönüştürülmüş. Hemen maçın ertesi günü yönetim Digitürk'le anlaşmış montaja girmişler ve 3 günde piyasa sürülmüş bu muhteşem belgesel. Şahane bir müzikle renklenmiş ama aktüel ses, spiker anlatımları da unutulmamış. Lig tarihinin en harika finali ölümsüzleştirilmiş. Tüm müzik marketlerde... Yok. Çünkü kimsenin aklına gelmedi bu filmi yapmak. Tıpkı UEFA Şampiyonluğu'nun kullanılamadığı gibi bu da kullanılamadı. Hiç aramayın.

Tümer'in askerlik "sorunu"

Öyle bir noktadayız ki, Tümer'in askerlik sorununu halleden kulüp onunla sözleşme imzalayacak. Dikkatinizi çekerim sürekli kullanılan tamlama "Tümer'in askerlik sorunu". Bir futbolcunun askerliği kolayca "sorun" olarak ele alınabiliyor. Ama bir yazar (Perihan Mağden, Yıldırım Türker) çıkıp vicdani ret bir haktır dediğinde mahkemelere düşüyor. Sebep halkı askerlikten soğutmak.
Sayfalara demeçler verip, kulüp yöneticilerini "Askerliğimi halledene giderim" açık artırmasına çıkarmak mı insanları vatani görevden soğutur, yoksa bir çok ülkede anayasal hak olarak tanımlanmış vicdani reddi tartışmak mı?
Bu ülke gittikçe garipleşiyor. Askerlik ve asker üzerine milyon defa düşünmeden bir kelime edilemeyen bu topraklarda, bir futbolcunun askerlik durumu sorun olabiliyor. Bakalım kim halledecek de, Tümer o kulübe gidecek diye düpedüz açık artırma başlıyor. Gelin çıkın şu futbolun içinden.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Orada kal Denilson!
Kadıköy'de sıcak saatler
Fatih Terim ilk 11 peşinde!
Günübirlik zirve!
Bulak: Nöbetçi antrenör olmayız
Ülker finale uçtu: 86-78
'Men in black'
Kim Clijters farkı
Dallas servis kırdı
Zidane'ın gölgesi
Hentbolcuların tarihi heyecanı
Haber turu...
Yıldırım döner mi?
Cigaranın dumanı
İstifam geldi!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Yıldırım döner mi?
"Bu sefer 2001'den farklı. Kararımdan dönmeye...
Ercan GÜVEN
Cigaranın dumanı
Ufacık bir haberdi ama Pazar gününe damgasını...
Nilay YILMAZ
İstifam geldi!
Seküler yansımalı ruhani lig tatilde. Şampiyo...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet