Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Mayıs 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cigaranın dumanı

Ufacık bir haberdi ama Pazar gününe damgasını vurdu. Elinde Milliyet olan her dostuma "vay be" dedirtip dolu dolu kahkahalar attıran olay, Samsun'da yapılan üçüncü lige terfi müsabakalarında geçiyordu.
Aslında haberi okumaya bile gerek yoktu; DHA muhabiri Davut Aktaş'ın çektiği fotoğraf her şeyi anlatıyordu.
Kulübeden maçı seyreden bir yedek futbolcu keyifle sigarasını tüttürüyordu!..
Kahramanımız Bursa Orhangazi Gençlerbirliği'nden eski Fenerbahçeli Faruk'tu...
Maçın 85. dakikasında sigarasını söndürüp oyuna giren Faruk sıradan bir futbolcu değildi elbet. Aynı zamanda takımının antrenörlüğünü yapıyordu.
85. dakikaya kadar antrenör olarak sigarasını içmiş... Söndürmüş, futbolcu olarak maça girmişti.
"Ne var bunda yahu" diyebilirdi.
"Başka tiryakilikleri olan hocaları bile sineye çektiniz, sigaramın dumanına mı taktınız"...
Gerçekten de "teknik" olarak kimse laf edemez, ancak hayret edebilirdi Faruk'a.
Nitekim öyle oldu.
Okuyanlar "vay be" dediler. Sonra şaşkınlıklarını kahkaha ile süslediler.
Ama bitmedi... Bir de benden yorum istediler.
Açık söyleyeyim; kınamadım.
Taraftar yorumculardan ne farkı vardı Faruk'un?
Onlar da işlerine geldiği anda şapkalarını nasıl değiştiriyorlarsa, "taraftar" olarak takımlarının haklarını korumaya çalışırken nasıl bir anda "adil yorumcu" kesiliyorlarsa Faruk da "hoca" kimliği ile sigarasını tüttürüyor, maça girerken söndürüyordu.
Nasıl kınarım Faruk'u?
Ya "Oynarken içiyor muyum sen ona bak" derse
Ya "Önce kendi meslektaşlarını anlat" derse.
Üstelik Fenerbahçe'de olduğundan daha ünlendi tiryakiliği sayesinde.
Saçmaladıkça şöhreti artanlar gibi.

Polat'ın paradoksu

Galatasaray'ın derinlerinde ne gibi dalgalanmalar var, bu dalgalar ne zaman yüzeye çıkar, çırpıntı mı yaratır, tsunami mi?.. Herkes gibi ben de izliyorum.
Tabi gündemin müsaade ettiği kadar.
Mesela Bulent Tulun'un istifa etmesinde fayda görenlerden biri olduğumu söyleyebilirim.
Çünkü, aşırı özgüveni dilinin balatalarını sıyırtıyor "futbolu geren" aktörlerin en başında geliyordu kendisi.
Ama o kadar...
Adnan Polat ile arasının iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorum; açıkçası pek ilgilenmiyorum.
Galatasaray konusunda ilgimi çeken en önemli gelişme "kendisi küçük manası büyük" bir ayrıntıda gizli.
Aynı zamanda benim bu ilgisizliğimin sebebi.
Sadece kamuoyu değil, artık Galatasaray yönetimi de koşullara ve gündeme ayak uydurmayı öğreniyor.
Mesela, Adnan Polat'ın açıklamaları...
Konu bambaşka olsa da lafa Aziz Yıldırım'la başlıyor sayın Polat. Gündemi değiştirme yeteneği için kutluyor. Zalim bir paradoksla kendisi de gündeme getiriyor tabi...
Niyeti basın toplantısını Aziz Yıldırım göndermesiyle süsleyip "değerli" kılmak.
Neden?
O da biliyor sayın Yıldırım'ın gündemi ve krizi ne denli maharetle yönettiğini... İçinde Aziz Yıldırım adı geçmeyen bir Galatasaray basın toplantısının haber sıralamasında iyice gerilere düşeceğini kestiriyor.
O hale geldi durum.
O halde benim ilgisizliğimi de mazur görün.

Saran'a siyasi linç

Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin de Türkiye Cumhuriyeti'nden bir farkı yok... Ortaya sandık koyulunca, belden aşağı vurmaca serbest.
Çamur at izi kalsın meselesi.
Sayın Sadettin Saran'ın ketenpereye getirilip kulüpten uzaklaştırılması yetmedi, yok Galatasaray'a para vermiş, yok Fenerbahçe'yi icraya vermiş, düşmanmış, kötüymüş, art niyetliymiş...
Ayıptır yahu... Yazıktır, günahtır.
Fenerbahçe geleceğini karalamaktadır aslında Sadettin Saran'ın şahsında.
Gün gelecek, elbet başkan olacaktır. Olmalıdır. Çünkü Fenerbahçe'nin uluslararası sportif ilişkilerde en birikimli, en yetenekli insanlarındandır. Gençtir, sevdalıdır, başarılıdır.
Geçin hepsini...
Aklının yatmadığı işe muhalefet edecek kadar onurlu ve cesaretli bir Fenerbahçelidir ki, son sekiz yılda sayıları hayli azalmıştır camiada.
Fenerbahçe'de bugünkü düzenin sürmesini isteyenler en doğal haklarıdır- sayın Saran'ı siyaseten suçlamayı bir yana bıraksınlar.
Her şeyden önce amaçlarına aykırıdır. Çünkü siyaseten hüküm giyenler, hak etmeseler bile bir gün mutlaka iktidara gelirler. Siyasi linç ne kadar şiddetli, suçlamalar ne kadar mantıksız ve haksızsa bu süreç hızlanır.
Kaldı ki, sayın Saran başkanlığı hak edenlerden biridir.

Terim'in 'eşitlik' sistemi!

Şimdi belli oldu Fatih Terim'in "2-2-2-2-2" sisteminin hikmeti!..
Eşitlik, kardeşlik ve dayanışma üzerine kurmuş geleceği.
O kadar ki, rakiplere bile aynı ilkeyle yaklaşıyor millilerimiz. Kimse kırılmıyor, kimse üzülmüyor:
Belçika 3-3, Gana 1-1, Estonya 1 -1...
Dostluk ve adalet kazanıyor.
Şaka bir yana, milli takımımızın zaman zaman orta sahayı kahve değirmeni gibi çevirmesi, geriye kısa paslarla çimenlere Zoro işaretleri çizmesi, koşması, on kişilik bir organizma gibi ileri geri kayması, keyif veriyor seyrederken.
Bu sistem, bildiğimiz manadaki bazı "şöhretlerimizi" milli takımdan koparacak gibi. Çünkü isabetli pas her şeyden önemli. Mesela Tuncay'ın randımanı ne kadar düştü farkında mısınız?
Neyse bunları hazırlık maçlarından sonra tartışırız.
Kendi adıma milli maçları heyecan ve merakla izlediğimi söyleyebilirim.
Milli takımın gerçek görevi bu değil mi?

Aybaba mantığı

Samet Aybaba, teknik direktör arayan Trabzonspor'a sert bir mesaj yolladı:
"Sakın bana gelmeyin".
Neden?..
Trabzonspor'a bunca emeğine rağmen, işe yabancı hocalardan başlamalarına kızmış eski dostlarının.
Kızmakta haklı...
Lakin bu yaptığı, "oynanmamış maçın cezası".
Resmen hariçten gazel okumaya döndü olay.
Tuhaflaştı.
Reyting kapmaca, teklif edilmemiş işleri de kapsama alanına alarak ulusal bir oyun haline geldi. Örf, adet, saygı, muhabbet, hepsi teslim oldu liberal ekonomiye.
Üstelik biz yerli hoca diye yırtınırken.
Üstelik Samet Hoca, futbolumuzun geleceğindeki temel taşlardan biriyken...
Ben bir şey anlamadım ama vardır Samet Aybaba'nın bir bildiği.
Madem öyle; benim de bir çift lafım olacak teknik direktör arayan Karadenizlilere:
"Bana da gelmeyin"!..

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Orada kal Denilson!
Kadıköy'de sıcak saatler
Fatih Terim ilk 11 peşinde!
Günübirlik zirve!
Bulak: Nöbetçi antrenör olmayız
Ülker finale uçtu: 86-78
'Men in black'
Kim Clijters farkı
Dallas servis kırdı
Zidane'ın gölgesi
Hentbolcuların tarihi heyecanı
Haber turu...
Yıldırım döner mi?
Cigaranın dumanı
İstifam geldi!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Yıldırım döner mi?
"Bu sefer 2001'den farklı. Kararımdan dönmeye...
Ercan GÜVEN
Cigaranın dumanı
Ufacık bir haberdi ama Pazar gününe damgasını...
Nilay YILMAZ
İstifam geldi!
Seküler yansımalı ruhani lig tatilde. Şampiyo...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet