Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Acele et yavaşça...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Çocukluğumda, hız kavramını tarifleyebilmek için ilk kullandığımız ölçülerden biriydi, "Gölgesinden hızlı silah çeken" yalnız kovboy "Red Kit"... Sadık beyaz atı Düldül ve sevimli köpeği Rin Tin Tin ile beraber suçluların ve adaletsizliğin amansız düşmanıydı.
Maceraları yazan Goscinny'den sonra 2001'de, çizgi babası Belçikalı karikatürist Morris'in de ölmesiyle tamamen yetim kalan Red Kit'e sadece bir çizgi roman demek, bence biraz haksızlık olur.
Çünkü maceralar birbirini kovalarken tanıştığımız unutulmaz karakterlerin hepsi, bugün bile bana toplumun kılcal damarlarına yayılmış sosyal rol ve ilişkileri hatırlatır.
Çevrenize biraz dikkatle bakarsanız, suçluları temsil eden Dalton kardeşler aramızdadır; Kalamiti Jane öyle... Billy Kid, Yargıç Roy Bean, Jesse James, Cenaze Levazımatçısı ve nihayet Akbaba bile...
* * *
Red Kit yetim kalsa da "hız" sahipsiz kalmadı. Bir banka reklamından hafızama takılmış, "Hayatta herkes en az bir kere birinci olmuştur" esprisinin de rüzgârıyla pompalanan "daha hızlı" yaşamak fikri, çağımızda artık yadırganmıyor.
Vakıa bu tutku Olimpiyat ruhu kadar eskidir aslında biliyorsunuz; "Citius, altius, fortius" denir.
Daha hızlı, yüksek ve güçlü...
Ama hızın yorumu ve sonuçları değişti.
"Hızlı tren, hızlı feribot, hızlı yemek, hızlı işlemci, hızlı okuma teknikleri, hızlı kredi başvurusu, hızlı araba, hızlı internet, hızlı ısınma, hızlı erişim, hızlı para transferi ve hızlı zayıflama" ilk akla geliverenler arasında.
Buna karşılık hız öyle şeyleri götürdü ki beraberinde, doping testleri yüzünden "100 metre koşusunun sonucu 6 ayda belli oluyor" diye alay ediliyor.
Bu muydu insanlığın özlediği hız?
Sabrımız önce azaldı, şimdilerde tükenmiş durumda.
Hep bir yerlere yetişmek telaşı içinde yaşıyoruz.
Ve yine de, hep bir şeyler eksik kalıyor.
Bütün bu çaba, "Bir şeyin hızlı olmasını istiyorsanız, iyi olmasını istemiyorsunuz demektir" diyen Konfüçyüs'ü haklı çıkartmak için miydi? Yoksa, "Acele et, yavaşça" diyen Fransızlara hiç kulak asmadık mı?
Sonunda, meşhur fıkradaki hallere düştük galiba; "Ruhumuz hakikaten arkada kaldı."
* * *
Biliyorsunuz Milan Kundera, "İnsanlar hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırlar" diyor. Carl Honore ise "Hızlı yaşamak hiç yaşamamaktır. Hızlanma takıntısı iş yaşamımızı, ilişkilerimizi, sağlığımızı ele geçirdi, insanlar yavaşlayarak daha dolu ve daha zengin bir hayat yaşayabilirler" diye ekliyor.
Demir Demirkan da şiirine, "Yavaş yavaş bakışsak/yavaş yavaş gülüşsek/yavaş yavaş kaçırsak gözlerimizi/yavaş yavaş yanaşsak/yavaş yavaş konuşsak/yavaş yavaş tanışsak/yavaş yavaş beğensek birbirimizi..." diye başlayıp devam etmiş.
Dünya o kadar hızlandı ki, insanlar bu kez de, yeniden yavaşlamayı keşfetmek zorunda kalıyorlar. "Yavaşlık, artık giderek özlenen bir konfor" olmaya başladı.
Biraz yavaşlamaya ne dersiniz?

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Acele et yavaşça...
Karşıyaka çiçek değil kanalizasyon koktu
Spor ekonominin lokomotiflerinden biriyse yapılacaklar da bellidir
Vestel Manisa ve Ersun Yanal





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet