|
Benim babam Yılın Babası
Kız çocuklarının okutulması çok önemli. Ülkenin gelişmesi için en hayırlı hizmetlerden biri.
Zaman zaman gelip geçen karanlık çalkantılar bir yana, Anadolu insanı daima aydınlığa yönelik olmuş, okumuş insana saygı duymuştur.
Köyünde okul yoktur; kızını ilçeye gönderecektir, yurt yoktur. Tüm olanaksızlıklara karşın, dişinden tırnağından artırıp kızlarını okutan babalara saygı duymaz mısınız?
Kız çocukların okutulmasını özendirmek amacıyla "Baba Beni Okula Gönder" kampanyasını açan Milliyet, şimdi yeni bir etkinlik sunuyor. Maddi ve manevi zor koşullarda kızlarını okutan babaları onurlandırıyor.
Bu fedakâr babalar arasından Yılın Babası'nı ilk ve ortaöğretim çağındaki kız öğrenciler seçecek. Milliyet'in duyurularını okumuş ya da duymuş olmalısınız. Duymayanlara duyurmak için, özellikle öğretmen dostlara ve çoğunu tanıdığımız Anadolu'daki gazeteci meslektaşlarımıza görev düşüyor. Kız öğrencileri bu seçime katılmaya, kendilerini maddi olanaksızlıklara karşın okutan babalarını anlatıp tanıtan bir yazıyı 7 Haziran'a kadar Milliyet'e göndermeye teşvik etmeliler.
Yılın Babası'nı hep birlikte seçip ödüllendirelim.
Bir kitap
Zeynep Oral'dan basın tarihine ilginç notlar düşen bir kitap geldi: Meslek Yarası.
Zeynep Oral 33 yıl çalıştığı ve "Milliyet benim - Ben Milliyet'im" demecesine sevdiği gazetesinden 28 Şubat 2001'de, genel yayın yönetmeni değişiminde bir grupla birlikte çıkarılışının, kendi deyişiyle "ko-vu-lu-şu"nun öz dünyasındaki yankılarını (yarasını) anlatıyor. Hem de bir tiyatro eseri kurgusuyla. Kendisi Tiyatro Eleştirmenleri Derneği'nin yıllarca başkanlığını yapmıştır. Ve bir edebi üslupla.
Kitaptan anlıyoruz ve kısmen de biliyoruz ki, Oral patronu Aydın Doğan'ı sevip saymakta, Aydın Doğan da onu ve öteki çıkarılanlardan çoğunu bağlılıkla sevmekte, tutmaktadır. Ama olay bir üst yönetim tercihidir.
Zeynep'in kitabının Doğan Kitap tarafından yayımlanması da dikkat çekiyor.
Bütün bunlar, "medya teorisyenleri"nin yıllardır savunduğu "editoryal bağımsızlığın" bir azizliği mi olmalı, ne!
Hasılı, Zeynep Oral'ın kitabı okunmalı. Bazı eksikleriyle birlikte, sadece "ko-vu-lu-şu"nun duyarlı öyküsü değil, 1960'ların basın tarihine geçecek notlar da var kitapta.
Bir şiir
Sonsuzluğa göçüşünün 20.yılında (28 Mayıs 1986) Edip Cansever'i "Üçlükler"inden biriyle ve sevgiyle anıyoruz:
"Nedir mi yalnızlık -kendine sor önce- / Bir sabah, erkenden, bir kır çiçeğinin üzerinde / Görünce parladığını bir çiy tanesinin."
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|