Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yılmaz Güney kapanmasın!


Adı "Yılmaz Güney Parkı". Eski yazlık sinema afişlerindeki gibi duruyor Güney'in yüzü parkın girişinde. Kederli, mahzun, yoksul ve yoksun bir erkek miti olarak, belki memleketin en güzel erkeklik miti olarak Yılmaz Güney boynu bükük davet ediyor Siverek yollarından geçenleri:
"Bayanlar Parkı"!
Hemen altında kime yasak olduğu yazılı:
"12 yaşından büyük erkek çocuklar giremez"!
Derhal tartışma başladı: Memleketimiz yine harem-selamlık düzeniyle mi tanıştırılacaktı?!
Cevap birkaç gün önce Ankara'nın göbeğinde yaşanan "uluslararası krizde" saklı.

Tacizin Norveç günlüğü
Norveç'ten voleybol milli takımı geldi. Garipler güneşsiz ve kadın-erkek ilişkileri bakımından uygar bir ülkede yaşadıkları için soyunup dökünüp Gençlik Parkı'nda güneşlenmeye kalktılar.
Sonra anlatıyorlar, peşlerine yüzlerce (!) kişi takılmış. Gariplerin bizimki kadar yasaklı alanı olmadığı için bu kez bilemeyip yeşili görünce duramamış, askeri bölgeye de girmişler. Bu kez askeriyenin helikopterinin tacizine uğramışlar.
Nasıl bir güneş hasreti, nasıl bir taciz tecrübesizliği ise artık, ısrar edip kalkıp otelin çatısında güneşlenmişler. Fakat bu sefer de civar binalardaki iş hayatı durmuş, İç Anadolu usulü "Bataklı Damın Gülleri" seyirliği başlamış.
İzleyici kitlesi kızları maçlarda da rahat bırakmamış, eline tespihini alan bozkır erkekleri salyalı misket havası eşliğinde Norveçli voleybolcuları "desteklemeye" gitmiş.
Bu haber neredeyse bütün gazetelerde yayımlandı. Kanal D'de İrfan Değirmenci'nin her zamanki zeki ve esprili üslubuyla ekranlarda da izledik vaziyetin vahametini. Güldük. Güldürüldük bu duruma.
Gençlik Parkı'nda toplu tecavüzün kıyısından dönen Norveçli kadınlarla eğlendik. Biraz saf geldi bize Norveçli kadınlar, parkta güneşlenmeye kalktıkları için "enayi".
Çünkü biz fena halde biliyoruz ki aç erkekler karşısında etini bir santim bile göstermemeli. Onları "tahrik" etmemek için kendini kapatmalı, evlere saklamalı. Bunları bilmezsen, tabii başına bunlar gelir, bundan doğal ne var, değil mi?
Ve biz doğduğumuz günden beri biliyoruz ki parklarda tek başına dolaşırsan başına her şey gelir, seni polis bile kurtaramaz, bazen de kurtarmaz Türkiye'nin cinsel açlığından.
Tecavüze uğrarsan ilk soru "Ne işin vardı orada?" olur, hele bir de kısa bir etek filan giymişsen mazallah tecavüz edenin sırtı sıvazlanıp bütün gözler sana çevrilir, suçlu bellidir!
Durum böyle böyleyken durum hiç böyle böyle değilmiş gibi yapmanın bedelini yine bir tek kadınlar öder.

Yılmaz Güney sığınağı
Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin birçok şirin il ve ilçesinde kadınlar evlerinden çıkmaz, çıkarılmazlar. Çıkabilecekleri tek yer "kadın kadına mekânlardır".
Büyük şehirlerde yaşayan, üst sınıfa dahil kadınlar bu kesintisiz sıkıntıyı anlamayabilirler. Hayatta durdukları yerden, "Yılmaz Güney Bayanlar Parkı" kurulduğunda "Harem-selamlık mı geliyor?" diye kızabilirler. Ama erkeklerin eğitilmediği, devletin bile erkekleri eğitmeye cesaret edemediği bir ülkede sırf "laik vitrin" bozulmasın diye sürdürülen zorlama "sosyal hayatta kadın-erkek beraberliğinin" bedelini en çok Anadolu'daki kadınlar öder.
Kimi kez tek bir kadın bile görmeden bütün günü geçirebileceğiniz bu şehirlerin sokaklarında kadınlar ancak kaçarak yürürler. Böyle bir gerçeği "laik ülke" örtüsüyle kapattığınızda karanlıkta kalan, örtünün altına süpürülen yine sadece kadınlar olur.
İronik esasında. Yılmaz Güney, âşık olduğu kadınlara dokunamayan bir sinema kahramanı olarak şimdi Siverek'te kadınlara bir "erkeksiz sığınak", "ellemesiz" bir sığınak sunuyor.
Siyasi amaç farklı olabilir elbette ama kadınlara bir bardak çay içme ferahlığı, taciz edilmeden yürüme, koşma konforu veriyorsa bu park adını "harem-selamlık" koymak kadınları yine evlerine geri gönderir. Erkekleri eğitmeden kadınlara tanınan ayrıcalıkları kaldırmak sadece erkek egemen düzene hizmet eder. Kadınlar açık havada bir çay daha az içer...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
CHP ve 'Sivil Cumhuriyet'
CHP lideri Deniz Baykal, laikliği korumak içi...
Çetin ALTAN
10 yaşındaki Cem ve "Ölüdeniz"...
Yılın en uzun günleri... Kavurucu sıcaklar Kö...
Melih AŞIK
Şen bir ses!
Akaryakıtçı - şarkıcı Adnan Şenses geçen paza...
Fikret BİLA
İrtemçelik: Cumhurbaşkanı tutumumu uygun buldu
Berlin Büyükelçimiz Mehmet Ali İrtemçelik dün...
Hasan CEMAL
Berlin krizi!
Her olaydan bir kriz yaratmaya bayılıyoruz. H...
Güneri CIVAOĞLU
Siyaset sanatı
Siyasi parti liderleri "zapper" mi?.. Yoksa "...
Abbas GÜÇLÜ
Milli Eğitim Vakfı'nda neler oluyor (2)
Milli Eğitim Vakfı'nın pazar günü yapılan gen...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme tahminleri tutmayabilir -2-
2006 yılı için öngörülmüş yüzde 5'lik büyüme ...
Nail GÜRELİ
Benim babam Yılın Babası
Kız çocuklarının okutulması çok önemli. Ülken...
Sami KOHEN
"İki devlet"li çözüm nasıl olur?
İSRAİL Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin Ankar...
Metin MÜNİR
Boyner - KKK anlaşması nereye varacak?
Altı ay kadar önce altı patron İstanbul'da dü...
Ece TEMELKURAN
Yılmaz Güney kapanmasın!
Adı "Yılmaz Güney Parkı". Eski yazlık sinema ...
Osman ULAGAY
Türkiye gibi ülkelere akan para ve AKP baharı
Dünya Bankası'nın dün açıklanan Global Develo...
Güngör URAS
İşçinin maliyeti Adana'da 800 Siirt'te 400 dolar
Ethem Sancak ile Hasan Arat, "Sancak Arat Den...
M. Ali BİRAND
Kriz politikasında AKP mi CHP mi başarılı
AK Partinin dört yıllık performansına baktığı...

© 2006 Milliyet