
|
|
|
 |
|
|
İzmir'de proje hazırlama zamanı
Çeşitleme / Selim Türsen
Geçen hafta Danıştay'a yapılan saldırının ardından tam da piyasaların en karışık, erken seçim ve cumhurbaşkanlığı tartışmalarının dorukta olduğu bir zamanda Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener İzmirli işadamlarının konuğu oldu.
Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (ESİAD) davetlisi olarak İzmir'e gelen Şenel'in ağzından gelişmeleri dinlemek, İzmir iş dünyası için hayli ilginç olacaktı.
Şener'i dinlemeye gelenlerin sayısının fazlalığından da bu anlaşılıyordu.
Nitekim Şener'den önce konuşan ESİAD Başkanı Mehmet Ali Kasalı , yine siyasetin ekonominin önüne geçtiğini belirtip, hükümetin laiklik konusundaki yalpalamalarına ve gizli gündem endişelerine dikkat çekiyordu.
* * *
Konuşma sırası Başbakan Yardımcısı Şener'e geldiğinde nefesler tutuldu.
Ne de olsa zaman zaman AKP yönetiminden bazı isimlerle çelişir açıklamalar yapan ve cumhurbaşkanlığı için CHP'den bile kabul görmüş bir isim vardı kürsüde.
Ama Şener konuşmasında sıcak gündeme hiç girmedi.
Konuşmasında küreselleşmenin Peru'da Ant Dağları'ndaki limalara etkilerine kadar giderek zaman zaman bazı dinleyicilerin ilgisinin dağılmasına bile neden oldu.
Soru cevaplarda ise cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını tekrarladı.
Piyasalardaki dalgalanmaların 2001 krizi ile karşılaştırmalarını yaparak önemsiz olduğunu söyledi.
Ama dolar kurunun kapanış değerini saat saat takip ettiğine bakılırsa piyasalardaki gelişmelere fazlasıyla önem verdiği de ortadaydı.
Bu arada daha düne kadar liranın çok değerli olmasından şikayetçi olan işadamlarına bugün niye dolar çıkıyor diye şikayet etmesini de eleştirdi. Bir de "Mustafa Kemal Atatürk'ün çok sevdiğim bir sözü vardır" diye alıntı yapması da dikkat çekiciydi.
* * *
Şener'in işadamları için en somut mesajı ise kalkınma ajansı kurulacak ilk iki ilden birinin İzmir olacağını söylemesiydi.
Toplam 26 adet kurulacak kalkınma ajansları için belirlenen pilot illerin başına Mersin konmuştu.
Şener'le yaptıkları toplantıda işadamları İzmir'in de pilot illerden biri olarak belirlenmesini istedi.
Şener, "İzmir'in bu kadar istekli olduğunu bilmiyordum. Madem herkes istiyor, biz de kurmak için elimizden geleni yaparız. İzmir de kararnameye eklenecek" dedi.
* * *
Kalkınma ajansları kuruldukları bölgelerde iş dünyasından, kültür, eğitime kadar gelişmeye yönelik proje hazırlayan kuruluşları destekleyip fon aktaracak.
İstihdamı artırıcı, yaşam standardını yükseltecek bu tür projeler için hemen kollar sıvanıp arayışlar başlamalı.
Unutmayalım Türkiye'de en büyük eksiklerden birisi yeterince proje üretememek.
Avrupa Birliği, Dünya Bankası'nın kasalarında yatan milyonlarca euro fon proje üretememe yüzünden yıllarca bekledi.
Egeli sanayiciler Şener'den belki siyasi gelişmeler üzerine fazla bir şey alamadılar ama kalkınma ajansı için müjdeyi alıp önlerinde yeni bir vizyon açıldı.
Şimdi kafayı çalıştırıp, kolları sıvayıp proje hazırlama zamanı.
Çarşaflı AB kadını
Başbakan'ın Almanya gezisinde patlayan yeni bir türban krizi bitmeyen hikayenin daha çok dertler çıkaracağını gösterdi.
Zaten bu kafayla hükümet ya da Türkiye öyle bir türbana dolanacak ki içinden çıkmak çok güç olacak. Danıştay'a saldırı yapılmasından birkaç saat sonra dinlediğim bir radyo programında duyduklarım bana bu yorumları yaptırıyor.
NTV Radyo'da konuyla ilgili halkın görüşlerinin alındığı programa bağlanan bir hanım Danıştay'a saldırı iyi oldu dercesine "Nüfusun yüzde 99'unun başörtülü olduğu bu ülkede, türban sorunu çözülmedikçe böyle olaylar bitmez" diyerek açıkça katliamı onaylıyordu.
Bütün bunların arasında Türkiye-AB ile üyelik müzakerelerinin başlama kararı alındığında, Batı basınında eleştiri için yayımlanan benim de arşivime sakladığım AB çarşaflı kadın fotoğrafına takıldım.
Aklıma S. Arabistanlı kadınların pasaportlarındaki fotoğrafların nasıl olduğu geldi.
Herhalde peçeli değildi.
Peki, Türkiye ya da başka bir ülkede pasaport polisinin kontrolünden geçerken peçelerini kaldırmıyorlar mı?
Kaldırdıkları zaman da günah işlemiş olmuyorlar mı?
Haydi kadın polislerle bu işleri hallettiklerini düşünelim otelde, alışverişte bir yerlerde yüzü açık fotoğrafları olan pasaportları birileri tesadüfen de olsa görmüyor mu?
Bütün bunları düşünürken laik bir ülke olduğumuza bir kez daha yatıp kalkıp dua ettim.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|