Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Baykal'ın çağrısının Ecevit modelinden farkı


CHP lideri Deniz Baykal, "Laik cumhuriyeti bu kez sandıkta kurtaracağız" diyerek Mevlana söylemiyle bir çağrıda bulundu:
"Kim olursan ol, gel. Bugüne kadar bizimle olmamış ama laik cumhuriyeti sahiplenen muhafazakâr, liberal veya sağcı herkesi çağırıyorum."
Baykal bu çağrıyla, kendini sağcı veya solcu, muhafazakâr veya liberal nasıl tanımlarsa tanımlasın, "demokratik, laik cumhuriyeti" vazgeçilemez ortak payda olarak gören herkesi CHP'ye oy vermeye çağırıyor.
Bu çağrıdan hareketle yürütülecek mantık şunu ortaya koyuyor:
Baykal, önümüzdeki seçimde temel sorunu laik cumhuriyeti korumak olarak görüyor ve siyasi yelpazede ayrım gözetmeksizin seçmenleri CHP öncülüğünde toplanmaya çağırıyor. Baykal ve CHP'nin AKP'yi ve iktidarını, laik cumhuriyet için bir tehdit olarak gördüğünü ve siyasi kampanyasını bu saptamasına oturtacağı anlaşılıyor.

Ecevit modeli
DSP'nin Onursal Başkanı Bülent Ecevit ise, beyin kanaması geçirmeden önce gündeme yeni bir model getirmişti. Ecevit, AKP'ye karşı bir çeşit ittifak önermişti. (Yılmaz Büyükerşen'in ismi etrafında partilerin ittifak geliştirmesi) Bu modelinin detaylarını açıklama olanağı bulamadan rahatsızlandı.
Baykal'ın çağrısı ile Ecevit'in modelini karşılaştırdığımızda ortaya şu temel fark çıkıyor:
Baykal kurumlara değil, bireylere bir çağrıda bulunuyor. Ecevit modeli ise, siyasi partiler arasında işbirliği ve ittifak öngörüyor. Ecevit'in modeli kurumsal, Baykal'ınki ise bireysel.
Bu aynı zamanda Baykal ve CHP'nin, Ecevit modelinin kurumsal işbirliği veya ittifak yaklaşımına sıcak bakmadığını gösteriyor. Bir diğer anlatımla, Baykal, CHP'nin öncülüğü altında, kurumsal kimliklerle değil, bireysel olarak birleşilmesini istiyor.

Demirel'le benzerlik
Baykal'ın çağrısı son günlerde gündeme gelen Ecevit'in ittifak çağrısından çok 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 1991 seçimleri öncesindeki çağrısına benziyor.
Demirel de 1991 seçimleri öncesinde kurumlara değil, bireylere bir çağrı yaparak "ödünç oy" istemişti.
Kendini solda tanımlayan seçmenlerden oy talep etmiş ve sosyal demokrat bir söyleme de önemli yer vermişti.
Baykal'ın bugünkü çağrısı, tersinden Demirel'in çağrısını andırıyor.
Baykal sağdan da oy istiyor. CHP lideri, benzer bir yaklaşımı 2002 seçimleri öncesinde de göstermişti.

Ecevit'le benzerlik
Son çağrı ve model önerileri karşılaştırıldığında Baykal'la Ecevit arasında kurumsallık-bireysellik farkı bulunsa da, bir bütün olarak Baykal'ın söylemi ve CHP politikalarına bakıldığında Ecevit'le benzerlikler de göze çarpıyor.
Ecevit, DSP'nin temel politikaların belirlerken, "ulusal sol ve inançlara saygılı laiklik" söylemini öne çıkarmıştı.
Bu çizgi bir yandan ayrılıkçı hareketlere karşı bir tutumu yansıtırken, diğer yandan sağ kesime sıkışmış, mütedeyyin, ancak sosyal adaletçi, demokrasiyi ve laikliği içine sindirmiş seçmenden de destek almayı hedefliyordu.
Ecevit, laik-anti laik sarmalına düşmeden bu çizgiyi sürdürdü ve önemli ölçüde başarı da sağladı.
Bu açıdan bakıldığında Baykal'ın son dönem söylemi ve çizgisi de hem ulusal sol (üniter, laik devlet vurgusu, Kürt sorunu, AB'ye bakış) hem de laiklik ilkesinden ödün vermeden inançlara saygılı duruş nitelikleri taşıyor.
Ancak salt laiklik-inançlara saygı ekseninde yoğunlaştırılmış bir politika özellikle varoşlara ulaşmaya yetmiyor.
Oysa solda bir partinin İslami veya liberal karakteri önde olan partilere göre buralara daha kolay ulaşması gerekir.
Baykal'ın ve CHP'nin hedeflediği kitlelere ulaşması için ulusal-laik inançlara saygı söyleminin yanı sıra ekonomik ve sosyal politikalarını somut biçimde ve en az onlar kadar işlemesi gerekir.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din ve laiklik gerilimi
AB ile Türkiye arasındaki müzakereler belli b...
Çetin ALTAN
Modigliani Uzay'a gidebilmiş olsaydı...
1920'de, 35 yaşında ölen Modigliani; Picasso'...
Melih AŞIK
Dediğim dedik...
Başbakan Erdoğan, Danıştay saldırısı hakkında...
Fikret BİLA
Baykal'ın çağrısının Ecevit modelinden farkı
CHP lideri Deniz Baykal, "Laik cumhuriyeti bu...
Hasan CEMAL
Derin devlet!
Türkiye'de derin devlet deyince, akla Susurlu...
Yılmaz ÇETİNER
'Başbakan'ın yüzünde nur gördüm!'
Böyle laflar insanları çıldırtır, yolundan çı...
Güneri CIVAOĞLU
Tuz biber
AB ile "EĞİTİM" başlıklı müzakereler için poz...
Can Dündar
İnternetten şehir efsaneleri
Ana-oğul İzmir Carrefour'da alışveriş yapıyor...
Abbas GÜÇLÜ
Sanat ve eğitime 500 milyon dolar
O, Türkiye'nin en zengin işadamının kızı olar...
Hurşit GÜNEŞ
Piyasalara ne oluyor?
Bu hafta döviz kuru yeniden bir tırmanışa geç...
Doğan HEPER
Uzlaşma kültürü özlemi
HAFTA sonu yapılan Türkiye Odalar ve Borsalar...
Semih İDİZ
Stefanopulos'un önerisi değerlendirilmeli
Türkiye'ye karşı sert tutumuyla tanınan Yunan...
Sami KOHEN
Ege için yeni arayışlar
GÜNLERDEN beri Yunanlılar eski cumhurbaşkanı ...
Derya SAZAK
Mevlana gibi
CHP'yi "ortanın sağı"na açma kararı alan Deni...
Yaman TÖRÜNER
Erken seçim olasılığı ve Merkez Bankası
Başbakan sık sık, erken seçim olmayacağını ba...
Güngör URAS
Zorlu Grubu Denizbank'ı iyi sattı
Zorlu grubu "Denizbank"ı iyi sattı. Zamanlama...
Serpil YILMAZ
Kim bilecek, kim alacak?
Bu yıl 18'incisi düzenlenen "Kristal Elma Yar...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'dan belediyelere uyarı
Fazla üstünde durulmadı, ancak Başbakan'ın so...

© 2006 Milliyet