|
 |
|
|
Genç kız dergileri ve Atalante
yural@milliyet.com.tr
Yıllardır yayınladığım çocuk dergilerinde yaptığımız anketlerde, kız okurlar her zaman erkeklerden daha çok okuyanlar arasında yer almıştır. Hep yüzde 60-yüzde 55'e yakın bir sayısallığı korumuş olan kızlar, son beş yılda bu bayrağı erkeklere doğru kaptırmaya başladılar. Bu, erkek okurlarda bir artıştan değil, kız okurların ülkemizde örnekleri yeni yeni çıkmaya başlayan kız dergilerine kaymasından kaynaklanıyor. Batı'da yüzlerce örneği bulunan bu dergilerin ülkemizde de son beş yıl içinde yayınlananlarının sayısı, açılıp kapananlar ve müzik dergileri de dahil olmak üzere, sanırım ona yaklaşıyor.
* * *
Bugün ülkemizde pek çok yayınevinin kataloğunda da neredeyse bir genç kızlar dizisi var. Bu kitaplar genellikle fal, büyü, sihir, kader, ayna, süslenme, giyinme, sevgili, aşk temaları işleyen ve konularında uzman olmayan kişilerce kaleme alınmış kitaplar. Yetişme çağındaki ilkgençlik dönemini yaşayan çocuklarımızı yönlendirmek, bilgilendirmek gibi amaçlardan uzak, yalnızca çok satmaya programlanmış "çok satanlar" zırvalarından başka bir şey değil. Bu satışlar yerli çocuk yazarlarının da öylesine iştahını kabarttı ki, maşallah onlar da birer-ikişer genç kız kitapları döktürmeye başladılar. Hem de yeni kuşaklarla aralarındaki koca ayrımı görmeden. İpek Ongun'u bunların dışında tuttuğumu belirtmeliyim.
* * *
Bu dergi ve kitaplar bana hep Atalante'nin hikâyesini anımsatır: "Bir zamanlar bir kralın Atalante adında güzel bir kızı varmış. Bu kız öteki kızlar gibi günlerini dikiş dikerek, ya da nakış işleyerek geçirmezmiş. Bir erkekmiş gibi spor yapar ve genç prenslerle yarışırmış. Ok atmayı, koşmayı, domuzlarla boğuşmayı çok iyi bilirmiş. Tazılar bile yetişemezmiş ona. Evlenme çağı geldiğinde babasına, 'Ben ancak benimle yarışacak, beni geçecek bir gençle evlenebilirim!' demiş. Adaylar bütün yarışmalarda Atalante'ye yenilmişler. Sonunda Melanios adında yakışıklı bir prens çıkıp gelmiş ve, 'Prensesle yarışabileceğini,' söylemiş. Yarış başlamış. Melanios tam prenses kendisini geçecekken koynundan çıkardığı yuvarlak, pırıl pırıl parlayan bir nesneyi yere atıvermiş. Atalante durmuş ve bu parıltılı şeyi almış. Daha sonra öylesine koşmaya başlamış ki, delikanlıyı geçmeye bir adım kalmış. Bu kez Melanios koynundan bir altın elma atmış yere. Atalante bunu da almak için durmuş. Daha sonra bir üçüncüsü, bir dördüncüsü gelmiş. Son elmayı alırken Atalante, Melanios'un bitiş çizgisine vardığını görmüş ve onunla evlenmeyi kabul etmiş. Gerekçesini de, 'O yalnızca yakışıklı değil, aynı zamanda da akıllı olduğu için,' diye belirtmiş."
Bu yarışta erkek, kızı geçememişti; yarışı bir hileyle kazanmıştı. Ama kızın gözü pırıltılarla öylesine kör olmuştu ki, kendisini geçenin bir hilebaz olduğunu bile fark edemedi.
* * *
Okur yarışında erkekler, kızları daha çok okudukları için geçmiyorlar; birileri hile yapıp kızlarımızı yanlış dergilere yönlendiriyor.
* * *
Eskiden imza günlerinde kızlar bana, "Kaç çocuğum olduğunu, neleri sevdiğimi, neler okuduğumu, hangi müziği dinlediğimi, mesleğimi sevip sevmediğimi," sorarlardı. Şimdi on kızdan sekizi, "Burcumu ve yükselen burcumun ne olduğunu," soruyor. Erkekler de, "Hangi takımı tuttuğumu."
|
|
|

|