Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünya bir pist


Shakespeare'e göre "dünya büyük bir sahne. Herkes oyuncu..." Belki de "dünya büyük bir pist... Herkes yarışıyor bir ömür boyu..."
Formula 1 izlenimlerine dünden devam...
"Kralların asaleti, tam zamanında gelişleridir" diye bir söz vardır.
Monaco Prensi Albert de tam ilan edilen saatte yerini aldı ama sadece "1 dakika bile geç kalmayışıyla" değil, Monaco caddelerini dolduranlara "en değerli ziynet tevazudur" söylemini de doğrulayarak...
Beyaz motosikletli bir polis, arkada siyah bir cipin direksiyonunda Prens Albert... Hepsi bu.
Ne bir alay motosikletli, ne mavi çakar lambalarıyla polis araçları, ne kara gözlüklü, siyah giysili korumalar, ne de makam şoförü...
Sağ eliyle direksiyonu kullanıyor, sol elini sallayarak da alkışlayanlara selam veriyordu.
Bu görüntü, sıralama yarışlarının yapıldığı cumartesiye ait.
Formula 1'e ise ertesi gün daha da şaşırtarak geldi.
Elektrikle çalışan küçücük Smart araç kullanıyordu.
Büyük kentlerde bu tür araçlar önceleri genç kızların tercihiydi... Şimdi ise yakıt kirlenmesi yapmadığı için çevre özeni gereği ve küçük boyutunun kolay park olanağı vermesi avantajıyla bu araç "kent otosu" haline geldi.
....................................
Eva Herzigova'nın da podyum aldığı, Formula 1 pilotlarının eşleri, sevgilileri ve kız kardeşlerinin "sosyal sorumluluk" amaçlı defilesindeydik. Kenarda kıyıda kalmış 3-5 kıytırık koltuk bulduk. Meğer Prens'e ve konuklarına ayrılmış.
Tabii hemen kalktık.
Ne prens ne de yanındakiler birinci sıra meraklısı...
Mikrofonu alıp uzun uzun günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar da yapmadılar.
"Formula 1'in Monaco'ya kazandırdıklarını ve bu olayın altındaki iktidarın imzasını" gözümüze sokmadılar(!!)
....................................
Monaco bir vergi cenneti.
O nedenle dünyanın her tarafından "oturma izni" ya da "yurttaşlık" alanlar gelip yerleşiyor.
Her hafta bir büyük etkinlik, küresel ilgiyi bu küçücük kente çekiyor.
100 metrekare başına en fazla Rolls Royce, Bentley, Ferrari, Porche, Mercedes otomobiller bu prenslikte... Bütün pahalı modaevlerinin tabelalarını görmek mümkün. Monaco dolmuş. Denizden toprak kazanarak ancak büyüyebiliyor.
Herhalde dünyanın en pahalı kenti.
.....................................
Sıralama turlarında Michael Schumacher en öndeydi. Alonso ise ikinci...
Öyle bir elektronik sistem kurulmuş ki, pilotların kulaklıklarına tüm bilgiler gidiyor, yarış araçlarında yaşanan her şey bilgisayarlara kaydediliyor.
Schumacher'in kulaklığına "Alonso en iyi zaman turunu yapıyor" mesajı gidince, 7 kez dünya şampiyonu olan bu büyük yarışçı, sanki aracı arıza yapmış gibi yavaşlayarak durdu. Arkasından gelen Alonso da durmak zorunda kaldı. Böylece Schumacher ertesi gün yapılacak Formula 1'de, ilk sırada depar almayı amaçlamıştı.
Bu önemli... Çünkü Monaco'da yarış, dar sokaklarda yapıldığı için bir aracın diğerini geçmesi çok zor.
Depara birinci sırada çıkan, yarışı da genellikle birinci bitiriyor.
Mümtaz Tahincioğlu, "Hakem heyeti, ceza olarak Schumacher'i yarınki yarışta sonuncu başlatır" dedi. Görüşü doğrulandı.
Hakemler gece 3 saat toplandılar. Sonunda "Schumacher'in aracında arıza olmadığı, arıza olsa bile sağa geçerek durabileceği, Alonso'nun önünü kasıtlı kapattığı" sonucuna vardı.
Ertesi gün yarışa Alonso birinci, yılların büyük Schumacher'i sonuncu sırada depar alarak başladı ve Schumacher 5. olabildi. Ama yaşadığı utanç nedeniyle moralite derecesi daha da aşağılardaydı.
Henüz 22 yaşındaki genç Alonso ise tabii birinci oldu.
Evet... Dünya da büyük bir pist...
Her meslekte koca koca adamlar ne yazık ki kendilerinden genç olanların başarılarını içlerine sindiremiyor. Yalana, hileye başvuruyor.
Belden aşağı vuruyorlar.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Küp üstüne küp dizseler, en altından bir çekseler...
Henüz "hele şükür" deme dönemine tam gelineme...
Melih AŞIK
Neler öğrendik?
Jackson Brown'ın "Şu Hayatta Neler Öğrendik, ...
Fikret BİLA
İrtemçelik sorunu var mı?
Başbakan Erdoğan'ın Berlin toplantısındaki tu...
Hasan CEMAL
Her kafadan ses çıksın!
Milliyetçilik, ulusalcılık, kızılelmacılık, e...
Güneri CIVAOĞLU
Dünya bir pist
Shakespeare'e göre "dünya büyük bir sahne. He...
Can Dündar
Hususi bir kadının hissiyat-ı metrukesi
Bir zamanlar benim de başıma geldi: Sevdiğim...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitim sistemimiz laik mi?
Günlerdir tartışılıyor: Türk eğitim sistemi l...
Metin MÜNİR
Keşke on bin yıl önce
Beşparmak Dağı... Altında oturmak istediğim ...
Derya SAZAK
Sıfır yok oluş
CNN Türk, ülkemizin yok olmak üzere olan canl...
Ece TEMELKURAN
Grand Canyon olarak 'Kanyon'
Başbakanların bir halkı temsil eden insanlar ...
Tamer HEPER
Seni yıldırım nikâhı ile alacam!!!
Şu insan ne tuhaf yaratık, öyle değil mi?
Osman ULAGAY
Cepheleşme yerine İmpala konuşsaydık
İnternetin keşfedildiği bir dünyada insanın u...
Güngör URAS
Konuta para bağlayanları üzmeyiniz
Sayın konut yap-satçıları... Yapmayınız, etme...
Serpil YILMAZ
Moskova'nın en pahalı caddesine çıktılar
Sayması onlar için bile kolay değil; 54 tanes...

© 2006 Milliyet