|
 |
|
|
Eğitim sistemimiz laik mi?
Günlerdir tartışılıyor: Türk eğitim sistemi laik mi, değil mi?
AB müzakere metnine "Türk eğitim sistemi laiktir" ifadesinin konulması da, çıkarılması da olay oldu. Başmüzakereci Ali Babacan'ın AB adına bugüne kadar yaptığı en önemli icraatı da bu oldu. Var mı, yok mu belli değildi. Bu vesileyle varlığını hissetmiş olduk. Hiç yoktan iyidir.
Gelelim sorumuza:
Türk eğitim sistemi laik mi yoksa birilerinin iddia ettiği gibi değil mi?
Bu sorunun en doğru cevabı:
Türkiye Cumhuriyeti ne kadar laikse Türk eğitim sistemi de o kadar laik.
Ülke yönetimi gibi eğitim sistemi de bileşik kaplar gibidir. Bir taraftaki artılar ve eksiler diğer tarafları da etkiliyor.
Peki Türk eğitim sistemindeki laiklik tartışmaları AKP iktidarı döneminde mi başladı? Kesinlikle hayır. Belki hızlandı denilebilir. Ama başlangıcı kesinlikle çok öncelere dayanıyor. Menderes'le başladı denilebilir.
Eğitim sisteminin sorgulanmasına neden olan uygulamaların başında imam hatipler geliyor diyenler de önemli ölçüde yanılıyorlar. Çünkü imam hatipler buzdağının sadece görünen bölümü.
O halde neden bunlar konuşulmuyor, neden tartışılmıyor? Ana muhalefet partisi bu konuda neden bir Meclis araştırması istemiyor. Ya da ciddi bir rapor hazırlamıyor.
TÜSİAD'ın önceki günkü çıkışı ve laiklik vurgusu dikkatleri yeniden bu noktaya yöneltti. TÜSİAD öyle durduk yerde açıklama yapan sivil toplum örgütlerinden değil. Elinde sağlam veriler olmadan da konuşmaz. Demek ki durum ciddi.
Bu aşamada hükümete düşen görev, bu duyarlılıkları dile getiren kesimlere kızmak yerine, içlerini rahatlatmaktır.
Yine suni gündem
Eğitim sistemimizin, laiklik tartışmalarına gelinceye kadar bin tane sorunu var. Ama yine hepsi güme gitti. Elbette laiklik çok çok önemli ama ya diğer sorunlar? Zaten onlar çözülse, laiklik de tartışma konusu olmayacak. Ama kısır türban tartışmaları gibi şimdi bir de laiklik tartışmaları çıktı ki, diğer eğitim sorunlarının hepsi gölgede kaldı.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in söylemleri ile icraatları çok farklı diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bakan Çelik'i bazen biz de tanıyamıyoruz. Muhtemeldir ki, o da bizler için aynı düşünceleri taşıyordur. Ama aradaki fark, onun Milli Eğitim Bakanı olarak toplumun her kesimini rahatlatma konumunda olmasıdır.
Milli eğitimin ciddi sorunları var. Bütçenin artırılması, okulların bilgisayarla donatılması, yeni yüzlerce okulun yapılması, ders kitaplarının bedava verilmesi, Haydi Kızlar Okula kampanyalarının yapılması, vergi muafiyetlerinin getirilmesi, programların değiştirilmesi ve daha pek çok proje hayata geçti ve geçmeye de devam ediyor. Ama ekonominin kâğıt üzerinde iyileşmesi gibi hemen her şey göreceli. Öğrenciye, öğretmene, veliye yansıyan çok fazla bir şey yok.
Binlerce okulda hâlâ üç beş sınıf bir arada ders yapıyor, sınıflar çok kalabalık, hâlâ ezberci eğitim ve sınav eksenli eğitim hükümranlığı devam ediyor ve en acısı da amacın daha iyi eğitimden çok, daha hızlı kadrolaşma olması.
TÜSİAD'ın, hükümetin, bizden olanlar ve bizden olmayanlar ayrımına gittiği yönündeki tespitinin belki de en yoğun yaşandığı kesim eğitim sektörü.
"Bu kadrolaşmayla bırakın laik eğitim, laik Türkiye'yi ayakta tutmak zor" paniği yaşayanların sayısı giderek artıyor ve bunu yüksek sesle dile getiriyorlarsa, hükümete düşen görev onlara kızmak yerine aksini ortaya koymaktır.
Özetin özeti: Hemen herkesin çok dikkatli olması gereken bir dönemden geçiyoruz.
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|

|