Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Seni yıldırım nikâhı ile alacam!!!


Şu insan ne tuhaf yaratık, öyle değil mi?
Şimdi bu soru nereden çıktı? Tuhaflığı doğru da sözünü edeceğim tuhaflık hangisi?
Şu: İnsanın zihnine bir husus yerleşti mi bunu silip bir başkasını yerleştirmek neredeyse imkânsız. Bir TV dizisi izliyorum, karşılıklı konuşma şöyle: "Yıldırım nikâhı yapar, seni yarın alırım." Nedir yahu yıldırım nikâhı? Kim yapar, nasıl yapılır?
Oysa yıldırım nikâhı diye bir şey bugün yok. Ancak bu lafın bir çıkış nedeni elbette var. O da şu:
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ben diyeyim on yıl, siz deyin yirmi yıl önce bizim Medeni Kanunu'muzun evlenmeyle ilgili bölümünde evlenmek isteyenlerin bu talepleri nikâh dairesinde 15 gün müddetle askıya çıkarılırdı. Buna askı süresi denilirdi.
Ancak askı süresini bekleyemeyecek durumda olanların, durumlarını belgeleyebildikleri takdirde talepleri askıya konulmaz yani bu 15 günlük süreyi kazanırlardı. Bunun için en ideal yol da doktor raporu idi. Bir doktor raporu ile askı süresi bertaraf edilir ve nikâh acele kıyılırdı. Halk arasında bu tür nikâha yıldırım nikâhı denilirdi. Ancak söylediğim gibi bilmem kaç yıl oldu ben bile unuttum, o kadar uzun zaman oldu ki, kanundan bu askı müddeti kaldırıldı. Şimdi tüm nikâhlar 15 günlük askı müddetini beklemeden kıyılıyor, yani tamamı "yıldırım nikâhı". Ama sadece seyrettiğim dizide değil pek çok yerde hâlâ yıldırım nikâhından söz ediliyor. Yani olmayan bir şeyden, üstelik yıllar yılı yok ama unutulmadı bir türlü.
Benzer bir olay da boşanmalar için. Açın gazeteleri, en sık gördüğünüz haber: "Tek celsede boşandılar." Sanki tek celsede boşanmak önemliymiş gibi. Ancak bu da eskilere dayanıyor. Eskiden evli iki kişi hâkimin önüne gidip, "Biz boşanmak istiyoruz, bizi boşa" demekle boşanamazdı.
Mutlaka birilerini şahit götürüp, "Bunlar benim gözümün önünde saç saça, baş başa kavga ettiler" diye tanıklık yapması lazımdı. Bazı boşanma davaları 18 sene sürmüştür.
Ancak şartlar yine yıllardır değişmiş durumda. Bugün iki kişi hâkimin karşısına çıkıp, "Biz boşanmak istiyoruz" dediğinde hâkim tek celsede boşuyor. Ama biz bir türlü aklımızdan 18 sene süren boşanma davalarını çıkaramadığımızdan tek celsede boşanma sistemine alışamadık, yadırgıyoruz. Bunu haber yapıyoruz.

tamerheper@host.com








Çetin ALTAN
Küp üstüne küp dizseler, en altından bir çekseler...
Henüz "hele şükür" deme dönemine tam gelineme...
Melih AŞIK
Neler öğrendik?
Jackson Brown'ın "Şu Hayatta Neler Öğrendik, ...
Fikret BİLA
İrtemçelik sorunu var mı?
Başbakan Erdoğan'ın Berlin toplantısındaki tu...
Hasan CEMAL
Her kafadan ses çıksın!
Milliyetçilik, ulusalcılık, kızılelmacılık, e...
Güneri CIVAOĞLU
Dünya bir pist
Shakespeare'e göre "dünya büyük bir sahne. He...
Can Dündar
Hususi bir kadının hissiyat-ı metrukesi
Bir zamanlar benim de başıma geldi: Sevdiğim...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitim sistemimiz laik mi?
Günlerdir tartışılıyor: Türk eğitim sistemi l...
Metin MÜNİR
Keşke on bin yıl önce
Beşparmak Dağı... Altında oturmak istediğim ...
Derya SAZAK
Sıfır yok oluş
CNN Türk, ülkemizin yok olmak üzere olan canl...
Ece TEMELKURAN
Grand Canyon olarak 'Kanyon'
Başbakanların bir halkı temsil eden insanlar ...
Tamer HEPER
Seni yıldırım nikâhı ile alacam!!!
Şu insan ne tuhaf yaratık, öyle değil mi?
Osman ULAGAY
Cepheleşme yerine İmpala konuşsaydık
İnternetin keşfedildiği bir dünyada insanın u...
Güngör URAS
Konuta para bağlayanları üzmeyiniz
Sayın konut yap-satçıları... Yapmayınız, etme...
Serpil YILMAZ
Moskova'nın en pahalı caddesine çıktılar
Sayması onlar için bile kolay değil; 54 tanes...

© 2006 Milliyet