
|
|
|
 |
|
|
Pazartesi yazıları
SAVAŞ Ay kardeşimin A Takımı bir enteresan hal almış. Konular birbiri ardında med cezir gibi. Sular çekiliyor, birden yükseliyor. Ülkemizde turizm olsun ama eşcinseller vs. gelmesin sorusuna cevap ararken, birden evlilik öncesinde cinsel ilişki olabilir mi sorusuna geçiliyor. Oradan evlilik ya da evlilik dışı ilişkiye gidiyor, sonra bir bakıyorsunuz şiir okunuyor, eski Boğaz vapurlarının jilet olmasına karşı çıkılıyor. Otellerin açık büfedeki yemek çeşitleri gibi.
* * *
SAVAŞ Ay kardeşim konuşmuyor. Kadınlar almış sazı eline. Kaynana lakabı ile ün salan hanım elinde yelpaze, bağırdıktan sonra terini soğutuyor. Tiyatrocu olduğunu bildiğim bir başka bayan Almula Hanım ise önce "ne işim var bu programda, ben kadın sorunları var diye geldim" demesine rağmen, sonuna kadar kalıp, hatta tartışmaların hiddeti ölçüsünde hararet derecesini arttırıyor. Kantoları ile bize keyifli akşamlar yaşatan Nurhan Hanım da sık sık yerinden kalkıp tartışmaların ortasındaki yerini alıyor. Ortalık bir nevi mahalle kavgası şekline dönüşürken, kadınlarımızın her konuda ne kadar istekli tartışmalar içinde olduğunu görülüyor. Bunları eleştirmek için yazmadım. Sadece durum tespiti. Bize has bir olaydır. Bir de galiba Akdeniz ülkelerinin mahallelerinde böyle konuşmalar geçer. Sıcak kanlı insanların dünyasıdır.
* * *
BU ahali toplantısının hem alakalı, hem de alakasız kişisi Beyaz Hoca'ydı. Hocamızı yüksekçe, böyle bebeklerin mama sandalyesini andırır bir yere oturtmuşlar. Konuklar kendi aralarında şöyle bir bağırış çağırış ettikten sonra "Hocamıza dönelim bakalım ne diyor?" diye susuveriyorlardı. Hocam "El ele tutuşabilir ama o kadar" derken kamera hanımları tarıyor. Köy yerinde "hocaya gidelim bakalım o ne diyecek" havası esiyor o sırada stüdyoda. Bu arada hanımlar tartışırken Beyaz Hocam'ın canının sıkıldığı ve saatine baktığı da gözümden kaçmıyor. Enteresan bir geceydi. Hanım ile birlikte didişmeden izlediğimiz ender programlardan biri oldu. İşte böyleyiz. Hem söyleniriz, hem de izleriz. Savaş Ay kardeşim de bu işi biliyor. Kimi çıkaracağını, konuyu nasıl değiştireceğini. Peki akılda bir şey kalıyor mu? Kalması mı gerekiyor? Sadece bir konu vardı. Şu Boğaz vapurları ile ilgili bölüm. Benim de bindiğim ve Eminönü'nden Anadoluhisar'na gittiğim günlerin vapurları jiletlenecekmiş. Şimdi Boğaz için yeni vapur düşünülüyormuş. Eskiyi korumak, eskiye yeniden hayat vermek bizde yok. Yöneticiler bir arabesk, bir sonradan görme krizi içinde sanki. Evet bu konuda bir kampanya varmış. Ben de hanımla konuştum bu kampanyaya katılacağız.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|