Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Haziran 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Genç kız dergileri ve Atalante

yural@milliyet.com.tr

Yıllardır yayınladığım çocuk dergilerinde yaptığımız anketlerde, kız okurlar her zaman erkeklerden daha çok okuyanlar arasında yer almıştır. Hep yüzde 60-yüzde 55'e yakın bir sayısallığı korumuş olan kızlar, son beş yılda bu bayrağı erkeklere doğru kaptırmaya başladılar. Bu, erkek okurlarda bir artıştan değil, kız okurların ülkemizde örnekleri yeni yeni çıkmaya başlayan kız dergilerine kaymasından kaynaklanıyor. Batı'da yüzlerce örneği bulunan bu dergilerin ülkemizde de son beş yıl içinde yayınlananlarının sayısı, açılıp kapananlar ve müzik dergileri de dahil olmak üzere, sanırım ona yaklaşıyor.
* * *
Bugün ülkemizde pek çok yayınevinin kataloğunda da neredeyse bir genç kızlar dizisi var. Bu kitaplar genellikle fal, büyü, sihir, kader, ayna, süslenme, giyinme, sevgili, aşk temaları işleyen ve konularında uzman olmayan kişilerce kaleme alınmış kitaplar. Yetişme çağındaki ilkgençlik dönemini yaşayan çocuklarımızı yönlendirmek, bilgilendirmek gibi amaçlardan uzak, yalnızca çok satmaya programlanmış "çok satanlar" zırvalarından başka bir şey değil. Bu satışlar yerli çocuk yazarlarının da öylesine iştahını kabarttı ki, maşallah onlar da birer-ikişer genç kız kitapları döktürmeye başladılar. Hem de yeni kuşaklarla aralarındaki koca ayrımı görmeden. İpek Ongun'u bunların dışında tuttuğumu belirtmeliyim.
* * *
Bu dergi ve kitaplar bana hep Atalante'nin hikâyesini anımsatır: "Bir zamanlar bir kralın Atalante adında güzel bir kızı varmış. Bu kız öteki kızlar gibi günlerini dikiş dikerek, ya da nakış işleyerek geçirmezmiş. Bir erkekmiş gibi spor yapar ve genç prenslerle yarışırmış. Ok atmayı, koşmayı, domuzlarla boğuşmayı çok iyi bilirmiş. Tazılar bile yetişemezmiş ona. Evlenme çağı geldiğinde babasına, 'Ben ancak benimle yarışacak, beni geçecek bir gençle evlenebilirim!' demiş. Adaylar bütün yarışmalarda Atalante'ye yenilmişler. Sonunda Melanios adında yakışıklı bir prens çıkıp gelmiş ve, 'Prensesle yarışabileceğini,' söylemiş. Yarış başlamış. Melanios tam prenses kendisini geçecekken koynundan çıkardığı yuvarlak, pırıl pırıl parlayan bir nesneyi yere atıvermiş. Atalante durmuş ve bu parıltılı şeyi almış. Daha sonra öylesine koşmaya başlamış ki, delikanlıyı geçmeye bir adım kalmış. Bu kez Melanios koynundan bir altın elma atmış yere. Atalante bunu da almak için durmuş. Daha sonra bir üçüncüsü, bir dördüncüsü gelmiş. Son elmayı alırken Atalante, Melanios'un bitiş çizgisine vardığını görmüş ve onunla evlenmeyi kabul etmiş. Gerekçesini de, 'O yalnızca yakışıklı değil, aynı zamanda da akıllı olduğu için,' diye belirtmiş."
Bu yarışta erkek, kızı geçememişti; yarışı bir hileyle kazanmıştı. Ama kızın gözü pırıltılarla öylesine kör olmuştu ki, kendisini geçenin bir hilebaz olduğunu bile fark edemedi.
* * *
Okur yarışında erkekler, kızları daha çok okudukları için geçmiyorlar; birileri hile yapıp kızlarımızı yanlış dergilere yönlendiriyor.
* * *
Eskiden imza günlerinde kızlar bana, "Kaç çocuğum olduğunu, neleri sevdiğimi, neler okuduğumu, hangi müziği dinlediğimi, mesleğimi sevip sevmediğimi," sorarlardı. Şimdi on kızdan sekizi, "Burcumu ve yükselen burcumun ne olduğunu," soruyor. Erkekler de, "Hangi takımı tuttuğumu."





CUMARTESİ
"Yarattığımız etkiyi keyifle izliyoruz"
Her hafta iki yeni model
2006 yazının ideal kadını
En pahalı çantalar
ne var, ne yok
En moda En yeni
Yok oluşu önlemek için ekran başına
Açık havada eğlence için oyuncaklar





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
Süha Umar
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet