|
 |
|
|
Okullar 1 Eylül'de başlamalı en geç 31 Mayıs'ta bitmeli
Satır Arası / Deniz Sipahi
Emekli öğretmen Yüksel Balcı, birçok okurumun dile getirdiği bir sorunu çok güzel özetlemiş.
Önce Balcı'nın mesajı...
* * *
"Sıcaklar nedeni ile bölgedeki okullarda eğitim yapmak adeta bir işkenceye dönüşmüştür. O mini mini yavrular, sınıflarda öğretmenleriyle birlikte eğitim değil tam anlamıyla sıcaklardan işkence çekiyorlar. Çocuklar okula önlüksüz geliyorlar ama 40 kişilik sınıflarda çocukların nefesleriyle ısınan ortamda öğrenciler vıcık vıcık terliyor, sınıflar ter kokusundan girilmez hale geliyor. Ödemiş'te dışarıda sıcaklık sabahtan 35, öğleden sonra 41 dereceye yükselirken sınıfların durumu dışardan farklı değil.
Dikkatler dağılıyor, eğitimciler dikkatleri toplamak için tüm hünerlerini ortaya koyuyorlar ama nafile.
Sınıflardaki bunaltıcı sıcaklardan eğitim yapılamıyor ve bunun sonucu, eğitim - öğretim darbe yiyor ve daha açıkçası, bu eğitimden ziyade kendimizi aldatma oluyor.
Öğretmenler sağlıklı ders yapamadığı için konular yarım kalıyor, bu da eğitimde başarısızlığı beraberinde getiriyor.
Öğretmenler, sınıftaki bunaltıcı havadan kurtulmak için çocukları ister istemez dışarı çıkartıyor. Dışarıda sıcaklık 41 dereceyi buluyor. Dışarı çıkan öğrenci enerjisini boşaltmak için sağa sola oynamak için koşarken terliyor ve bu da beraberinde çeşitli hastalıkları getiriyor. Yani olaya nereden baksak iç acıcı bir durum yok. Yönetmenliğe göre, okulların 180 iş günü açık olması gerekmektedir. Eğer 1 Eylül-31 Mayıs tarihlerini baz olarak alırsak 192 iş günü çıkmaktadır. Okulların açılması 1 Eylül'ü biraz geçtiği takdirde, yönetmeliğin belirttiği 180 iş günü doldurulmuş olur ve sıcak işkencesi son bulur, böylelikle yıllar önce masa başında verilen ve eğitime darbe vuran bu karar ortadan kalkar.
Bu konuda veli rahatsız, öğretmen bir şey öğretememenin ve dikkati toplayamamanın ezikliği içinde rahatsız, çocuklar huzursuz..."
* * *
Ben Yüksel Balcı'nın bu görüşüne yürekten katılıyorum.
Türkiye'nin doğu bölgesinin de, Batı bölgesinin şartları da aslında bunu zorunlu kılıyor.
Futbolcuları düşünüp, sezonu ona göre ayarlayan bir Türkiye bir yandayken, diğer yanda da çocuklarını düşünmeyen bir Türkiye var.
Özellikle lise son sınıf öğrencilerinin durumunu biliyorsunuz.
Üniversite sınavından dolayı veliler de, okul yönetimi de öğrencilere bir şey diyemiyor.
Son yıllarda lise ikinci sınıflar da bu kervana katıldı.
Herkes biliyor ki; bu coğrafyanın büyük bölümünde Nisan ortasından itibaren sıcaklar artıyor.
Haziran'da ise sokağa çıkılmaz hale geliyor.
O yüzden okullar 1 Eylül'de başlayıp en geç 31 Mayıs'ta da bitmeli.
Böyle bir takvim çok daha gerçekçi olur.
Bu uygulama bizde olur mu?
Bizde bu uygulama pek tutmaz ama ben yine de aktarmış olayım.
İzmir ile Barcelona arasında hep bir köprü kurmaya çalışılır; İzmir'in önüne hedef olarak Barcelona gösterilir ya...
Bir gün gelir, gelişmeler istediğimiz gibi olursa belki o zaman yapılır diye Barcelona Belediyesi'nin başlattığı bir hizmetten söz edeyim.
Belediye bir ilke imza atarak, yaz sezonu boyunca sahillerde kütüphane hizmeti vermeye başlamış.
"Plaj kütüphanesi" adlı projeyle yaz boyunca sahillere gidenlere ödünç kitap, dergi ve cd verilecekmiş.
Kentin önemli sahillerine plaj merkezleri kuran Barcelona Belediyesi'nin bu uygulaması bazıları için bir fantezi olabilir.
Ama unutmamak gerekir ki; Avrupa'da insanlar her boş vakitlerini doldurmak için kitap okuyorlar ya da hobilerine zaman ayırıyorlar.
Biz de ise kitap okumaya da, hobilerimizle ilgilenmeye de vakit bulamayız.
Sabahtan akşama güneşin altında oturup, denize girmeyi dinlenmek olarak sayarız.
Sadece hatırlatmak istedim.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|