|
 |
|
|
HANGİSİ DOĞRU?
TÜİK, mayıs ayında yüzde 26.64 artan 'diş çekim ücreti'nin zam şampiyonu olduğunu duyurdu. Dişhekimleri Birliği ise, "Bu abesle iştigal. Biz 2006'da hiç zam yapmadık" diyor
EKONOMİ SERVİSİ
Mayısta, tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 1.88, üretici enflasyonu (ÜFE) yüzde 2.77 çıkınca, gözler bu yüksek artışın altındaki sektörlere çevrildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen cuma enflasyon rakamlarını açıklarken zam şampiyonu olarak 'diş çekim' ücretini göstermişti. TÜİK açıklamasına göre mayısta diş çekme ücretindeki artış yüzde 26.64 olmuştu.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da üç sektördeki şaşırtıcı fiyat artışlarına işaret etmiş ve bu sektörleri tekstil, işlenmemiş gıda ve sağlık olarak açıklamıştı. Yılmaz'ın açıklamasına göre, sağlıkta mayıs ayında ortaya çıkan artış, 'endeks tarihinde görülmemişti'.
Ancak bu açıklamalara Türk Dişhekimleri Birliği'nden tepki geldi. Birlik, 2006'da diş çekim ücretlerine zam yapılmadığını açıkladı. Bu açıklama ile birlikte ortaya daha şaşırtıcı bir durum çıktı. TÜİK, dış tedavisi içinde en önemli yeri tutan diş çekim ücretlerinin rekor kırdığını söylüyor, Dişhekimleri Birliği ise, "Hayır, biz zam yapmadık" diyor.
Tabloyu gönderdiler
Türk Dişhekimleri Birliği'nin dün yaptığı açıklama şöyle:
"Muayene ücretlerine 2006'da zam yapmadık. 2000'den bu yana tüketici fiyatlarındaki ortalama artış yüzde 34.61 olmasına karşın diş çekme ücretleri aynı dönem içinde sadece yüzde 23.86 arttı. Yüksek çıkan mayıs enflasyonunda yüzde 26.64'lük artışla diş çekme ücretinin ilk sırada yer aldığı yönündeki haberler gerçeği yansıtmıyor."
Türk Dişhekimleri Birliği'nin yaptığı açıklamaya göre diş çekim ücretlerine 2004'te yüzde 8, 2005'te ise yüzde 9 oranında zam yapıldı. 2006'da ise hiç zam yapılmadı. 2000 - 2006 arasında ücret artışı yüzde 23.86 oldu. TÜİK ise sadece mayıs ayında yüzde 26.64 zam yapıldığını açıklamıştı.
'Artıranlarla konuşmuşlar'
Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Celal Korkut Yıldırım, enflasyonda dişhekimi muayene ücretlerindeki artışların etkili olduğu yönündeki açıklamaların 'abesle iştigal' olduğunu söyledi. Yıldırım, "Birlik yılbaşında bir tarife belirler. Tarife yıl sonuna kadar değişmez. Diş muayenesinde mevsimsellik gibi bir şey yok."
Türkiye'deki dişhekimlerinin yüzde 10'unun birliğin açıkladığı 'asgari ücret tarifesi'nin üstünde ücret aldığını belirten Yıldırım, "TÜİK belki de bu dilimin içindeki meslektaşlarımızdan bilgi almıştır. Fakat bunun yanında bu ücretlerin altında hizmet veren dişhekimlerinin oranı da yüzde 30 - 40'tır" dedi.
Ücretlendirmede Türkiye'yi 5 bölgeye ayırdıklarını belirten Yıldırım, İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli gibi şehirlerin yer aldığı birinci bölgenin dışındaki illerde yüzde 30 indirim uyguladıklarını belirtti.
Türk Dişhekimleri Birliği'nin açıkladığı rakamlara göre diş çekme ve amalgam dolgu ücreti (KDV hariç) 45.98 YTL. Bu rakam 2005'te de aynıydı.
| Tekstildeki artış yüzde 10.88 oldu | | Grup | Artış oranı (%) | Endekse etkisi | | Gıda ve alkolsüz içecekler | 0,72 | 27,68 | | Konut | 0,50 | 16,29 | | Ulaştırma | 1,53 | 10,48 | | Giyim ve ayakkabı | 10,88 | 8,28 | | Ev eşyası | 0,45 | 6,89 | | Alkollü içecekler ve tütün | 0,00 | 5,62 | | Haberleşme | 0,59 | 4,55 | | Sağlık | 2,50 | 2,54 | | Eğlence ve kültür | 2,70 | 3,63 | | Eğitim | 0,28 | 2,41 | | Lokanta ve oteller | 2,20 | 6,74 | | Çeşitli mal ve hizmetler | 5,08 | 4,89 | |
Tekstilci yine savunmada
Murad Kızıltaş (BMD)
'Tekstile yıkılması son derece ayıp'
"Geçen dönemde fiyatlar çok düşürüldüğü için artıyormuş gibi görünüyor ama gerçek bir artış yok. Ekstra bir fiyat artışı olduğunu sanmıyorum. Bu fiyatların bir önceki yıl aynı dönemdeki fiyatlarla mukayese edilmesi lazım. Artış değil tam tersine gerileme söz konusu.
Zaten tüm üretici sektörlerinin üzerinde ciddi bir Uzakdoğu baskısı var. Perakende sektörünün iki yıldır fiyat artırma şansı yoktu. Faturanın tekstil ve ayakkabıya yıkılması bence son derece ayıp. Öbür taraftan fiyatını devletin belirlemiş olduğu konuttaki, sigaradaki, ulaşımdaki artışlardan kimse bahsetmiyor. Emek yoğun sektör üzerine tüm fatura yıkılmaya çalışılıyor. "
Süleyman Orakçıoğlu (İHKİB)
'Sektör hakkında talihsiz açıklama'
"Önemli olan perakende fiyatlarıyla mı yoksa imalatçı fiyatlarıyla mı bu hesapların yapıldığı. Perakende fiyatlarını konuşacak olursak, bizde sezon içinde hiçbir zaman için fiyat artışı olmaz. Bu nedenle sektörde böyle fiyat artışının olması da mümkün değil. KDV'de indirim nedeniyle ve rekabetçi ortamın daha da zorlaşması nedeniyle fiyatlarda yüzde 5'lik bir düşüş de oldu. Herkes daha rekabetçi olmak için zaten fiyatlarını aşağı doğru revize etti. Bu süreçte böyle bir açıklama yapılmasını sektör adına talihsiz buluyorum. Dönemsel olarak bakıldığında mayıs ayına geçerken perakende fiyatlarında hiçbir artış olmadığını net olarak söyleyebilirim."
Aynur Bektaş (TGSD)
'Geçen yıla göre artışımız sıfır'
"İstisnalar olabilir ama genel rakamlar çok önemli. Bizdeki artış, geçen yılın aynı ayına göre sıfır.
Genel olarak tüketici fiyatları endeksi değişim oranı yüzde 9.86. Bir tek bizde artış yok. Fiyatları hiç artmayan, aynı kalan hazır fiyim ve ayakkabı sektörü. Bunlar TÜİK'in verdiği rakamlar. Biz çıkarmadık bu rakamları. Sektör beklenenin üzerinde fiyat artışı yapmamıştır.
KDV indirimi, sezon ucuzluğu fiyatları iyice düşürdü. Bu nedenle sezon malları çıkınca bir artış oldu. Ama bu yine geçen yıla göre aynı kaldı. Şimdi sektörün enflasyonu körüklediği söyleniyor. Ekonomiyi bu hale hazır giyim getirmedi. Enflasyonu da hazır giyim artırmadı."
Şener: Konfeksiyon fiyatları etkili oldu
ANKARA Milliyet
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, mayısta beklentilerin üzerinde çıkan enflasyon rakamlarına ilişkin olarak, "Matematiksel olarak henüz hedefin içerisindeyiz" dedi.
Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) toplantısına katılan Şener, son 3-4 yılın en talihsiz verilerine uluslararası piyasalardaki petrol ve bazı hammadde fiyatlarının yol açtığını, ancak tüm etkileri, kontrol edilebilecek sonuçlar olarak değerlendirdiğini kaydetti. Mayıs enflasyon rakamlarının öngörülenin üzerinde gerçekleşmesinde mevsimsel olarak konfeksiyon ürünlerinde yüzde 10'a varan artışların etkili olduğunu ifade eden Şener, hükümetin ekonomik programı 'tavizsiz' uyguladığını söyledi.
Merkez Bankası'nın para politikasında bağımsız olduğunu, kararları kendisinin aldığını belirten Şener, "Önemli olan bağımsızlığı çerçevesinde Merkez Bankamızın para politikası araçlarını gerektiği şekilde kullanmasıdır" dedi.
Enflasyon hedefinde bir değişikliğin söz konusu olup olmadığı yönündeki soruya Şener, "Henüz matematiksel olarak hedefin içerisindeyiz" yanıtını verdi.
Enflasyon hedeflemesinde öngörülen hedef yüzde 6.5, bant aralığı ise yüzde 8.5 ile yüzde 4.5. Enflasyonun bu bant aralığında kalması öngörülüyor. Mayısta yıllık enflasyon tüketicide yüzde 9.86, üreticide yüzde 7.66 olmuştu.
'Spekülatif amaçlı yüksek döviz fiyatı verilmesi üzücü'
Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde İstanbul'da bir toplantı düzenleyen Merkez Bankası (MB) Başkanı Durmuş Yılmaz, döviz kurunda son haftalarda yaşanan gelişmelere değinerek spekülatif haraketlerin dikkat çektiğini söyledi.
Bazı bankaların ekrana yüksek kurdan döviz fiyatı (kotasyon) girdiğini, ancak alım yapılmadan silindiğinin hatırlatılması üzerine Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, bu durumun kendilerini üzdüğünü söyledi. Yılmaz, "Piyasayı etkilemek amacıyla ekrana yüksek seviyeden fiyat giriyorlar. Verdikleri yüksek fiyattan alım yapmak istediğinizde görüyorsunuz ki fiyatın altı boş, kotasyonu geri çekmiş" diye konuştu.
MB'nin bir garantisi olmadığını belirten Yılmaz, kura ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Serbest piyasa ekonomisi var. Bunun getiri ve riskleri söz konusu. Herkes kararlarını buna göre alıyor. Bizim kur garantimiz ve seviyesi ile ilgili bir öngörümüz yok." Yılmaz, kurun arz ve talebe göre belirlendiğini kaydederek şöyle konuştu:
'Sandalyede seyretmiyoruz'
"MB bütün bunları, arkasını sandalyeye dayayıp seyretmek gibi pozisyonda da değil. MB finansal istikrardan da sorumlu. Kurun geleceği seviyenin diğer makro ekonomik değişkenlere nasıl bir etki yapacağı konusunda da fikir sahibi olmak durumunda. Elimizde 60 milyar dolarlık bir rezerv var. Gerekirse mutlaka kullanırız. Bu kararı almamız için yaptığımız değerlendirmede bu şartların oluşması gerekir."
MB, sürpriz yapan sektörleri inceliyor
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, mayısta enflasyon rakamlarının yüksek çıkmasını değerlendirirken, 'endeks tarihinde görülmemiş' gelişmeler olduğunu, tekstil, işlenmemiş gıda ve sağlık fiyatlarının şaşırttığını söylemişti. Yılmaz, şöyle demişti:
"Giyim ve ayakkabı mevsimsel davranış göstermedi. En önemli gelişmelerden biri de yüzde 2.5 oranında artan sağlık fiyatları oldu. Endeks tarihinde mayısta belirgin artışların gözlenmediği sağlık fiyatlarında oldukça yüksek oranda artan dişçilik ücretleri fiyatlarının söz konusu grup fiyatları artışının yaklaşık 1.74 puanını oluşturdu. Kayan mevsimsellik gündeme gelmeye başladı. Bu konuyu inceliyoruz."
Geçen ay da tartışıldı
Tekstilde yeni sezon ürünlerin piyasaya çıkması nedeniyle nisan aylarında genellikle yüksek fiyat artışları olabiliyor. Geçen ay, 10 puanlık KDV indirimine karşın, hazır giyim fiyatları yüzde 9.2 artınca tartışma çıkmıştı. Artış 'mevsimsel' etkilere bağlanmıştı. Ancak mayısta daha yüksek çıkınca Merkez Bankası da şaşırdı. Bankanın araştırma departmanı yetkilileri "Kayan mevsimsellik yaşanıyor" dedi.
Yoksulun enflasyonu daha yüksek
Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın yaptığı araştırmaya göre, en yoksul yüzde 20'lik dilim için enflasyon mayısta yüzde 1.41, beş aylık dönemde yüzde 4.88 ve son bir yıllık dönemde ise yüzde 10.70'e ulaştı. En zengin yüzde 20'lik dilim için enflasyon ise mayısta yüzde 1.84, yılın ilk beş ayında yüzde 4.24 ve son bir yıllık dönemde ise yüzde 9.74 olarak hesaplandı.
Araştırmada en yoksul yüzde 20'lik kesim için mayıs sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 10.70, ikinci yüzde 20'lik kesim için yüzde 10.45, üçüncü yüzde 20'lik kesim için yüzde 10.31, dördüncü yüzde 20'lik kesim için yüzde 10.15 ve en zengin yüzde 20'lik kesim için de yüzde 9.74 olarak belirlendi.
Gelir gruplarına göre enflasyon farkının, gelir düzeyine göre tüketim tercihlerindeki değişimden kaynaklandığı kaydedildi. En zengin yüzde 20'lik dilimin, en yoksul yüzde 20'ye göre harcamalarının payı eğitimde 6 kat, eğlence, kültür ve ulaşımda 3 kat, lokanta ve oteller için 2 kat daha fazla bulunuyor. Buna karşın gıda harcamalarında en zengin yüzde 20, en yoksul yüzde 20'nin oransal olarak yüzde 40'ı kadar harcama yapıyor.
|
|
|

|