|
 |
|
|
Çetenin ruh hali
Ankara Eryaman'da ortaya çıkarılan "Atabeyler Grubu" üyelerinin dünkü gazetelerde yer alan ifadeleri "çetenin ruh halini" yansıtması açısından dehşet vericidir. "Ülke birliğini bozmaya yönelik örgüt kurma" ve "patlayıcı madde bulundurma" suçlarından tutuklanan bir yüzbaşı, iki astsubay ve ev sahibi kişinin, "Ülke için bir şeyler yapılabilir mi duygusuna kapılarak" PKK operasyonlarında kullanılmak üzere elde ettikleri C-4 tipi bomba ve diğer operasyonel malzemeyle çeşitli bombalama eylemleri tasarladıkları anlaşılıyor.
Eryaman'da bulunduğu öne sürülen Başbakan'ın evini gösteren krokiler ve Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'ya ait mağazaların hedef alındığına ilişkin bilgiler olayı daha da vahim hale getiriyor.
Tutuklanan sanıklar Anadolu'da kimi illere giderek, emniyet müdürleri nezdinde hedef alacakları kişi ve olaylara ilişkin nabız yoklamışlar.
"Atabeyler Grubu"nun deşifre edilmesine de bu süreç yol açmış.
Danıştay saldırısının ertesi günü, Merzifon'dan gönderilen "Vatansever" kodlu e-mail ile Eryaman'daki örgütlenme ihbar edilmiş. İlk anda Ankara'daki kanlı Danıştay baskınını gerçekleştiren Alparslan Arslan adlı avukatın da bu çete tarafından yönlendirildiği öne sürülmüş. Ancak bu bilgi sonradan doğru çıkmadı.
Eryaman operasyonunun ardından medyaya Genelkurmay nizamiyesi önünden yapılan "servis"in içerdiği bilgi ve belgelerin gerçekliği ise tutuklanan sanıklarla ilgili iddianame hazırlandıktan sonra dava aşamasında netlik kazanacak.
Sanıkların askeri ve sivil savcılar karşısında verdikleri ifadelerdeki farklılık gazetelere yansıyan haberlerde gözleniyor.
"Atabeyler Grubu"nun üyeleri Eryaman'daki bombaları PKK'ya karşı mücadelede kullanmak üzere sakladıklarını öne sürerek kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Öte yandan, "Memlekette işler iyiye gitmiyor" diye düşünüp "bir şeyler yapma" arayışına girişiyorlar. Siyasi iktidarı hedef seçip eylem planlıyorlar.
Şemdinli sonrası karışan başkentin dumanlı havası da çetelere ortam hazırlıyor.
Türkiye'nin düşürüldüğü durum hazindir.
Son dönemde yükselen aşırı milliyetçi öfke, "Bir şeyler yapmak gerekir" düşüncesiyle asker ve sivil grupların silahlanarak "seferber olması"na yol açıyor. Öte yandan kuşatıldığı ve 28 Şubatvâri bir örgütlenmeyle iktidardan edileceği kuşkusuna kapılan siyasi iktidar "sanal bir darbeyi" ortaya çıkarmaya çalışıyor. Özel Kuvvetler'de görevli askeri sanıklara, "emir-komuta" sorgusu dikkat çekicidir.
Bu güvensizlikle nereye?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|