|
Bu kitabı herkes okumalı...
Stephen Kinzer'i bizler New York Times'ın Türkiye bürosu şefi olarak tanıdık. Daha önce de Almanya'da ve Nikaragua'da büro şefliği yapmıştı. Benim tanıdığım Amerikalı gazeteciler arasında, Orta Asya, İran, Irak ve Latin Amerika'yı en iyi tanıyanıydı. Olaylara, Beyaz Saray'ın basite indirgenmiş, klişe ve sloganlara dayananan analizleriyle bakmaz, aksine madalyonun iki tarafını da araştırırdı. Daha önceki kitapları, ("Hilal veYıldız", "Şah'ın adamları", "Bir ABD Darbesi ve Orta Doğu Terörü", "Nikaragua") bu yaklaşımın en tipik örnekleriyle doluydu.
Size sözünü etmek istediğim kitabı yeni çıktı. İngilizce adı Overtrow (Times Books, Henry Holt and Company, www.henryholt.com). Türkçeye "Darbe" veya "İktidar devirme" diye de tercüme edebiliriz.
Amerikanın 1800'lerden bugüne kadar düzenlediği darbelerin, müdahelelerin ve istilaların nedenlerini, nasıl ve kimler tarafından düzenlendiğini anlatıyor.
1893'te Hawai'deki krallığın devrilmesiyle başlayıp, 2003'teki Irak istilasına kadarki süreçte yaşanan olayların perde arkası ve daha da önemlisi, sonrası inceleniyor.
Kinzer, bize sadece gelişmelerin perde arkasını anlatmıyor. Analizini yapıyor ve Amerikan kamuoyu ile politikacıların kafalarının nasıl işlediğinin ipuçlarını veriyor.
Tüm gazetecilere, bilim adamlarına, Askerlere, özellikle de Türkiye'yi yönetmeye soyunan tüm politikacılara öneririm.
Ancak dikkat, bu kitabı"Amerikan alehtarlığında" kullanmak için okumayın. Dünya'yı yöneten tek süper gücün mantığını, onu etkileyen unsurları ve karar mekanizmalarını öğrenmek için okuyun. ABD'yi taşlayarak bir yere varamayacağımıza göre, bari adamları daha iyi anlayalım ve kendimizi daha iyi koruyalım.
* * *
ALLAHTAN ABD, BİZE TERS BAKMAMIŞ
Bizim kuşağımız Amerika'yı, 2 inci dünya savaşında Avrupa'yı Nazilerden kurtaran, ardından Komünizme karşı büyük savaş veren bir ülke olarak tanıdı.
Sovyetler Birliği "kötü" , bizim de içinde bulunduğumuz Batı dünyası "iyi" idi. Bizler kovboy, onlar kızılderiliydiler. Washington ne yaparsa, hep özgürlükler, Demokrasi ve serbest piyasa düzenini korumak içindi...
Bizlere hep iyi tarafı gösterildi. İşin rengi, Sovyetler Birliği yok olduktan sonra değişti. Meğer herşey siyah-beyaz veya iyi-kötü değilmiş.
OVERTHROW, ABD'nin 1800'lerden itibaren başlayan yayılmacı politikalarını çok güzel örnekleriyle işliyor.
ABD kamuoyunun, "Allahın verdiği bir iyilik misyonu" bulunduğuna inanması, politikacıların işlerini kolaylaştırmış. Bu saptama çok doğrudur. Gerçekten de, Amerikalı ortalama vatandaş, Başkanlarının dış ülkelere müdahelesine alışmıştır. Fazla sorgulamaz, aksine "mutlaka bir iyilik için yapıldığına" inanır.
Amerikan medya'sı da, bu konuda Beyaz Saray'ı hep desteklemiştir. Washington'un yayılmacı politikaları daima teşvik edilmiştir.
Stephen Kinzer, ABD'nin 1893 Hawai'den bugüne 14 müdahelesenin analizini yaparken şu bulguları bize sunuyor:
1. İlk aşamada (1893'den itibaren) yakın bölgeleri kontrolü altına almak, gücünü yansıtmak ve bir dünya gücü olduğunu göstermek istiyor. Hawai'den sonra İspanyol hegemonyasına son verilip Filipinlere kadar ki bir bölgeyi kontrol altına alması, Küba ve Portoriko'yu kendine bağlamasıyla, yayılmacılığın heyecanı tadılıyor.
2. İkinci aşamada, olay sadece güç gösterisinin ötesine geçip Nikaragua ve Honduras darbeleriyle, "buralar benden sorulur" izlenimini perçinliyor.
3. Ardından, Vietnam, İran, Guatemala, Şili, Grenada, Panama, Afganistan ve Irak ile dünyayı yöneten ve istemediği rejimlere hayat hakkı tanımayan bir sürece giriyor.
Bu darbe, halk ayaklanması veya direkt müdahele ile gerçekleşen değişikliklerin nedenleri de çok açık.
1. Kendine daha geniş, iş ve yaşam alanları açmak.
2. Yeni piyasalar bulmak, sonradan da enerji kaynaklarını kontrol altında tutmak.
Ancak işin ilginç yanı, ABD'nin genelde yanlış adam ve iktidarları seçmesi, olaylara çok düzeysel baklaşması ve sadece iktidar devirmeyle yetinmesi. Hiçbir zaman Devlet inşa edememesi. Girdiği her kavgadan da, (Dünya Savaşı hariç) istediği sonucu alamadan çıkması.
Stephen'in kitabını bitirdiğimde kendi kendime " iyi Amerika'nın ters tarafına düşmemişiz" dedim. Ardından da "hele bundan sonra hiç ters düşmemek gerekir" diye de ekledim.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|