Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Haziran 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Uruguay'dan Almanya'ya

İlk Dünya Kupası'nın (1930)düzenlendiği Uruguay'ın başkenti Montevideo'ya yolum düşmüştü, 1998'de... Uruguay, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, Arjantin-Brezilya arasına sıkışmış küçücük bir ülkeydi. Kupa'yı düzenlerken ne sermayesine, ne teknolojisine güvenmişlerdi. Sadece yüreklerindeki futbol aşkıydı onları ev sahibi yapan... Olimpiyat şampiyonlukları kazanan futbol takımları da dünyanın aşkıydı. Fransız Jules Rimet, o takımın yarattığı ilhamla Dünya Kupası'nı önermiş, ev sahibi olarak da Uruguay seçilmişti.
Aradan 68 yıl geçtikten sonra ünlü Centenario Stadı'nı ziyaret ettim.
Hatırladıkça, hâlâ tüylerim ürperir.

Gövde gösterisi
Bağımsızlıklarının yüzüncü yılını kutlarken, kıt kanaat inşa ettikleri stadı gönüllerince donatamamışlar, bugün çevrecilerin pek sevmediği bir maddeye-betona-başvurmuşlardı. Hazırladıkları kalıplara betonu döküyor, çoğumuzun evlerinde-bürolarında artık sıradan eşya arasında sayılan koltukları sıra sıra diziyorlardı.
Centenario'da o beton koltuklara oturup, yeşil çimene ve ağsız kale direklerine baktım bir süre... Sert ve rahatsızdı. Standart bir koltuğun sunduğu yumuşaklığı ve esnekliği göstermiyorlardı. Elbette hiç ergonomik değillerdi. Ama Uruguaylıların futbol sevgisini ve samimiyetini, o yılların koşulları içinde her şeye rağmen sergiledikleri özveriyi anlayabiliyordum.
76 yıl sonra yeniden bir Dünya Kupası düzenleniyor. Ev sahibi Almanya, bu kupaya gücünü, teknolojisini, sermayesini koydu, resmen bir büyük gövde gösterisine soyundu.
Bayern Münih ile Münih 1860 kulüplerinin ortaklaşa sahip oldukları Allianz Arena'da ev sahibinin görkemli stadı önünde hep birlikte irkileceğiz, bunu biliyorum.
Acaba Uruguay'daki aynı sıcaklığı, aynı samimiyeti ve aynı özveriyi bulabilecek miyiz? Bunu bilmiyorum.

Almanya'nın işi zor
Bildiğim bir şey daha var.
İlk Kupa'nın ev sahibi, finalde Arjantin'i yenerek şampiyon olmuştu.
2006'nın ev sahibi de çok final oynadı, üç kez şampiyonluk tacı giydi.
Bu defa, Alman futbolu o kadar güçlü değil... Beckenbauer, Müller, Breitner ve arkadaşları gibi güçlü bir kadroları yok... Herberger, Schön, Beckenbauer gibi karizmatik patronları da yok.
Alman futbolunun yıllar geçtikçe gerilediğini, gücünden ve renginden çok değer kaybettiğini zaten biliyoruz. Yine Milli Takımları o duraklama-gerileme sürecinde hiç değilse 2002 Dünya Kupası'nın finaline ortak olabilmişti. Bugün böyle bir şansı var mı ? Sevgili Mehmet Demirkol, yine de onlara biraz kredi açar gibi... Ama ben hiç sanmıyorum.

İşte final: Tango ve Samba

Futbol, içinde yüzlerce bilinmeyen, binlerce sürpriz taşıyan sihirli bir oyundur. Maçlar oynanmadan ve bitmeden, hiçbir sonucu kesinlikle bilemezsiniz.
Yukarıdaki gerçeğin ışığı altında ben tahminlerimi paylaşayım sizlerle...
Hayır, asla bir iddia değil bu... Sadece, öylesine bir tahmin. Uzaktan, kişisel öngörülerle yapılmış bir deneme...
Ben yazıyorum, Kupa'da maçlar oynandıkça sizlerin de bu Kupa şablonunu ilgiyle izleyeceğinizi, görüşlerinizi benimle paylaşacağınızı ümit ederim.

İşte tahminlerim:
A Grubundan Almanya ve Ekvador, B Grubu'ndan İngiltere ve İsveç, C Grubu'ndan Arjantin ve Hollanda, D Grubu'ndan Portekiz ve Meksika, E Grubu'ndan İtalya ve Çek Cumhuriyeti, F Grubu'ndan Brezilya ve Hırvatistan, G Grubu'ndan Fransa ve İsviçre, H Grubu'ndan İspanya ve Ukrayna'nın çıkacağını düşünüyorum.
Devam edeyim...
16'ların eşleşmesinde Almanya İsveç'i, Arjantin Meksika'yı, İtalya Hırvatistan'ı, Fransa Ukrayna'yı eler... Öteki tarafta da İngiltere Ekvador'u, Hollanda Portekiz'i, Brezilya Çek Cumhuriyeti'ni, İspanya İsviçre'yi geçer.

Gelelim çeyrek finale...
İngiltere Hollanda'yı, Brezilya İspanya'yı, Arjantin Almanya'yı, İtalya da Fransa'yı eleyecek.
Yarı finallerde Avrupalıların şansı yok gibi...
Brezilya İngiltere'yi, Arjantin de İtalya'yı yenerek Berlin biletini alacaklar...
Yani benim finalimin adı Arjantin-Brezilya !
Bir yanda Crespo, Messi, Riquelme, Cambiasso ve Sorin... Bir yanda Roberto Carlos, Kaka, Emerson, Ronaldinho, Adriano ve ille de Ronaldo...
Avrupa'da ilk Latin Amerikalılar finali...
Hem Tango, hem Samba...
Olimpiyat Stadı'nda en eğlenceli bomba!

FIFA'nın da "Wild Card"ı olmalı!

Dünya Basketbolunun patronu FIBA, 2006 Dünya Şampiyonası'nda takım sayısını 24'e çıkarırken, elemelerde başarı gösteremeyen ve finallere ulaşamayan ülkeler için kontenjan (Wild Card) uygulamasına başvurdu. Uzmanların hazırladığı kriterlere göre seçimini yapıp dört ülkeyi Japonya'ya davet etti.
Bu ülkelerden biri de bildiğiniz gibi, Türkiye... FIBA, Türkiye seçimini yaparken, televizyonların basketbol sporuna gösterdiği ilgiye, ülkenin basketbol potansiyeline, NBA'de oynayan başarılı sporcularına ve en önemlisi 2010 Dünya Şampiyonası'ndaki ev sahibi-organizatör ülke olmasına önem verdi.
Basketbol, birçok yönüyle futbola örnek olmuş, sürekli gelişen bir spor dalı...
Şu Wild Card uygulaması, günün birinde sıkıntı yaratmadan, şimdiden FIFA'nın da gündemine girebilmelidir. Elemelerde 32 finalist ülke yerine 28 ülkeye kapıyı açar, 4 ülke için kontenjan kullanabilirler.
Biliyorum, takım sayısının 16'dan 24'e, sonradan da 32'ye yükseltilmesi taleplerine yıllarca direndiler, ama dayanamadılar. Gelecekte de Wild Card talepleri olacaktır, öyle düşünüyorum.

Neden Wild Card ?
Bugünkü eleme statüsü, öyle bir takımı finallerin dışına düşürür ki, apışıp kalırsınız. Örneğin, Güney Amerika (Conmebol) elemelerinde 5 kez Dünya Şampiyonluğu kazanan (belki de altıncısını kazanacak olan) Brezilya, play-off'a bile hak kazanamadan elenip gidebilir.
Brezilya'sız bir Dünya Kupası'nı kim ister ?
Haydi biraz daha açalım ufkumuzu... Bugün, bir Uruguay finallerde yok... Bir Romanya, Belçika, Türkiye, Danimarka finallerde yok... Şili yok, Peru yok... Kolombiya yok. Kamerun, Fas, Cezayir, Mısır yok... Geçen Dünya Kupası'nda da Hollanda yoktu, unutmayın. Elbette hepsine birden teselli mükafatı verecek değiliz ama, kriterleri belirleyerek, futbolun geleceğini ve gelişimini hesaplayarak her defasında 4 ülkeye "Wild Card" sunabiliriz.
Bu öneriyi Şenes Erzik dostuma ileteceğim. Peşinen itiraz edeceğini size söyleyebilirim. Yine de dinlemek nezaketini benden esirgemez ve günün birinde bizzat Şenes Erzik, gündeme getirebilir.

agokce@milliyet.com.tr





SPOR
Şeker gibi transfer!
Anelka için 32 milyon YTL
Okan burukluğu
Insua'ya kanca
FIFA'dan devrim
'Şiddet yasası' üç büyükleri çarptı
Almanya hazır
Zenginlerden radikal öneri
Vaidisova rüzgârı
Ve Piroğlu kurtuldu
Potada kritik randevu
DÜNYA KUPASI'NA DOĞRU
Haber turu...
Uruguay'dan Almanya'ya
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Uruguay'dan Almanya'ya
İlk Dünya Kupası'nın (1930)düzenlendiği Urugu...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet