|
Başbakan, Çankaya'ya çıkmayacağını açıklamalı (*)
Son birkaç aydır yaşanan olayları arka arkaya koyun ve bugüne kadar ki gelişmeleri bir gözden geçirin, belirgin çizgiyi görürsünüz.
1. Başbakan başta olmak üzere, AK Partinin bazı kesimleri dindar oy tabanına yönelik söylemini arttırdı. Ses tonunu yükseltti. Din motifleriyle süslü olaylar arttı. Dinci basın, hiç bir sınır tanımamaya başladı. Bu gelişmelerden cesaretlenen yerel dinci akımlar kendilerini gösterir oldular.
2. Bu gelişmeler karşısında veya öncesinde laik kesimler tutumlarını sertleştirdiler. Her olay -küçük veya büyük önemli veya önemsiz- rejime tehdit olarak algılandı. AK Partiye karşı "rejim düşmanı" muamelesi yapılır oldu. Haklı veya haksız AKP her konuda suçlanmaya başlandı.
3. Laikler için Çankaya giderek sembolleşti. Laikliğin kalesi olarak nitelenen Cumhurbaşkanlığı seçimi de giderek önem kazandı.
HERŞEY KÖŞK İÇİN PLANLANIYOR...
Bu tırmanmayı kimin başlattığını bulmak imkansız. "Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı?" sorusunu andırıyor.
Ancak, şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki, yaşanan savaşın temelinde Cumhurbaşkanlığı seçimi yatıyor. Askeriyle, laik muhalefeti, laik kesimleriyle, "Laik Cephe" Çankaya'yı Türban'a teslim etmeme konusunda tam bir görüş birliği içinde...
Sorun, Başbakan'ın Çankaya'ya çıkmaması değil. Sorun Türban'lı eşi olan birinin Çankaya'ya çıkmasının engellenmesi.
Danıştay katliamı ile en üst noktasına çıkan bu kararlılık artık netleşti: Türkiye'nin önemli bir bölümünü kapsayan laik cephe, Cumhurbaşkanlığı köşküne eşi türbanlı olan birini çıkartmayacak.
Durum son derece açık ve net.
İster Erdoğan, ister Arınç veya bir başkası zorlayabilir ve TBMM'deki çoğunluğu sayesinde de seçilebilir.
Ancak emin olun, hayatı zehir olur. Köşk'te birgün dahi rahat oturamayacağı gibi, Türkiye'yi de gereksiz bir gerilimin içine sokar. Ekonomi zorlanır, AB'de Türkiye'yi istemeyenler "Türkiye dincileşiyor" propagandasına başlarlar.
BU GERİLİMİ DÜŞÜRMENİN TEK YOLU VAR
Politikada bazı şeyler meclisteki çoğunlukla dahi gerçekleştirilemez. AK Parti işte bu gerçeği görmeli ve yeni bir strateji geliştirmeli. Bugünkü çıkmazdan başka türlü kurtulunamaz.
Bunun tek yolu da, Başbakan'ın Çankaya'ya çıkmayacağını veya Çankaya'ya kimleri tercih edeceğini topluma sızdırması veya paylaşmasıdır.
2007 Mayıs'ına kadar böyle bir gerilim içinde yaşamak ülkeye çok zarar verir.
Ayrıca, bugünlerde atılmayacak olan bu adım ilerde öylesine bir inatlaşmaya yol açar ki, muhalefetin "işte istediğimizi elde ettik" demesine yol açabileceği gibi, seçim tam bir rejim kavgasına girebilir. Böyle bir durumda da ne Avrupa Birliği müzakeresi, ne de ekonomiden medet umabiliriz.
Başbakan sağ duyusunu kullanmalı ve Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak elini göstermelidir. Eli de, Köşk'e türbanlı eşi olan birinin çıkmaması olmalıdır. Hiç değilse Cumhurbaşkanlığına bir "uzlaşı adayı" arayacağını açıklamalıdır.
Bu gerilim mutlaka giderilmelidir.
* * *
TÜRBAN NEDEN ÇANKAYA'YA ÇIKMAMALI?
Bugünkü koşullar, ister Başbakan Erdoğan, ister eşi türbanlı bir başka AKP'linin Cumhurbaşkanlığına çıkmasının, ülkeyi büyük bir siyasi krize sokacağını gösteriyor. Çankaya, hem Laik hem de muhalefet için bir semboldür. Oraya, türbanlı eşi olan birinin çıkması, gerilimin sürekli olacağı anlamına gelecektir.
Türban ile ilgili olmamasına rağmen, Özal'ın Cumhurbaşkanlığına çıkışı ve Demirel'in hayatı ona zehir etmesini hepimiz gördük. Üstelik, Demirel'inki tamamen muhalefet kaynaklı bir direnmeydi. Cumhurbaşkanını perişan etti. CHP, AK Partili Cumhurbaşkanına çok daha sert davranacak ve hayatı zehir edecektir.
Bir de, Silahlı Kuvvetleri, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ile Adalet mekanizmasının direnişini de ekleyin.
Genelkurmay Başkanının haftalık buluşmaları reddetmesini, tatbikatlara Cumhurbaşkanını davet etmemesini, Anayasa ve Danıştay gibi kurumların, Cumhurbaşkanını davet edip eşini davetlerin dışında tutmasını, Çankaya'daki resepsiyonların boykot edildiğini düşünün...
Bütün bunlar imkan dahilindedir.
Yeni bir Cumhuriyet savaşı ortamına sokulacak olan Türkiye, böyle bir durumda, her yönden çöker.
Bürokrasi işlememeye başlar...
Ekonominin çarkları dönmez...
Köşk'teki eski liderine veya kendi içinden çıkan bir arkadaşına karşı sergilenecek böyle bir muhalefete tepki gösterecek olan AK Parti de hırçınlaşacaktır. Kısır döngü, bu ülkeyi mahveder.
Sırf, türbanlı eşini Çankaya'ya çıkartıp sembolik bir zafer kazanmak için, Türkiye'yi böylesine germek günah değil mi?
Kişi başına 10 bin dolar hedefine ulaşma sözü veren Erdoğan, Çankaya uğruna bu ülkeyi fakirleştirmeyi kendisine yakıştırabilir mi?
Böyle bir siyasi gösteriye değer mi?
* * *
AKP DAĞILIR...
Hadi, Başbakan'ın ülkedeki gerilimin artacağı ve yönetilemeyecek bir noktaya geleceği varsayımını görmezden geldiğini düşünelim...
Turgut Özal gibi "alışırlar, alışırlar" diyerek, ideolojisine yenik düşeceğini ve türban bayrağını, laikliğin kalesi gibi görülen Çankaya köşküne çekebilmek için, uyarıları da dinlemeyeceğini varsayalım.
Peki Başbakan, Köşk'e gitmesi durumunda partisinin parçalanabileceği olasılığını da mı hiç dikkate almıyor?
AK Parti, ANAP'a da benzemez.
Özal, ANAP'ı en yakın adamı olarak gördüğü Aklulut'a bıraktı, buna rağmen parti üstündeki etkinliğini kısa sürede kaybediverdi.
Partiyi kaybetmesi, Türk ekonomisinin gidişini de etkiledi. Yapılması gereken reformlar ertelendi ve Türkiye tekrar patinaja girdi. ANAP'ta zaman içinde eridi.
Aynı durum, farklı şekilde DYP'de de yaşanmadı mı? Demirel'in Çiller'e bıraktığı parti üzerindeki etkisi yok olmadı mı?
AK Parti, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına çıkması durumunda, ANAP gibi zaman içinde bile erimez. Olduğu yerde dağılır. Abdullah Gül'ün Başbakanlığı, Erdoğan'ınki kadar etkili olmayacaktır.
Erdoğan, hem partisini kaybedecek, hem de Türkiye'yi götürmek istediğini söylediği yerlere götüremeyecektir.
Aynı soruyu soruyorum: Değer mi?
İşte, Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmamasını gerektiren en önemli birkaç neden...
Herşeye rağmen yine de denemeye kalkar mı?
Ben tahmin etmiyorum.
(*) Bu köşedeki yazıları 23-24 Mayıs günleri okumuştunuz. Bugün bazı değişikliklerle tekrar yayınlıyorum. Zira günün koşullarına tam uyuyor.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|