Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kalori transferi


Her yiğidin bir yoğut yiyişi vardır. Ve futbol, sadece futbol adamlarına emanet edilemeyecek kadar dallı budaklıdır...
Öyle değil mi?..
Sosyal yönü var, psikolojik yönü var... Bir meşin yuvarlak içinde ekonomik, teknik, siyasi, karanlık, aydınlık boyutlar...
Atom çekirdeği gibi.
Üçüncü Dünya Savaşı'nı çıkaracak olan da, bitirecek olan da o gariban çekirdek değil mi?
Bakınız; İran - ABD gerginliği.
En ufağından en büyüğüne "küresel" meselelere dikkat etmeliyiz yani.
Top deyip geçmemeliz... Biz geçsek de geçemeyenler var.
Herkes kendi meşrebine göre bakar futbola.
Hem de en somut konularda bile.
Mesela transfer.
Diyelim ki, Tümer...
Ne katar Fenerbahçe'ye?.. Nasıl, ne kadar?
Var mısınız bir doktordan dinlemeye?
* * *
"Normal bir insan günde 3500 kalori harcarken futbolcuların 90 dakikası 4000 civarı kaloriye mal olur diyelim. Bu enerjiyi hücum ve savunmada yarı yarıya kullandıralım. Bir takımın ortalama 40 defa hücum ettiğini düşünürsek ve bölme, çarpma işlemlerini yaparsak bir hücum 1000 kalori olmalıdır.
Bir başka deyişle, bir takımın topu kazanıp, hücum edip, son noktada başarısız olmasının faturası 1000 kaloridir.
Bu noktada hücumları mercek altına almak lazımdır. Örneğin 10 kanat ortasını ceza sahasına gönderemeyen bir kanat oyuncusu, maç başına 10.000 kaloriyi tek başına harcatır.
Boşa giden 10.000 kalori, kişi başına 4000 kalori harcama denkleminden yola çıkarak 2,5 kırmızı kart değerindedir.
Tümer, Fenerbahçe'ye "enerji" katacaktır.
* * *
Ben pes dedim...
Lakin, enerji uğruna ülkelerin işgal edildiği, insanların öldüğü bir dünyada "futbol enerjisini" bu kadar ince eleyip sık dokuyan ve transfer denilen tantanalı hadiseyi kalori cinsinden hesaplayan sevgili dostum Dr. Batuğhan Kaya'yı kim garipseyebilir ki?

KISA KISA

Daum'un Fenerbahçe'de kalması lazım!.. Neden?..
Aksi halde bizim yıllardır yazdıklarımızın doğruluğu kanıtlanacak ve bizlere provokatörlükten aptallığa kadar çeşitli sıfatlar yakıştıran sayısız Fenerbahçe taraftarı ile saygın yönetim kurulunun ipliği pazara çıkacak.

Sergen'in Şekerspor'dan kovulması lazım... Aksini düşünsenize.
Sergen sergenliğini yapacak, Şekerspor'u sırtlayıp küme atlatacak... Peki Beşiktaş yönetimini kim kurtaracak o zaman?

Hooijdonk, Aziz Yıldırım'ı "Napolyon"a benzetirken gurur, kibir, otoriteden bahsetmiş, hatta elinin cebinde olması gibi bir ortak özelliği bile es geçmemiş... Peki, hani "Para, Para, Para" özdeyişi?..
Para olmasa Hooijdonk Türkiye'ye gelip Aziz Yıldırım'ı tanıyabilir miydi?

Hedefte Adnan Polat

Kimine göre "taktik", kimine göre "tehdit" var işin içinde...
Sayın Aziz Yıldırım'ın Holywood yıldızları gibi bir anda sırra kadem basma sebebi her ne ise; Allah'la Aziz Yıldırım arasında ama "sonuçları" futbolumuzun ensesinde.
Sayın Aziz Yıldırım'ın senelerce uyguladığı yüksek basınçtan sonra yönetici piyasasında yarattığı vakum, "potansiyel" sahibi yöneticilerimizi harekete geçirtti bile.
Yoksa Sayın Adnan Polat gibi olgun ve zarif bir işadamı, bu kadar kışkırtıcı olabilir mi?
"Her çocuk Fenerbahçeli doğar" sözüne inanıyormuş... Ve "bebekler o yüzden ağlıyormuş".
İsmet Paşa'nın bile kullandığı, Öztürk Serengil'in ünlü nidası ile;
"yeşeeeee"...
Yerine göre fena espri değil tabi.
Ama orta karar bir kahvehanede bile "yapana" düzey sorgulaması getirir; biline.
Şunu kimse unutmasın...
Biz koskoca Fenerbahçe camiasını kızdırmayı göze alarak sayın Aziz Yıldırım ve yönetimini eleştirdiysek, ne başka takımı tuttuğumuzdandı, ne Yıldırım'ın Fenerbahçe'ye katkılarını az bulduğumuzdan, ne de kişisel ihtiraslarımızdan.
Futbolu kavgasız kılmak gibi bir misyonumuz vardı.
Hâlâ da var... Ve hep olacak.
Ne kimseye düşmanız, ne de haksızlığını savunacak dostumuz var. Olmayacak.
Her kim ki, Sayın Yıldırım'ın olumlu yönlerini örnek almak yerine gerilimli futbol krallığına aday; hedefimizde o var.

Boşa kürek sallamıyoruz!

Bana soruyorlar, "Reytingi olmayan etik konularda niye yazıyorsun" diye... Belli ki, Milliyet okurlarının duyarlılığını bilmiyorlar. Yüzlerce "fikirdaş"ı adına Tayfun Çetin'in elektronik postasını noktasına dokunmadan görüşlerinize sunuyorum ve Ters Köşe'de "doğru" işler yapmanın mutluluğunu yaşıyorum:

"Lütfen devam edin"
"Sevgili Ercan Ağabey,
Kusura bakmayın size ağabey diye hitap ettiğim için. Ama yazınızdaki isyanınızı ve samimiyetinizi gördüğüm için bu şekilde hitap ediyorum.
Ben koyu bir Galatasaray taraftarı olarak yazdıklarınıza aynen katıldığımı belirtmek isterim. Bu iş artık çığrından çıktı. Ben 35 yaşındayım, 2 tane oğlum var.
Büyük oğlum 9 yaşında. Şampiyon olduktan sonra çocuk işte, okula formamla gidicem diye tutturdu. Sırf başına birşey gelmesin diye izin vermedim. Tabi bunu anlatmak zor. Ama inanın bu hale geldi artık. Manyaklık, sapıklık ve psikolojik rahatsızlık boyutuna geldi. Biz de çocukluğumuzda çok gördük, her takımdan arkadaşlarımız vardı, hâlâ var. Hangi takım olduysa onların sevinçlerini izler ve tebrik ederdik hatta ortak olurduk sevinçlerine. Kızdırmalarına takılmalarına güler geçerdik. Artık buna bir son verilmeli. lütfen devam edin yazılarınıza inanın sizin gibi düşünen insan var. Saygılarımla. "
Tayfun Çetin

Olgun kavun tadında

Prof. Aydın Kunt, dostluğundan gurur duyduğum bir Galatasaraylıdır. O, benim Galatasaraylı olmam gerektiğini savunmaktadır, ama onun Galatasaraylı olması beni hiç rahatsız etmemektedir.
Sıra dışı bir akademisyendir Aydın Hoca'm. Espri "alış verişlerinde" dünyanın en cömert insanlarından biridir. Onu Ters Köşe'nin bir köşesinde anlatmak mümkün değildir.
Aslında koca bir kitap yazdı, kendisi bile tamamlayamadı. Sadece çocukluğunun Kadıköy'ü ile Mekteb-i Sultani yıllarını anlattı.
Ama ne anlatış!.. Bizim "fena yazmaz" diye bir itibarımız vardı ki, onu da elimizden aldı.
Biz mimarlık yapıyor muyuz Aydın Hoca?..
Şaka bir yana; sınıf arkadaşları Barış Manço, Timur Selçuk'tan tutun bugün olgunluk çağını yaşayan bir sürü ünlü Galatasaraylı ve Kadıköylü'nün nahif haylazlıklarının tadı damağınızda kalıyor "Kavun Unutmadan" adlı kitapta.

eguven@milliyet.com.tr


SPOR
Tek şartı heyecan
Savaş zamanı
Dört dörtlük şampiyon: 76-62
Roberts'ın feryadı!
Gövde gösterisi
Hakan'dan gönderme!
Ricardinho'da yoğun pazarlık
Nadal'a piyango
Belgesiz hoca!
Konyaspor şaşkın
Yıldıray'dan kötü haber!
Haber turu...
Kalori transferi
Kutlu olsun
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Ercan GÜVEN
Kalori transferi
Her yiğidin bir yoğut yiyişi vardır. Ve futb...
Gökhan TÜRE
Kutlu olsun
Ülkersporlu oyuncular, final serisine başlark...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet