|
İskeletler dansı, horon ve tango figürleri
Köylü ağırlıklı olmayı bir türlü aşamadıkları için; ne kadar övünüp dursalar da, bir türlü "gelişmiş"lik payesine erişemeyen ülkelerde doğanlar; "gelişmiş" ülkelerde doğanlardan çok daha büyük bedeller ödemek zorunda kalıyorlar yaşarken...
Örneğin 15-20 yıl önce Filistin'de doğmuş olan bebekler; şimdi "Hamas'tan yana olanlar", "FKÖ'den yana olanlar" diye ikiye ayrılmışlar, nasıl da öldürüyorlar birbirlerini...
Sözde Filistin'i kurtaracaklar da, tepesine geçip bağdaş kuracaklar.
15-20 yıl önce Filistin'de doğacaklarına, Londra'da doğmuş olsalardı; yaşamları bambaşka geçecekti...
Kim bilir daha ne kadar da sürecek Filistin'deki iskeletler dansı... Yazık...
* * *
Köylü ağırlıklı İslam ülkelerinin politikacıları, "onlar-biz" ayrımının giyotinini de sık sık çalıştırarak, mumyalamaya çalışırlar halk yığınlarını...
Türkiye de maalesef, onca çabaya karşın "onlar-biz" ayrımının dışına çıkamadı...
Ve "onlar" sadece siyasal sınırların dışındaki "gelişmiş"ler değil. Köylüler, yörükler, küçük esnaf ve kasaba kahveleri için, "Nişantaşı" ile Ankara Beyleri de "onlar"...
* * *
"Onlar-biz" ayrımının dikenleri içine tepetaklak düşmüş yörelerin insancıkları; sadece "gelişmiş" dünyaları değil, kendi kaderlerini çizimleyen öz ülkelerinin de, ne menem bir ülke olduğunu bilmezler.
Bilmezler Yozgat'ın Yerköy'ünde doğmuş bir bebekle, İstanbul'un Tarabya'sında doğmuş bir bebek olma arasındaki yaşam farkının; İtalya'nın Salerno'sunda doğmuş bir bebekle, Finlandiya'nın Tampere'sinde doğmuş bir bebek arasındaki farktan çok daha büyük olduğunu...
Bu da bendenizin içini yakar, ta ilk gençliğimden beri...
* * *
Son 50 yılda eğitim süzgecinden geçmiş ve geçmemiş kadınlarla erkeklerin ortaya çıkardığı tablo, okul çağı çocukları için ne kadar özendirici?
Şayet politikacılarla bürokratlar ve akademisyenler; "onlar-biz" ayrımıyla halk yığınlarını mumyalaştırmak yerine; "onlar-biz" ayrımının kıyaslamalı bir dökümünü saydamlaştırma cesaretini gösterebilselerdi...
Gösterebilselerdi Japonya'nın il ve ilçelerindeki gazete ve kitap satışlarının sayısıyla; bizim il, ilçe ve belediyelerimizdeki gazete ve kitap satışlarının sayısını...
Sonra da bu kıyaslamalı haritaları okullardaki tüm sınıflara assalardı...
Genç kuşakları "Viyana kapılarına kadar gitmiş olma" hamasetiyle afsunlamaya çalışmaktan çok daha yararlı bir beyinsellik yaratılmış olmaz mıydı?
* * *
Kaç yüz yıldır sürüyor, iktidarı ele geçirip ülkeyi, milleti, devleti kurtarma çırpınma, tepinme, çatışma, asma kesme ve nutuk söyleme kasırgalarında grup grup iskeletler dansı...
Kimsenin de aklına gelmiyor son 50 yılda bizim parlamentoda bir müzik aleti çalabilenlerin çoğunluğa oranıyla, İngiltere'de Avam Kamarası'ndakilerin oranını kıyaslamak...
* * *
Gül üstüne o kadar şiir var edebiyatımızda...
Bizdeki gül çeşitlerini gösteren bir botanik albümümüz de var mı?
Müzeler açısından, insan kaçakçılığındaki pozisyonumuza kıyasla, çok hırsızolojik olduğumuz evrensel bir netlikte...
Acaba hayvanat bahçeleri açısından ne düzeydeyiz?
* * *
Bir politikacı, yahut bir bürokratla "gelişme" gergefindeki nakışları konuşmaya kalktığınızda, alacağınız yanıtları da sıralayalım:
- Parlamentolarda bir müzik aleti çalanların oranını bilmek, çok mu önemli yani?..
- ...
- İç ve dış düşmanlara karşı vatanı korumaya çalışmaktan, vakit mi kaldı gül çeşitleriyle uğraşmaya?..
- ...
- Gazete ve kitap satışlarının azlığı bir eğitim sorunu; önce eğitimi halletmek gerek...
- ...
- Bizler elimizden geleni yaptık bu devlet için. Şimdi pırıl pırıl gençler yetişiyor, onlar da geri kalanını tamamlayacaklar...
- ...
- Ayrıntılarla vakit kaybetmeyi bir yana bırakalım, en önemli konu laiklik şimdi...
- ...
- En önemli konu vicdan özgürlüğü...
* * *
Türkiye'deki siyasal gerilimlerle çalkantılar ve şiddet eylemleriyle yolsuzluk ahtapotluğu, 20-30 yıl boyunca, AB üyeliği gerçekleşinceye kadar süreceğe benzer...
"Onlar-biz" ayrımının dikenli tellerinden kurtulamamış bir diyarda doğan bebekleri düşününce de...
Akıllara gelmeyen mesleklerden biriyle ilgilenildiğinde, ola ki değişebilir bebeklerin kaderi...
Örneğin açık deniz kaptanlığı...
Örneğin fizik alanındaki patentler tarihini sadeleştirip senaryolaştırma uzmanlığı...
Örneğin hayatında hiç dans etmemiş siyasetçilerin yönettiği ülkelerdeki özelliklerle; etli şaraplı, kadınlı kahkahalı masalardan yetişmiş siyasetçilerin yönettiği ülkelerin özelliği sonucu, ortaya çıkan "meslek sorunu"nu çözme kılavuzluğu..
* * *
"Meslek sorunu"nu çözme kılavuzluğu, yepyeni bir uğraş alanı olabilir...
Büyük transatlantiklerdeki aşçıbaşıların yaşam düzeyleri ve kazançları; Irak siyasetçilerininkinden kaç kat daha albenilidir?
Genç kızlar için güvenilir bir koca, hangi mesleklerden daha çokça çıkmakta?..
Ne olmak istediğini bilemeyenlere, neler önerilebilir?
Siyasetçi olma hırsına kapılmışlar, şapa oturmadan önce nasıl tedavi edilebilir vs...
* * *
Gerçi hayat öğretilemez ama, biyografik örneklere bakılabilir...
Ve işte bir yanda iskeletler dansı, bir yanda Karadeniz horonu, bir yanda tango figürleri...
c.altan@prizma.net.tr
|
|