Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Huzursuz eden sorular (3)
Türbanlı da meydanlara dökülürse?


İngiltere'de Tony Blair ve İşçi Partisi'ne iktidar yolunu açan 'yeni sol-üçüncü yol' çizgisinin önde gelen mimarı Prof. Anthony Giddens geçen hafta İstanbul'daydı.
Pazartesi günü Milliyet'te Derya Sazak'ın sohbete odasına da konuk olan Giddens'in şu sözlerinin altını çizdim:
"Türkiye siyasetinde radikal bölünmeler olmamalı. Merkezde yer almak son derece önemli. Eğer toplum radikal biçimde bölündüğü izlenimini verirse, bu Türkiye'nin AB üyeliği için hiç iyi olmaz. Gerek başörtüsü gerekse laiklik konularında radikal bir kutuplaşmaya yol açmak, yapılmaması gereken en önemli şey. Toplumu yok eder bu. Türkiye'de muhalefetin başörtüsü konusunda şu sıralar biraz aşırıya kaçtığını seziyorum."
Önemli bir gözlem.
Önemli bir uyarı...
Bir yanda laiklik diye, diğer yanda türban diye toplumu keskin kutuplara ayırmanın ülkemiz için ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında mısınız?
Böyle bir cepheleşmenin bu ülkede herşeyin başı olan istikrarı altüst edeceğini biliyor musunuz?
Bırakalım olsun mu?..
Dün canı yananlar Anıtkabir'e yürüdüler. Ya yarın türbanlılar, başörtülüler, Allahuekber diye bağıranlar, bir başka gerekçeyle canları yandığı için yollara dökülüp, bilmem hangi camiye doğru yürüyüşe geçerlerse?
Ne olacak o zaman?
Kim kazanacak?..
Kimilerinin sesi kulağıma çalınıyor, biliyorum, "Asker bizden yana!" diyorlar.
Çözüm silah mı?
Hiç silahla çözülebilir mi böylesi sorunlar? Nerede çözülmüş ki, Türkiye'de çözülsün! Siz aklınızı ekmek peynirle mi yediniz?
Biliyorum, Türkiye'yi böyle bir kaba tuzağın içine çekmek isteyen aklı evveller yok değil. Maalesef var. Ama son tahlilde etkili olabileceklerine ihtimal vermiyorum, veremiyorum. Sağduyu yine ağır basacak.Umudum bu. Oyun demokrasi içinde oynanacak.
Türban ve laiklik diye, laik ve anti-laik diye Türkiye'yi cepheleştirmeye çalışanlar, hiç kuşkunuz olmasın, bu ülkeye en büyük kötülüğü yapıyorlar.
Çünkü böyle bir yolun iyice açılması, Türkiye'de herşeyi altüst eder. Anababa günleri yaşatır Türkiye'ye.
Eğer kendimizi böylesine bir ahmaklığın çukurunda bulmak istemiyorsak, öncelikle herkes kendi üslubunu ayarlamak zorunda.
Kimseyi türban taktığı için toplum dışı saymaya, istiskal etmeye kimsenin hakkı yoktur. Kimseyi muhafazakar değerleri, muhafazakar davranış biçimlerini benimsediği için, özensiz, küçümseyici yorumlara muhatap kılmaya kimsenin hakkı yoktur, olmamalıdır.
Bunun tersi de geçerli tabii.
Kimse kimseyi başı açık dolaştığı, oruç tutmadığı, namaz kılmadığı, muhafazakar değerleri benimsemediği için hor göremez.
Bırakın herkes kendi gibi olsun, kendi istediği gibi yaşasın. Kimse kimseye kendi hayat tarzını dikte etmesin. Etmeye kalkışmasın! Dikte edercesine bir üsluptan da kaçınsın.
Farkındayım.
Sanki vaız veriyorum.
Bu üslubun da itici bir yanı yok değil.
Ama bir tehlikeyi anlatmaya çalışıyorum. Çünkü tek bir kurşunla, tek bir bombayla öfkeli kalabalıkların bir anda sokağa dökülmesi ihtimali huzursuz edici bir durum.
Bugün laikler... Yarın türbanlılar... Öbür gün kara çarşaflılar, Allahüekber diye bağıranlar... Gerekli dikkat ve özeni göstermezsek, yarın tek bir kıvılcım yetebilir, büyük bir toplumsal yangın çıkarmak için, evet öyle.
Yazık olmaz mı Türkiye'ye?..
Bunu anlatmaya çalışıyorum üç gündür, huzur bozucu sorularla.
Su yüzüne vuran derin komplo çeteleri rahatsız edici, hem de çok...
Kimsenin kimseyi düşman gibi görerek, düşman yerine koyarak siyah-beyaz siyaset yapmasını istemiyorum.
Türkiye bundan çok çekti.
Ben de çok sıkıldım, kaç kez aynı filmi seyretmekten...
Onun için yarından itibaren bir ay süreyle 'siyaset penceresi'ni kapatıp başka şeyler yazmaya çalışacağım.
Neyi mi? Futbolu, Almanya'dan Dünya Kupası'nı...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Lise, üniversite, öğrenci
ÜNİVERSİTE sınavları yaklaşıyor, eğitimdeki '...
Çetin ALTAN
İskeletler dansı, horon ve tango figürleri
Köylü ağırlıklı olmayı bir türlü aşamadıkları...
Melih AŞIK
Mülakat taktiği
Kamunun açtığı sınavlardaki bir gariplik dikk...
Fikret BİLA
Terörist Faaliyetler İçin Hayati Bir Zemin: Medya
Genelkurmay Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet ...
Hasan CEMAL
Türbanlı da meydanlara dökülürse?
İngiltere'de Tony Blair ve İşçi Partisi'ne ik...
Yılmaz ÇETİNER
Muhalefet erken seçime hazır değil ki!..
Siyasette tartışma ne kadar sert olursa olsun...
Güneri CIVAOĞLU
Washington ve ötesi
Başbakan Erdoğan'a, Beyaz Saray'dan istenen "...
Can Dündar
Asıl soğutucu
Bir yazı halkı askerlikten soğutabilir mi? ...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedefi değişmeli mi?
Artık Merkez Bankası'nın belirlediği yüzde 5'...
Doğan HEPER
Türkiye nereye gidiyor?
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan:
Semih İDİZ
Kıbrıs'ta heyecana değil sabra ihtiyaç var
Kıbrıs meselesi sabır istiyor. Zira Türk tara...
Sami KOHEN
Son ana kadar heyecan!
AB'nin Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili olarak v...
Derya SAZAK
Perihan'ın davası
TCK'nın 301. maddesinden açılan davaların Tür...
Yaman TÖRÜNER
Yoksa kriz mi yaratılmak isteniyor?
Merkez Bankası'nı ve hükümeti bir kriz yarata...
Güngör URAS
Neyi değiştirmek, istediğimiz belli değil
Nisan ve mayıs ayında fiyat artışlarının ardı...
Serpil YILMAZ
'Bu dağlarda kurşun değil kuş sesleri ötecek'
Nâzım Hikmet'in "Ben yanmasam, sen yanmasan n...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, gündemi kontrolüne alabilir
Gel de Özal'ı anma…

© 2006 Milliyet