Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Erdoğan, gündemi kontrolüne alabilir


Gel de Özal'ı anma…
Gündem yaratmanın ustasıydı. Cebinde gündem yaratacak konuları saklar ve birinin tartışması bitince, diğeri çıkarırdı. Ülkenin gündemine sürekli olarak kendi hakim olur, işine gelmeyen başka bir konunun gündeme oturmasına izin vermezdi.
Son haftalarda, AK Parti hükümeti gündemi elinden kaçırmış gibi görünüyor.
Ekonomik gelişmelerin olumsuzlaşması, yorumcuları ön plana çıkarttı. Hükümet ise etkili biçimde ne bir söz edebiliyor, ne de inisiyatifi eline alabiliyor.
TÜSİAD'ın konuşması da gündemin başka yönlere dönmesini hızlandırdı.
AB ve IMF, gündemden tamamen düştü
Buna bir de çetelerin faaliyetlerini ve çıkardıkları gürültüleri eklediğiniz zaman, durum daha da karışıyor.
Şu andaki manzara, AK Parti hükümetinin olayların peşinden koştuğu, yeni bir gündem oluşturamadığı ve kontrolünü yitirdiği şeklinde.
Başbakan iyi bir iletişimcilik planı uygularsa, kontrolü yine eline geçirebilir. Ancak bunun için, kavga çıkaracak veya laiklik üzerine yeni tartışmalar yaratacak konuların seçilmemesi gerekiyor.
İç ve dış beklentilere bakıldığı taktirde, özellikle şu sıralarda gündemi olumlu yönde değiştirebilecek iki konu, Avrupa Birliği reformlarına hız vermek ve IMF anlaşması çerçevesinde ekonomik reformları devreye sokmaktır.
Her ikisi de, tartışmaları laiklik konusunun dışına çıkarır. Daha da önemlisi, ekonomideki karar bulutların hafiflemesine yol açar.Türk kamuoyu şu andaki ortamdan hiç memnun değil. Eski günleri andıran bir kavga havası var. Ayrıca, uzun bir aradan sonra yine ekonomiden kötü haberler gelmeye başlaması, insanların canını sıkıyor.Yine güzel haberlerin ağırlıklı şekilde tartışıldığı günlere geri dönmek istiyor.
Önümüzdeki yaz aylarını sakin ve sessizce geçirmek istiyorsa, Başbakan şimdiden harekete geçmeli…

GENÇ SUBAYLAR VE EMEKLİ ASKERLER…
Son dönemlerde kendilerini Vatanı kurtarmak için seçilmiş kişiler olarak görenlerin oluşturdukları grupların sayısı artıyor. Aslında bunlar eskiden de vardı, ancak sesleri pek duyulmadığı için görünmüyorlardı. Şimdi orataya çıkar oldular.
Bu grupların mensupları genelde emekli subay ve astsubaylardan ve onlar gibi düşünen sivillerden oluşuyor. Bizler de kıyametleri koparıyoruz. Nasıl olurda yasa dışı müdahelelerde bulunurlar, diye kızıyoruz.
Eski Cumhurbaşkanı Evren'in geçenlerde "genç subaylara dikkat etmek gerekir" diyerek, aralarındaki huzursuzluğa dikkat çekmesi de, çoğumuzu şaşırttı.
Neden şaşırıyoruz ?
Neden kızıyoruz ?
Genç subaylarımızı bu yola bizler itmiyor muyuz? Subay ve astsubaylarımızı gencecik yaşlarından itibaren, belirli bir dünya görüşüne göre yetiştirmiyor muyuz? O şekilde eğitmiyor muyuz ?
Tabii, sorumlu bizleriz.
Onlara, demokrasiyi uyulması gerektiğini, halkın oylarıyla seçilmiş kişilerin ülkeyi yöneteceğini söylüyoruz, ancak hemen ardından da ekliyoruz: Ne olursa olsun, bu ülkenin gerçek sahipleri sizlersiniz, diyoruz. Atatürk ilkelerinden bir sapma durumunda müdahele etmeye hakları olduğunu öğretiyoruz. Kısacası, silah altındayken "siyasi iktidara müdahele" edilebilineceğine inandırıyoruz.
Bu şekilde davranışın son derece doğal sayıldığını, onlardan bunun beklendiğini tekrar tekrar öğretiyoruz. Ayrıca bu gençler, büyüyüp rütbeler aldıkça, etraflarında kendilerine bu görevlerini sürekli hatırlatan, alkışlayan geniş bir sivil kesim de buluyorlar. Aralarında tanınmış gazetecilerin, Üniversite hocalarının, büyük iş adamlarının, hatta politikacıların da bulunduğu bu sivil kesim sadece alkışlamak ve destek vermekle kalmıyor, daha da ileri gidip, zamanında "neden müdahele etmedin- neden iktidara sert davranmadın? " diye şikayet bile ediyor, sert biçimde eleştiriyor.
Bu genç subay ve astsubaylar da, memnuniyetsizliklerini seslendirdikleri veya emekli olduktan sonra, dernek kurup işe bizzat müdahele kalktıklarında da "Yoo olmaz…Otur oturduğun yerde…Yasalara uymalısın" diyoruz.
Artık bir seçim yapmamız ve gençlerimizin eğitim sistemini de bu seçime göre yeniden şekillendirmemiz gerekiyor.
Genç subay ve astsubaylarımıza, artık dünyanın değiştiğini, onların esas görevlerinin yine Vatanı korumak, ancak iktidara müdahele ederek değil, dış düşmanlara karşı olduğunu anlatmalıyız.
İşte bunu başarabilirsek, "Genç subaylara dikkat etmeli" tartışmalarından kurtulabiliriz. Emekli askerler sorun olmaktan çıkar. Türkiye'nin laik ve demokratik sistemini korumak bize düşer. Atatürk ilkelerini bizler savunur ve kimseye el değdirtmeyiz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Lise, üniversite, öğrenci
ÜNİVERSİTE sınavları yaklaşıyor, eğitimdeki '...
Çetin ALTAN
İskeletler dansı, horon ve tango figürleri
Köylü ağırlıklı olmayı bir türlü aşamadıkları...
Melih AŞIK
Mülakat taktiği
Kamunun açtığı sınavlardaki bir gariplik dikk...
Fikret BİLA
Terörist Faaliyetler İçin Hayati Bir Zemin: Medya
Genelkurmay Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet ...
Hasan CEMAL
Türbanlı da meydanlara dökülürse?
İngiltere'de Tony Blair ve İşçi Partisi'ne ik...
Yılmaz ÇETİNER
Muhalefet erken seçime hazır değil ki!..
Siyasette tartışma ne kadar sert olursa olsun...
Güneri CIVAOĞLU
Washington ve ötesi
Başbakan Erdoğan'a, Beyaz Saray'dan istenen "...
Can Dündar
Asıl soğutucu
Bir yazı halkı askerlikten soğutabilir mi? ...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedefi değişmeli mi?
Artık Merkez Bankası'nın belirlediği yüzde 5'...
Doğan HEPER
Türkiye nereye gidiyor?
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan:
Semih İDİZ
Kıbrıs'ta heyecana değil sabra ihtiyaç var
Kıbrıs meselesi sabır istiyor. Zira Türk tara...
Sami KOHEN
Son ana kadar heyecan!
AB'nin Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili olarak v...
Derya SAZAK
Perihan'ın davası
TCK'nın 301. maddesinden açılan davaların Tür...
Yaman TÖRÜNER
Yoksa kriz mi yaratılmak isteniyor?
Merkez Bankası'nı ve hükümeti bir kriz yarata...
Güngör URAS
Neyi değiştirmek, istediğimiz belli değil
Nisan ve mayıs ayında fiyat artışlarının ardı...
Serpil YILMAZ
'Bu dağlarda kurşun değil kuş sesleri ötecek'
Nâzım Hikmet'in "Ben yanmasam, sen yanmasan n...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, gündemi kontrolüne alabilir
Gel de Özal'ı anma…

© 2006 Milliyet