|
 |
|
|
Leylekler geçerken
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Bugünlerde herkesin içinde bir kaygı, yüreğinde bir umutsuzluk, günler geçtikçe gerginleşen "eli kolu bağlı ve sessiz" bir bekleyiş...
Akıllardan geçenler aynı aslında.
Herkesten, her şeyden sakına saklaya koruduğumuz varlığımızın, tüm değerlerimizin ufukta alenen görülen akıbeti sıkıştırıyor şimdi tüm cumhuriyet çocuklarının yüreklerini.
İçten içe bir pişmanlık, bir utanç...
Gözler bir sızıyla kaçırılıyor Ata'nın gözlerinden resimleriyle karşılaşılan her yerde.
Sorulan sorular da aynı aslında. "Ne yapılabilir? En az zararla nasıl çıkılır bu işin içinden?"
Şair Sunay Akın'ın "İstanbul'da Bir Zürafa" kitabından bir bölüm, anlayanlara, farkında olanlara ve hala inatla "Ne yapılabilir"lerle boğuşanlara... "Leylekler Geçerken..."
* * *
"Kenti işgal eden askerler, Saat Kulesi'nin bulunduğu meydana geldiğinde binaların çatılarına konan kuşlar aşağıda olup bitenleri şaşkınlıkla izlemekteydiler. Meydanlarını askerleri alkışlamak için toplananlara kaptıran kuşların yüzlerindeki endişe, kalabalığın arasına tek tük serpilmiş insan yüzlerinde de görülmektedir. Bahar yağmuru taşıyan bulutlarla kaplıdır gökyüzü. Yol boyunca alkışlanan askerlerin en önünde ilerleyen at üstündeki adamın elinde, ucu yere kadar uzanan görkemli bir bayrak vardır. Gök gürültüsünden önce duyulan silah sesiyle bayrağın tamamı serilir yere. Askerler ve onları karşılamaya gelen insanlar kaçışırken, köşedeki kıraathanenin önünde eli silahlı bir adam bir heykel gibi durmaktadır. Onun bu duruşu yıllar sonra gerçek bir heykele dönüştürülecek ve kaidesine Hasan Tahsin adı yazılacaktır.
İzmir'in Konak Meydanı'nda bulunan Hasan Tahsin'in heykeline kuşlar konup havalanır her gün. Ama ne zaman sağ eline bir kuş konsa hüzünlenir Hasan Tahsin; çünkü, elinde o an tabanca değil, ekmek kırıntıları olsun ister."
* * *
İşte boğazlarını yakan bir çığlıkla ortalığı ayağa kaldırmayı beceremeyen, varını yoğunu ortaya koyup da "O kadar kolay değil, biz buradayız!" diyemeyen o "sessiz çoğunluk", şimdi hatırlamalı tek bir adamın gözü dönmüşçesine fedakarca attığı ilk kurşunu, ilk isyan adımını...
Yetmedi mi?
O zaman, devam; oturup bu saçma sapan yapay gündemlerle uğraşalım, uğraşalım ki çöktüğümüz belli olmasın, her türlü pisliğin üstü kapansın ve biz biraz daha yerimizde sayalım, hatta saymakla kalmayıp, daha da gerilere gidelim.
Gidelim ki, nefes aldığımız her saniyeyi borçlu olduğumuz sevgili Atamız bizimleyken, başımızdayken, nerelerdeymişiz, neler yaparmışız iyice bir görelim.
Belki o zaman herkes fark eder.
Tarih bu. Mutlaka tekerrür eder!
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|