|
 |
|
|
Dünya Kupası ve biz
Futbolda Dünya Kupası şenliği Münih'te perdelerini açıyor. Bu ihtişamlı yarışma maratonuna hak kazanmış 32 takım içinde "biz neden yokuz" düşünceleriyle gözyaşı döküp, durmamız artık anlamsız... Çünkü kazandığımız zaman hindi sürüsü gibi kabaran, kaybettiğimizde ise yenilgiyi teknik sebeplerde arayacağımıza, tam tersine kabahatleri "rakip-hakem" gibi başka nedenlere yüklemeye çalışan garip bir ülkeyiz. Bu hakikatle yüzleşmekten kaçmak bile bizlere doğru yolmuş gibi geliyor nedense... Bu şaşı bakışlarımızın ana sebebi, biz Türkler'in "teknik devlet" olma doğrusuna hep dirsek çevirip,"kaderci anlayış" kavramlarından medet ummamızdan kaynaklanır.
Milli takımın başına gelen üst rütbeli hocalar herşeyi kendi kafa yeterliliği içinde aramak gereğini duyarlar. Ama ülkedeki altı bini aşkın kahraman amatörler, kapkara bir tablo halinde ve "öksüz bir dünya" olarak yılda 60-65 bin müsabaka oynarlar da, üst katlardan bu yarışmalara çeki düzen vermek, bir sistem içine almak konusunda gereken destek hiç verilmez. Ve de tekniğe dayalı çarpıklıklar bilimsel araştırmalarla değerlendirmeye alınmaz.
Yabancı kalmak
Üst katmanlarda "futbolun patronu" sıfatını kullanan federasyoncular, milli formaya üretim sağlayan doğru kararları düşünmek yerine, zirve takımların gözleri şampiyonluklara boyanmış "doğru-yanlış" istekleriyle boğuşup dururlar sezonlar boyunca... Yabancı kontenjanı konusu ayrı alemdir ülkemizde... Kimi yönetici "sınırı kaldırın" şantajlarıyla futbol ortamına yüklenirken, bazı akıllı ve futbolu bilen birkaç kişi ise bir-iki yabancı ile yetinip, beklenmedik anlarda sırtını yere vururlar en pahalı ekipleri en şöhretli oyuncularıyla... Ersun Yanal isimli genç adam, kafasını eskicilerden yana değil de, yenilik düşüncelere doğru yelken açmaya gayret ederken, bir-iki maç sonucuna kurban edilir ve bir kenara itilip, kakılır bu garip ülkede...
Şimdilerde tüm dünya, 2006 yarışmalarının seyir keyfine hazırlanırken, Terim hocamız 2008 elemeleri adına ve futbolun tam da tatilde olduğu bir mevsimde geleceği arar kendi uslübü ve kafa kalıpları içerisinde...
Yani devlet yapısından, siyaset dünyasına kadar her şey sistemden yola çıkacağına, günübirlik gelişmelere göre yol almaya çalışır maalesef Türkiyemiz'de... Ama enseyi karartmayın... Çetin Altan ustanın hep yazıp çizdiği gibi, ay-yıldızlı forma Almanya'ya gidemese de, yine keyifli geçeceğe benzer Dünya Kupası... Dünya şampiyonluğu kupası, sahiplenen ülkenin futbolcularının elinde görkemle gökyüzüne havalandıktan sonra biz yine kendi dünyamıza döner ve Fatih Terim'in beyanatlarına fal açarak bakarız 2008 elemelerinden çıkıp, çıkamayacağımıza...
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|