|
Büyük sahne, güzel oyun!
MÜNİH
Başını nereye çevirsen futbol, futbol topu ya da futbolu çağrıştıran birşeyler. Çünkü büyük sahne, Dünya Kupası, bu akşam perdelerini açıyor ve futbol isimli güzel oyun tüm sürpriz ve cilveleriyle başlıyor.
Bir başka deyişle:
Topa hükmeden sihirli ayaklar bugünden itibaren Münih'te sahne alıyor.
32 takım, bir ay boyunca 64 maç ve bütün dünyada 5 milyar seyirci... Hiçbir spor dalı dünyada futbol kadar popüler değil. Hiçbir spor organizasyonu, ilgi bakımından olimpiyatlar dahil Dünya Kupası'nın yanına yaklaşamıyor.
İspanyol yazar haklı olabilir, belki de futbol artık çağımızın laik dini...
İyi ki futbol var!
Seviyorum futbolu.
Tanıl Bora'nın deyişiyle eğlence, zevk, neşe ve hülya kaynağı olarak çocukluğumdan beri seviyorum. Bir kere bacağımı, iki kere kolumu kırdım top peşinde koştururken...
Ve bugüne kadar çok istemiştim ama bir türlü kısmet olmamıştı bir dünya kupası izlemek. Hem uçan ayakları seyretmek, hem kıyısından köşesinden bu şenliği yazmak, üstelik bir ay boyunca...
Gerçekten heyecan verici. Kimin sözüydü şimdi anımsamıyorum. Sevdiğin işi yapmak belki de tembelliklerin en güzelidir demişti. Bir de buna bir ay siyasetten uzak kalmanın dayanılmaz çekiciliği eklenince, yaşasın demek geliyor içimden...
Futbol fanatiği miyim?
Olabilir, ne sakıncası var ki?
Ayrıca bir ölçüde fanatizm olması lazım, futboldan keyif alabilmek için. Ben böyle düşünüyorum. Futbolun tadını çıkarman, futbol şenliğini iliklerine kadar hissetmen için başka çaren yok.
Derin taraftar olman gerekiyor.
"İngilizler, taraftar kültüründen zevk alırlar ama en çok zevk aldıkları şey, rakiplerinden nefret etmektir" diye yazar Simon Kuper.
Aşk-nefret ilişkisi gibi.
Onunla da, onsuz da olmuyor!
Çünkü rakibin olmadı mı, sen de yoksun. Fener-Galatasaray gibi! Hiç yok olmasın, rekabet ilelebet devam etsin, ama o hep yenilsin ve bütün kupalar bizim olsun.
Taraftarlık böyle birşey.
Fanatizmle içiçe...
Unutmayın, futbol hayat gibidir. Her zaman mutlu etmez. İnişli çıkışlıdır. Bir sevinirsin, bir üzülürsün. Bir sevinçten uçarsın, birden içini kararlar bağlar.
Top, yuvarlak ve kancıktır!
Hiç beklemediğin bir anda topu kalende, ağlarda görürsün. Büyük Fransız yazar ve düşünür Albert Camus şöyle demiş:
"Ahlaka dair bildiğim ne varsa, futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi."
Acısı içine oturmuş:
"Ah o bir gol, ah o bir gol, atamadık işte. Atsak, şimdi bizim milli takım da Almanya'da, Dünya Kupası'nda olacaktı. Yazık oldu, hem de çok..."
Münih'in Küçük İstanbul'unda oturmuş futbol konuşuyoruz. Goethe Strasse'nin nasıl 'Türkleştirildiği'ni, 1970'lerin sonundaki küçük bir bakkal dükkanıyla bugünlere nasıl gelindiğini, hatta PKK'dan nasıl arındırıldığını da dinliyorum.
Ama konumuz daha çok futbol, Dünya Kupası. "İsviçre'deki o ilk maçta, Fatih Hoca'nın maçın sonuna doğru yaptığı o taktik hatayla ikinci golü yemeseydik, bugün biz de Almanya'daydık" diyor.
Diğeri ekliyor:
"Buralarda nasıl büyük bir hayal kırıklığı yaşandı, bilemezsin. Oysa ne kadar ümitlenmiştik. Dünya Üçüncüsü olmuş bir takımımız vardı. Hele o daha 17 yaşındaki Nuri Şahin'in golüyle Türkiye'de Almanya'yı 1-0 yendiğimiz vakit burada yer yerinden oynadı. Dünya Kupası'nda final bile oynarız havası esti. Ama daha sonra o İsviçre'yle yaşadığımız hayal kırıklığı..."
Futbol bu, adaleti yok!
Fenerli dostlar, bütün bir yıl şampiyonluğu çantada keklik gördüler. Bizim kaç puan önümüzde şampiyon olacaklarını bize yıl boyu anlattılar. Sabırla dinledik. Sonra iki kupa birden bir anda uçup gitti. Bu acı sona o kadar inanamadılar ki, bazı Fenerli dostlar hâlâ sabah uyandıklarında kendilerini şampiyon sanıyorlarmış...
Dünyada şampiyon kim olacak?
Dünya Kupası'nı hangi ülke kaldıracak? Brezilya, Arjantin, İngiltere, Fransa... Almanya'ya neden Almanlar bile burun kıvırıyor? Yaşanmakta olan skandallar da İtalya'nın şansını mı azaltıyor? Olmadık bir takım aradan sıyrılabilir mi, Fildişi Sahilleri, Japonya diye fantazi yapanlara da rastlanıyor.
Bugün Almanya- Costa Rica maçıyla büyük sahne açılıyor, Münih'in muhteşem Arena stadında. Uruguaylı romancı Eduardo Galeano'nun o sözü kulağımda:
"Ben basit, iyi bir futbol dilencisiyim. Dünyanın dört bir yanını dolaşıyor, stadyumlarda yalvarıyorum: Allah rızası için güzel bir maç!"
Bir ay boyunca hepinize iyi futbollar!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|