|
 |
|
|
Tek başına faiz yetmez
Merkez Bankası'nın (TCMB) faizleri 1.75 puan artırma kararı aynı gün gelen bir başka verinin ortaya koyduğu kırılganlığı unutturdu. Nisan ayı ödemeler dengesi rakamları 12 aylık cari açığın 26.8 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. Bunu programda öngörülen gayri safi milli hasılaya (GSMH) böldüğümüzde yüzde 7 oranına ulaşıyoruz. Yıl sonu için daha geçen ay revize edilerek açıklanan cari açık/GSMH oranına yılın dördüncü ayında ulaşmışız.
Hem cari açıkta uzun süren kararlı artış hem de enflasyon rakamlarında son 6 aydır gözlenen yükselme bu gidişin sürdürülebilir olmayacağını ortaya koyuyordu. Dünya piyasalarında sermayenin güvenli ekonomilere kaçışının mayıs ayında başlaması bizim artan kırılganlıklarımızın üzerindeki şalı kaldırdı ve gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.
Büyüme azalacak
TCMB'nin faiz kararının görünürde iki önemli etki yapması beklenmektedir. Birincisi, bankanın yönetiminin atanmasının siyasallaştırılması sonucunda yitirilen güvenin yeniden kazanılmasıdır. İkincisi ise, hem bunun talebi kısıcı etkisi, hem de döviz kurunda ortaya çıkan istikrarsızlığı gidermesi suretiyle bozulan enflasyon beklentilerini yeniden rayına oturtmaktır.
Ancak bunun sonucunda büyüme ve istihdamda yaşanacak gerileme de, geçmişte yapılan hataların faturasının halka ödettirilmesidir.
Oysa bu hatalar, yurtdışından gelen sermayeye büyük paralar kazandırırken, halka işsizlik ve borçtan başka bir şey vermemiştir. Dolayısıyla ödenecek bedelin çok haksız olduğu açıktır. Bu bedeli azaltmanın tek yolu yeni kur seviyesinden de yararlanarak süratle dış talebe dayanan bir büyüme sürecine geçmek ve cari açığı düşürmektir.
Faiz artırmanın tek başına bunu gerçekleştiremeyeceği açıktır.
Kamu borcu yüksek
Gelişmeler en iyimser bekleyişle dahi uluslararası piyasalardaki bu kötüleşmenin birkaç ay daha devam edeceğini ortaya koyuyor. Buna Türkiye'nin faizleri artırarak karşı durabileceğini düşünmek hayaldir. Kamunun borcu, faizin kurda beklenen istikrarı sağlamasını da şüpheli hale getirmektedir. Kamu borcu hâlâ yüksektir. İç borcun önemli bir kısmı değişken faizlidir. Döviz cinsinden ve dövize endeksli borçların payı yüksektir.
Buna bağlı olarak faizdeki sürekli artışlar kamunun borcu çevirme kabiliyeti konusundaki algılamaları olumsuz etkileyecektir. Diğer taraftan yabancıların TL cinsinden önemli miktarda yatırım yapmış olmaları da faiz ve kurda istikrarsızlığın etkilerini büyütebilecektir. Bu nedenle, faiz artırımlarının sürmesinin bir müddet sonra enflasyon beklentileri üzerinde dahi tam tersine etkileri olabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Mali disipline ve bunu güçlendirecek reformlara sıkı sıkı sarılmak ve bu kararlılığı görünür bir biçimde ortaya koymak ileride faizleri yeniden yükseltme durumunda kalmamanın olmazsa olmaz şartıdır.
Belirsizliği artıran siyasi gerilimi hükümet hızla azaltmalıdır.
AB ve IMF çapaları güçlendirilmelidir. Kısa vadeli ve spekülatif sermaye girişini önlemek ve kurdaki dalgalanmaların yaratacağı riski azaltmak amacıyla mali sistemde güvenlik rasyoları yeniden düzenlenmelidir.
Ey yabancılar, ben faizleri artırdım, çok kâr edeceksiniz, gelin, ben de seçime kadar bildiğimi yapayım deme zamanı geçmiştir. Bu cari açığı artık taşıyamayacağımız ortaya çıkmıştır. Döviz dengesini dışarıdan daha fazla borçlanarak değil cari açığı azaltarak kurmak gerekir.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|