Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Haziran 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dordogne ve siyah trüf

Siyah trüf Dordogne bölgesinin gurur kaynaklarından biri. Öyle değerli ki ona bölgede "siyah inci" deniliyor

vmilorster@gmail.com

Geçen haftaki yazımda Fransa'nın Dordogne bölgesinden övgüyle söz etmiş, bölgenin çekici tarafları ve özellikle doğal ürünleri üstünde durmuş, kaz ciğerinin nasıl üretildiğini anlatmıştım. Bugün ise bölgenin "siyah inci"si denen siyah trüf üzerinde durmak istiyorum.
Siyah trüf Hazar Denizi'nden gelen Beluga havyarı ve beyaz Alba trüfü gibi çok özel bir yiyecek türü. Kilosu bin dolar civarında ve tazesi sadece kasım sonu-mart ortası arasında bulunabiliyor. İtalya, İspanya ve Fransa'nın başka yerlerinde, hatta Çin'de de var ama en makbulü Perigord trüfü.
1912 senesinde Perigord ve Quercy (Lot) bölgesinde 280 ton trüf çıkarmış. Bu miktar günümüzde iki tona düşmüş. Nedenler çok tabii: Kırlardan şehre göç, endüstriyel tarım, hava kirliliği, agronomistlerin hataları.

Köpekler buluyor
Trüf yetiştirilen bir ürün değil. Trüf meşesi denen özel meşe ağaçlarının dibinde çıkıyor. Yerin aşağı yukarı 20 santim altında. Ne kokusu var ne yaprağı ne çiçeği ne de sapı. Bir nevi tuber. İnsan burnu nerede trüf olacağını kestirecek kadar keskin değil. Bir tek özel eğitilen köpekler ve domuzlar koklama yoluyla nerede bulunabileceğini tespit edebiliyor. En keskin domuz burnu ama hayvan "domuz" olduğundan sahibini takmıyor ve bulduğu trüfü hemencecik mideye indiriyor. O yüzden köpekler tercih ediliyor.
Bu meşe ağaçlarının ekildikten sonra serpilip trüf üretmesi için 20 sene gerekiyor. Fransız bilim adamları üç-dört senede büyüyen fındık ağaçlarını önermişler köylüye. Sonuç bir felaket. Hem çok aşağı düzeyde bir trüf ortaya çıkmış hem de bilinmeyen bir nedenle gerçek trüf daha az bulunmaya başlamış.
Kaliteli trüfün bilimsel adı "Tuber melanosporum". Aşağı düzeyde olan "Brumale". Amerika'da satılan trüflerin yüzde 80'i ya Brumale (kışın çıkıyor bu da) ya da olgunlaşmamış yaz trüfü, bilimsel adıyla L'Estivum. Bir de kokusuz Çin trüfü var.
Kötü trüf açgözlü lokantacıların elinde adam kazıklamak için birebir. Birkaç kırıntısı bile kullanıldığı yemeğin fiyatını üçe beşe katlıyor. Tadı pek yok. Brumale'nin hem yavan hem keskin (asit derecesi yüksek) bir tadı var Diğerlerinin pek kokusu yok. Ama iyi niyeli müşteri "Herhalde ben anlamadım, gurmelerin bir bildiği vardır!" deyip ne yediğini sorgulamıyor. Bir daha da denemiyor tabii.
Ama 100 gramlık gerçek ve olgun "Tuber Melanosporum"u ocak-mart arası Paris'te L'Ambroisie'de "feuillete" yani hamur içinde ve ördek ciğeri ile pişmiş yiyin. O kadar çok boyutlu, zengin, mineral bir lezzet ve çok boyutlu bir aroması var ki! Bana şahsen ya bu ya da Emmanuelle Beart ile bir gece deseler kolay karar veremem.

Afrodizyak nitelikli
Belki de ikisi birbirini tamamlıyor. Diğer deyişle uzmanlara göre trüf afrodizyak özelliklere sahip. Daha 1385 senesinde VI. Charles ile Isabelle de Baviere'in düğününde bu sebeple tonlarca trüf yenmiş ve Jean de France ya da Duc de Berry 1370 senesinde yazdığı kitapta bu özel ürünün hem lezzetinden hem de diğer özelliğinden bahsediyor. Mme de Pompadour da buna inanmış ki "Nasıl bu yaşta bu kadar güzel ve çekici kalıyorsunuz?" diye sorulduğunda "Bunu bol miktarda trüf ve çikolata yemeye borçluyum" dermiş. XIV. Louis ise çok sevmesine rağmen kalp yetersizliği çekince "Bu herif zaten azılı, bir de trüf yiyip kudurursa kalbi durur ve güneşimiz söner" diyen doktoru Fagon tarafindan trüften mahrum bir diyete zorlanmış.

Napoleon'un muradı
Napoleon bu konuda kayıtsız kalmış. Ancak çocuğu olsun istiyormuş. General Murat'tan, Perigord'lu emir subayının 19 çocuğu olduğunu öğrenince emir subayını çağırtıp bu işin sırrını sormuş. Dordogne'un kalbi Sarlat şehrinden gelen emir subayı "Efendim, bunu bol trüf yemeye borçluyum" deyince Napoleon da bu işe dadanmış. Birkaç ay sonra hanımefendi hamile kaldığı müjdesini verince albay olan emir subayı general rütbesine kavuşmuş tabii.
Bütün bunlara karşılık "gurmelerin prensi" denen Curnonsky, Marcel Rouff ile birlikte kaleme aldığı "France Gastronomique" yapıtında Dordogne mutfağına ve trüfe övgüler düzüyor ama afrodizyak özelliklerden bahsetmiyor. Öte yandan müthiş bir karikatür çizmiş. Bölgedeki tarih öncesi kalıntılarla dolu mağaraları elde meşale gezen Curnonsky öndeki kadın rehbere atıfta bulunarak "Meşaleye gerek yoktu... İki güzel ve biçimli ak pak bacak saçtıkları ışıkla bize yol gösterdi" diyor karikatürde.
Ben de mağaraları ziyaret ettim. 1912'den beri bir şey değişmemiş. Ama eşinizle ziyaret ederseniz böbreğinizi dirsek darbesinden korumalısınız.

Lokanta tavsiyeleri

La Belle Etoile (ucuz): Roque Gageac. Tel: (0553) 295144
Rapiere (ucuzca): Sarlat. Tel: (0553) 590313
Gindreau (pahalıca): St. Medard. Tel: (0565) 362227
Vieux Logis (pahalı): Tremolat. Tel: (0553) 228006
Centenaire (çok pahalı): Les Eyzies de Tayac. Tel: (0553) 066868




PAZAR
Türkler denizle barıştı, yelkenler fora!
"Benim sermayem, yüzümde gördüğünüz haber çizgileri"
"Kadın pilot yavaş gider, geç kalırız"
Hanlar butik otel olacak
Mutfaktaki sanatçı
Yazarları çok lezzetli!
Dünya sanatına yön verecek öğrenciler
Yeni albümler sahnede
Müslümanlar için ibadet teknolojisi
Antik dünyanın renkli eserleri
Zamansız ve mekansız bir derviş
Rolling Stone Türkiye'de
Çilekli günler
"Bülbülde ses, gülde renk açmaz olmuş neden?"
İki Pastırmacıyan ve diğer bilmediklerimiz
Hususi bir kadının hissiyat-ı metrukesi
Hermetik felsefe ve astroloji
Dordogne ve siyah trüf
İstanbul'un kültür merkezleri
Zinde bir yaşam için 50 adım (1)
Evliliğin de bir haysiyeti var
15 katlı yüzen kent
Sütannemiz inekler ve reklamcılar
Harmanlama "ince" iş





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet