|
 |
|
|
Müze soygunu
Okurumuz olayı "en büyük müze soygunu" olarak tanımlıyor... Kuşadası ilçesinde bulunan Güvercinada'da, 1989 yılında Kültür Bakanlığı ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun da izniyle bir özel müze açılıyor. 2 yıl boyunca pek çok yabancı tarafından ziyaret ediliyor. Belediye, müzeyi açan Nuri Özkan'a başvurarak müze gelirinden pay istiyor. Bir anlaşmazlık doğuyor. 1991 yılında sabah vakti belediye işçileri kapıları kırarak açıyor. Müzedeki tüm eşyaları depoya kaldırıyor. Konu İçişleri Bakanlığı'na yansıyor. Bakanlık valilikten müzedeki eserleri sahibine vermesini istiyor. Ancak belediye bu isteği yerine getirmiyor.
Konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gidiyor. Devlet müzedeki eserlerin eksiksiz yerinde durduğunu bildiriyor. AİHM tazminata gerek görmüyor. Oysa...
Yapılan son tespitte, müzede sergilenen ve envanterlerinde kayıtlı olan 137 parça eserden sadece 7 tanesi bulunuyor. Gerisi ortada yok. Görün, memlekette neler oluyor.
Müzeler talan ediliyor. Halk gazetecilere teşekkür etsin, Atilla Koç'un nezaretinde peygamberin sakalı bile gidiyordu...
Akif Kökçe
Son günlerde müzelerden birbiri ardına soygun haberleri geliyor...
Biz başımızdakilerin geleceğimizi çaldığını zannediyorduk ama meğerse geçmişimiz de çalınıyormuş...
Arif Ayhan
Gebze'de bir ilkokulun resim sergisinde Ermeni soykırımını reddeden resimler de yer alıyormuş. İyi güzel de... Çocukları böyle işlere karıştırmasak... Daha iyi olmaz mı?
Haldun Ertem
Reçete komedisi
İlaç konusunda şikâyetler bitmek bilmiyor... Hasta kalp krizi geçirmiş... Veya baypas ameliyatı olmuş... Veya kalbine stent takılmış... Bu kişinin kolesterol ve trigliserit değerlerini düşük tutmak için sürekli ilaç kullanması lazım...
Tasarruf amacıyla çıkarılan genelgeye göre ise hastaya ancak LDL kolesterolün 160, trigliseritin 300'ün üzerinde olması durumunda ilaç yazılabiliyor. Bu durumda ne lazım? Hasta bir süre ilaç kullanımını bırakacak, trigliserit ve LDL değerlerini yükseltecek, tahlil yaptıracak, sınırı geçmişse ilaç yazdırabilecek. Hasta bu durumda kendini ölüm riskine sokuyor. Üstelik her 3 ayda bir aynı durum tekrarlanacak... Yani ilaç kesilecek, kan değerleri yükselecek ki, yeni ilaç alabilsin.
Kemik erimesini durduran ilaçlarda da benzer sıkıntı var.
Binlerce hasta bu duruma mantıklı bir çözüm bekliyor...
Maliye Bakanı Unakıtan'a Yüce Divan yolu görünmüş...
Ne yazık ki sonucu belli, daha öncekiler gibi beraat....
Ahmet Keklik
Uçtu uçtu ne uçtu?
Ankaralı yurttaş Hacı Köylü, televizyonda kefilsiz kredi reklamlarını görünce F bankasına telefonla kredi talebinde bulundu. Bir süre sonra cep telefonuna 4.000 YTL kredi kullanabileceğini bildiren bir mesaj geldi. Köylü, bu ayın başında, bordrosunu ve gereken evrakı hazırladı, bankanın Ankara Meşrutiyet Şubesi'ne başvurdu. Kendisinden 25 YTL alındı. Aranılacağı söylendi. Birkaç gün sonra talep ettiği kredinin onaylanmadığı bildirildi. Bu arada 25 YTL de gitti. Nereye gitti? Hacı Köylü de onu merak ediyor...
Didim'den
İçişleri Bakanlığı, geçenlerde belediyelere bir genelge gönderdi. Özetleyecek olursak genelge, belediyelerin nüfuslarına göre ne kadar personel çalıştırabileceklerini tek tek belirliyor... Ve gereğinin en geç 20 Ekim'e kadar yerine getirilmesini istiyor. CHP'li Didim Belediye Başkanı Mümin Kamacı'ya genelgeyi soruyoruz. Yanıt:
- Didim'in kış nüfusu 35 - 40 bin, yaz nüfusu 250 - 300 bin. Çalışan geçici işçi sayım 528... Genelge bu sayıyı 31'e indirmemi istiyor. Tabii ki olacak şey değil. Çünkü o zaman hem bütün hizmetler durur, Didim yaşanmaz bir hale gelir hem de işten atmam istenen 500 insan isyan çıkarır. Diğer turistik yöreleri düşünürseniz Türkiye genelinde yaşanacak manzaraları varın siz hesap edin.
- Bu genelgeyi çıkaranlar turistik yörelerin ne hale geleceğini düşünmüyorlar mı?
- Turizm pek umurlarında değil. Başka kaygıları var. Bugün kendi işçinizle yaptığinız işleri özelleştirip müteahhitlere verin, belediye ve işçi yerine onlar kazansın diyorlar. İşçinin aldığı ücret düşecekmiş, sigortası, emeklilik hakkı elinden gidecekmiş, böyle bir sorunları asla yok. Daha doğrusu böyle bir çözümü destekliyorlar. AKP'li belediyelerin çoğu bunu yaptı zaten. Ama ben sosyal demokratım. Dolayısıyla önceliğim elbette ki müteahhit değil işçi, emekçi olacak... Genelgenin iptali için yargıya gideceğiz.
Siga siga...
12 Haziran'da AB ile müzakereler başlayacak mı? Kimsenin kuşkusu olmasın başlayacak. Tersi karşı taraf için çok aptalca olurdu. Müzakereler başlayacak. Bir süre ilerleyecek. Fatura ondan sonra önümüze konacak:
- Ya limanları açın, Rumları tanıyın, askerinizi çekin... Ya da müzakereleri kesiyoruz...
Türk kamuoyu bu ikilemle baş başa bırakılacak. "Canım Kıbrıs yüzünden AB'den mi vazgeçeceğiz?" havası yaratılacak. Kamuoyu bu şekilde ikna edilecek. Yavaş yavaş... Rumcası: Siga siga...
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|