|
Marmara'da rektörlük seçimi (1)
En kritik rektörlük seçimlerinden biri, önümüzdeki hafta Marmara Üniversitesi'nde gerçekleşecek. Rektör Tunç Erem, görev süresini tamamladı. Yaş haddi nedeniyle de yeniden aday olamıyor.
Sular henüz durulmuşken yeniden çalkantılı bir döneme mi girilecek, yoksa huzuru mu bulacak, birlikte göreceğiz.
Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, YÖK Rektör Adaylarını Belirleme Komisyonu Başkanı Ömer Faruk Batırel, YÖK Başkan Vekili İsa Eşme, ilahiyatçı YÖK üyesi Halis Ayhan ile daha pek çok milletvekili, bakan ve danışman Marmaralı. Dolayısıyla bu seçime ilgileri de büyük.
Rektörlük için daha şimdiden 10'a yakın aday var. Önceki seçimlerin bazı demirbaş isimleri yine aday. Ama sanki yarış iki ya da en fazla üç isim arasında geçecek.
Marmara Üniversitesi, 53 bin öğrencisi, 3 bin personeli ve 14 farklı kampusuyla yönetimi en zor üniversitelerin başında geliyor. Buna bir de farklı görüşlerin palazlandığını, kök saldığını, meyve verdiğini eklerseniz, seçilecek rektörün işinin ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılır.
Rektör adaylarından hiçbirinin cesurca dile getiremediği bir başka konu ise, öğretim üyelerinin kendi üniversitelerden çok, vakıf üniversitelerinde derslere girmeleri. Yıllardan beri, bazı vakıf üniversitelerinin çoğunluk kadrosunu Marmaralı hocalar oluşturuyor. Ama hiçbir rektör buna dur diyemiyor. Hiçbir aday da dilinin ucuna bile getiremiyor. Çünkü oy alamazlar. Seçilseler bile koltuklarında rahat oturamazlar.
Kimler aday?
Tıp Fakültesi'nin eski dekanı Nurdan Tözün ile şu andaki dekan Tolga Dağlı adaylar arısında. Rektör Yardımcısı İrfan Güney, Necla Pur, Yurdum Fırat, Halim Ayrancı, Emin Özbaş ve Osman Altuğ da diğer adaylar. Daha çıkar mı? Ya da bazı isimler diğer adaylar lehine çekilebilir mi? İkisi de mümkün. Burası Marmara, her an, her şey olabilir.
Nurdan Tözün, daha önce de aday olmuş ve Rektör Erem'den daha fazla oy almıştı. Geçen dönemde olduğu gibi yine eşiyle ilgili söylentilerin dozu arttı. Tarikat ve cemaat bağlantıları var deniliyor. Ama Tözün bunların hiçbirini kabul etmiyor. Ben de eşim de ortadayız. Beni tanıyanlar bilir. Atatürkçülüğüme, laikliğime toz kondurmam diyor.
Bazı adayların hesabı ise Nurdan Tözün'ün eşiyle ilgili bu iddiaları temcit pilavı gibi yeniden gündeme getirip YÖK'ten ya da Çankaya'dan veto yemesini sağlamak. Tözün'ün kendisi gibi tıp profesörü olan eşi, rektör olmasına engel olacak mı, olmayacak mı? Bekleyip göreceğiz...
Daha önceki seçimin güçlü adaylarından biri olan Nüket Yetiş için de aynı iddialar gündeme gelmişti. O da ısrarla bu iddiaları reddetmişti. Sonradan eşini de tanıdım. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı oldu. Değerli bir bilim adamı. O kadar. Görüşleri de kendisini ilgilendirir. Ama onca söylenti ve yalanlamadan sonra, Nüket Yetiş, AKP iktidarı tarafından TÜBİTAK Başkanlığı'na getirilince, "Bak işte, gördün mü!" diyenler çok oldu.
Anlayacağınız, karmakarışık ilişkiler. Örneğin, iki dönem önce Ömer Faruk Batırel tarikat bağlantıları var diye YÖK tarafından görevden el çektirildi. Yani gözyaşları arasında istifa ettirildi. Sonra AKP geldiğinde aynı YÖK'e üye olarak atandı. Ve daha neler neler...
Seçim sistemi yanlış!
Seçimi kazanan bir adayın çeşitli nedenlerle elenmesi kadar gayri demokratik bir iş olamaz. Yıllarca öğretim üyeliği ya da dekanlık yapan bir isim, eğer sakıncalı bir durumu varsa, o görevlere de gelmemeliydi ya da aday olmamalı.
Bu yüzden her defasında aynı sorunların yaşanmaması, şaibelerin ortadan kalkması ve demokratik bir seçim ortamı için rektör adayı olma kriterlerinin belirlenmesi gerekir. Elenen elensin ki, sandığın dışında çözüm arayanların önü kesilsin.
aguclu@milliyet.com.tr
|
|