|
Bir saldırı daha var!!!
Bundan kısa bir süre önce Danıştay'a ve dolayısıyla Danıştay'ın şahsında laik demokratik devlete karşı bir saldırı oldu. Saldırı büyük yankı uyandırdı ve hepimiz tarafından kınandı.
Her zamanki oyun sahneye kondu. Birileri bunu yapan meczuptur, dedi. Bir başkaları işine geleni suçladı. Ancak bunlar olayın menfur bir tecavüz olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadı.
İki gün önce de bir meslektaşım Beyoğlu Adliyesi'nde görevini ifa ederken vurulup öldürüldü. Ancak haberi bir iki gazetenin iç sayfasında küçük küçük yer aldı. Elbette dehşete düştüm. Savunma görevini yapan bir meslektaşımın öldürülmesi hiç yankı bulmadı. Yani olay Danıştay'a yapılan saldırıdan daha mı önemsiz?
Unutulmamalı ki yargı iddia, savunma ve yargıç üçlüsünden oluşur. Bunlardan herhangi birine yapılmış saldırı adalet mekanizmasına yapılmış demektir.
Ancak olay "Bir avukata saldırı" diye geçiştirildi. Belki bu yazımı okuyan okuyucularımdan büyük bir kısmının bu olaydan haberi bile olmadı.
Olayda bir değil, birden çok silah kullanıldı ve yine hiç kimse bu kadar silah adliyeye nasıl sokuldu demedi. İkinci gün artık üzerinde durulmayan basit bir adli vaka gibi geçti gitti.
Acaba ne zaman adliye denilince adalet dağıtılan kutsal mekân, mahkeme denilince de iddia, savunma ve karar veren hâkim anlaşılacak bilemiyorum. Bu şuuru nasıl yerleştireceğiz?
Savunmanın kutsal olduğunu, vazgeçilmez bir hak olduğunu, bunu da ancak avukatların üstlenebileceğini, avukatların da hâkimler kadar dokunulmazlığının bulunduğunu ne zaman öğreneceğiz? Tabii, öncelikle böyle iğrenç bir saldırının haber değeri bile olmadığı fikrinden kurtulduktan sonra.
tamerheper@host.com
|
|