Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İngilizlerle maç keyfi!

Dünya Kupası izlenimler - 3
FRANKFURT

İngilizlerle birlikte maça gitmek, maç geyiği yapmak, maç seyretmek bir başka keyiftir. Şarkıyla karışık tezahürat tarzları, hele Almanların açılış maçındaki monotonluğu hatırlanırsa, heyecan ve duygu kasırgası yaşatır insana.
Oyunun seyri içinde nerede, nasıl ses verilmesi gerektiğini de -özellikle hakemi etkilemek açısından- iyi bilir İngilizler. Çünkü futbol konusundaki bilgi ve bilinç çıtaları yüksektir.
Dün öğleden sonra Frankfurt'taki İngiltere-Paraguay maçı dolayısıyla bütün bunları bir kez daha keyifle yaşadım.
Ama maç, "İngiltere böyle mi olmalıydı?" dedirtecek kadar hayal kırıklığı oldu. Bunda hiç kuşkusuz Paraguay'ın vasat altı bir takım olması da rol oynadı. Ama duran toptan gelen David Beckham klasiği bir golün sonrasında doğru dürüst bir pozisyon yaratamadı İngilizler.
Belki de Wayne Rooney'nin eksikliğini hissetti İngiliz takımı. Fasulye sırığı bacaklarıyla ortalıkta dolaşan Peter Crouch, robot benzeri hareketleriyle fazla etkili olamadı gol bölgelerinde...
Ama şu da bir gerçek:
İngiltere, önceki akşamki Almanya'dan birçok açıdan daha iyi bir takım. Ancak, Paraguay karşısında her an yiyebileceği bir kaza golüyle İngiliz taraftarlarının holigan yanını Frankfurt'ta sahneye çıkarabilirdi İngiltere...
Evet, bazen aşırıya da kaçar İngiliz futbolseverler. Cuma akşam vakti Frankfurt'u nasıl karnaval yerine çevirdilerse, etrafı yakıp yıkabilirler, holiganlaşabilirler de...
Bu arada İngilizler, Almanya'ya gelirken uyarılmış:
"Nazi selamı vermeyin!"
"Hitler taklidi yapmayın!"
"Almanları kızdırmak için sakın sokaklarda kaz adımları ile yürümeye kalkışmayın."
"Hakemlere Heil Hitler diye bağırmayın!"
Ve eklenmiş:
"Bunlar yasalara da aykırıdır."
Kısacası:
Almanlara o geçmişi anımsatmayın!
Kolay değil. Çünkü, Almanya'ya gelince 'o geçmişi' çağrıştıran bir şeylere rastlamamak imkânsız. Cuma gecesi Münih Arena Stadı'ndaki açılış maçı sonrası otobüs beklerken, kulağımı birden gürültülü bir müzik tırmalamaya başladı.
Bando müziği!
Trampet sesleri...
Arada bir güm güm davul! Ağaçların arasında kocaman bir beyaz çadır. Gürültü kıyamet!
Çadırın orta yerinde bir ring kurulmuş. Yeşil deriden, askılı kısa pantolonlar giymiş, tüylü şapkaları başında, boylu boslu, göbekli Bavyeralılar, ellerinde koca koca bira bardaklarını sallarken bağrışıyorlar. Almanya'nın Kosta Rika karşısındaki 4-2'lik galibiyeti kutlanıyor.
Takır takır trampet seslerinin eşliğinde, kısa deri pantolonlarıyla avazları çıktığı kadar şarkı değil marş söyleyen kırmızı yanaklı Bavyeralıları görünce, Almanya'nın 'o geçmişi'ni hatırlamadan edemedim.
Bir de çağrışım yaptı.
1930'ların Berlin'ini anlatan Lisa Minelli'nin Kabare isimli filminden kısa bir bölüm bir anda gözümün önüne geldi. Trampet sesleri eşliğinde marş söyleyen kısa deri pantolonlu oğlan çocuklarının donuk, asık yüz ifadelerinin çevrede yarattığı tedirginlik...
Tarihi aşmak kolay olmuyor.
Ya da tarihi değiştirmek imkânsız. Almanlar elbette çok şey yaptılar, kendi geçmişleriyle hesaplaşmak açısından.
Hesaplaştılar da.
Tarih hakkında çok şey öğrendikleri muhakkak. Kendilerini aldatmadılar. Son altmış yılda demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti alanındaki atılımlarıyla tarihten ciddi dersler çıkardıklarını dünyaya gösterdiler.
Ama geçmişle dertleri hâlâ var.
Alman Futbol Federasyonu, Dünya Kupası öncesinde kendi geçmişini, futbolun Nazizm'le köklerini araştıran bilimsel bir çalışma yaptırmış. Mainz Üniversitesi'nden bir tarihçi, Hitler dönemindeki Alman futbolunu araştırmış. 473 sayfalık çalışma, "Gamalı haç altında futbol!" başlığını taşıyor.
Tespit şu:
Alman Futbol Federasyonu, 1930'lardan itibaren kendini büyük ölçüde Hitler'in Nasyonal Sosyalizmi'nin emrine vermiş... Almanya'ya 1954'te ilk Dünya Kupası'nı getiren takımın efsanevi teknik direktörü Sepp Herberger de Nazi Partisi'ni o zamanlar o kadar desteklemiş ki, Yahudi oyuncuların Hitler zamanında futboldan dışlanmalarına da katkıda bulunmuş...
Alman Futbol Federasyonu'nun bugünkü başkanı Theo Zwanziger, neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu soran bir gazeteciye şöyle diyor:
"Önemli olan gerçektir."
İngiliz futbolunun büyük gözlemcisi, spor yazarı Rob Hughes, "Tarihten öğreniriz ama tarihi değiştiremeyiz" diyor bu çalışma hakkında...
Almanya, şu sıralar her şeyi, hatta dünyayı kocaman bir futbol topu gibi görüyor olsa da, aynı zamanda tarihiyle cebelleşmeye devam ediyor. Futbol sahnesinde dünyadaki 'Alman imajı'nı değiştirmek için de büyük bir kavga veriyor.
Dünya Kupası 2006'nın sloganı da bu amaca uygun konulmuş:
"Dostluklar kurma zamanı!"

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Madem çoban değildin, arkandaki sürü ne?"
Hakkâri'de jandarmalar, doğar doğmaz gazete k...
Melih AŞIK
Güzin Abi diyor ki
Siirt'ten Tuğrul Ertuğrul soruyor: Muhterem H...
Fikret BİLA
AB içinde Türk-Yunan sütunu olur mu?
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Yunanistan ...
Hasan CEMAL
İngilizlerle maç keyfi!
İngilizlerle birlikte maça gitmek, maç geyiği...
Güneri CIVAOĞLU
Tanrı'nın gülümseyişi
"Hayatı bir MR makinesine benzetiyorum..."
Can Dündar
Puslu camın arkasındaki devrimci
Geçen ay Mülkiye'nin ödül töreninde Sadun Ar...
Abbas GÜÇLÜ
Kelkit ilk mezunlarını verdi
Kelkit'te bir yükseköğrenim kurumu, Aydın Bey...
Metin MÜNİR
Zaman tattır
Venedik devrinden kalma yeşil panjurlu, iki k...
Derya SAZAK
Kaşıkçı Elması
Cuma günü Topkapı Sarayı'nda Prof. İlber Orta...
Ece TEMELKURAN
'İran dekolte manyağı'!
Nevi şahsına münhasır İranlı lider Ahmedineca...
Tamer HEPER
Kurumlar çöküyor
Bir okuyucum yazmış. İSKİ'den gelen faturalar...
Osman ULAGAY
AKP'nin yanlış hesabı (1): Siyaset
Tezgâhtan yetişmek dünyada olup biteni kavra...
Güngör URAS
Borsa çökünce şirketlerin 'varlık değeri' de düştü
Halka açık şirketlerin bir hisse senedi borsa...
Serpil YILMAZ
İstanbul'u öğrenmek istemeyen üniversiteli
Bahçeşehir Üniversitesi'nin (BÜ) Mütevelli He...

© 2006 Milliyet