|
 |
|
|
İsviçreli Türk haberciliği:
'İran dekolte manyağı'!
Nevi şahsına münhasır İranlı lider Ahmedinecad, geçen günlerde ABD "prezidantı" Bush'a uzunca ve epey kallavi, lafı gediğine oturtan bir mektup yazdı.
Mektubun tamamı Birgün gazetesinde yayımlandı. Mektupta Latin Amerikalı solcu liderlere yapılan darbe girişimlerinden de bahis var, ABD hükümetlerinin parmağı olduğu kanıtlanmış "uluslararası terör eylemlerindan" de.
Neredeyse konuşma diliyle yazılmış mektubun en çarpıcı yeri ise ABD halkına dair olan paragraflar. Şöyle ki:
"Sayın Başkan,
Tüm dünya devletlerinin ayakta durabilmesi vatandaşların sağladığı destek ve kaynaklara dayanır. Sorumuz şu: Irak'a asker sevkıyatı için yılda yüzlerce milyar dolar harcanması gerekmektedir. Bu milletinize ne kazandırmaktadır? Ülkenizin bazı eyaletlerinde yaşayan halk çok yoksuldur.
Binlerce kişi evsiz kalmıştır. İşsizlik çok yüksek seviyelerdedir. (...) Peki durum böyle iken bu çapta bir askeri harcama nasıl hazineye mal edilecek ve hangi insan mantığına sığacaktır?"
Herhalde Türkiye'deki veya dünyadaki herhangi bir antikapitalist, savaş karşıtı yazsa bu mektubu bu kadar yazardı. Bilhassa "11 Eylül sonrası halkınızı kaosa ve korkuya sürüklediniz.
Bu mudur ABD halkına hizmet!" cümlesi var ki nefistir kanaatindeyim. Ancak daha sonra mektup Allah, İsa ve din eksenli bir nedamete çağırma tadına bağlanıyor ki, orası biraz İranlı liderin kişisel inançlarıyla ilgilidir.
Seksi İran!
Her neyse... Söz konusu mektup içeriğiyle pek konuşulmadı Türkiye medyasında. İran'la ilgili elbette konuşuldu. Ama dünya siyasetinin çatlama noktasında duran İran-ABD ilişkilerinden ziyade meselenin "dekolteli" boyutu tercih edildi.
Tebriz'de bir tekstil fuarı vardı ve çarşaflı İran kadınlarının renkli, seksi iç çamaşırlarına dokunması dangır dungur haber bültenlerine girdi.
Aynı görüntüler İstanbul'un Fatih semtinde çekilebilecekken, bizim memlekette de benzer görüntüler gani gani varken bu hayretin sebebi nedir?
Ne şimdi anladım bunu, ne de öncesinde. Bu bakış açısında müstehcen bir yan da bulmuyor değilim laf aramızda.
Kokulu Zerkavi
Dünkü Hürriyet'in manşeti de aynı konumlanışla atılmıştı kanaatimce:
"ABD'li askerler Zerkavi'nin yerini ter kokusunu takip ederek buldular."
Tamam, Batı'da yoğun bir "pis ve karanlık Ortadoğulular" propagandası var. En mankafa "aksiyon" filmleriyle bu "bilgi" durmadan yeniden üretiliyor. Ama bir Ortadoğulu ülke olarak bu ötekileştirme kampanyası içerisinde bizim bulunmamıza ne gerek var? Türkiye veya Türkiye basını niye Ortadoğu'ya İsviçre'den ya da İsviçreli gibi bakmaya çalışıyor? Bu haberlerle, zannımca, her seferinde "Biz onlardan değiliz! Biz kokmuyoruz! Biz kapalı değiliz!" deme telaşı var. Çiğ bir telaş!
Amerika reklamı 'yanıp sönüyorsa'!
Kendini bu kadar kapatan, etrafına bilişsel ve fiziki duvarlar örerek dünyanın geri kalanını kendinden ya da kendini dünyanın geri kalanından ayıran bir ülke olarak ABD'nin hâlâ internette "vatandaşlık" reklamı yapması niyedir? Siz de görüyorsunuzdur ya da görmüşsünüzdür; internette şöyle bir spot reklam çıkıyor:
"Bu ışık yanıp sönüyorsa ülkeniz Greencard'a uygundur!"
Kendinden başka herkesin "koktuğunu" düşünen bir ülke "kokuyu" neden çağırıp duruyor?
Sistemin yeni "ötekilere" ihtiyacı olmalı. Yeni sigortasız çalışanlar, "ter dükkânlarında" yeni işçiler, yeni garsonlar, ucuza çalışacak bilgisayar mühendisleri...
Yoksa niye yeni vatandaşlar istesin ki?
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|