Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP'nin yanlış hesabı (1): Siyaset


Tezgâhtan yetişmek dünyada olup biteni kavramaya yetseydi Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yönetimi bugün bu noktada olmazdı herhalde. Tezgâhta yetişerek kazanılan deneyimin önemini küçümsememek gerek ama bu deneyimin, bugünün karmaşık dünyasında Türkiye gibi bir ülkeyi yönetmeye yeteceğini sanırsanız çıkmaza girmeniz kaçınılmaz olur. El yordamıyla yaptığınız hesap şaşar ve yönünüzü belirlemekte zorlanırsınız.
AKP yönetimi Türkiye'yi yönetme şansını elde ettiğinde, bu zor görevi salt kendi kadrolarıyla ve birikimiyle yerine getirmenin kolay olmayacağını kavramış gibi göründü. Türkiye'yi yönetmek için kendi ideolojik tercihlerinin kısıtlayıcı çemberine hapsolmayıp, daha geniş bir çevrenin kabul edebileceği bir mutabakat çerçevesi içinde ülkeyi yöneteceği izlenimini verdi. AKP'ye Türkiye'de ve özellikle dış dünyada şans tanınmasının en önemli nedeni, Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmeyi de içeren bu uzlaşmacı yaklaşımıydı.

2006 dönemeci
AKP yönetimi bu şansı kullanarak ve Türkiye gibi ülkelere rekor düzeyde dış kaynağın aktığı olumlu konjonktürden yararlanarak ekonomide ilk bakışta başarılı görünen bir performans gösterdi. AB'ye katılım sürecine girilmesi de bu olumlu izlenimi güçlendirdi.
AKP yönetimi dördüncü yılına, içeride ve dışarıda sarsılmaz bir güven yarattığına inanarak girdi. 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle genel seçimlerin yapılacak olması, tezgâhtan yetişme siyasetçilerin gündemini belirlemeye başladı. AKP'ye içeride ve dışarıda verilen desteğin ve gösterilen hoşgörünün sınırları olduğu ve dünya ekonomisinin 2006 yılında çalkantılı bir döneme girmekte olduğu hiç hesaba katılmadı.
Tezgâhtan yetişmiş siyasi kadronun hesabı şu yanlış varsayımlara dayanıyordu:
  • Biz salt kendi kadrolarımızla tüm Türkiye'yi yönetebiliriz.
  • Cumhurbaşkanlığı dahil devletin tüm kademelerini ele geçirebiliriz.
  • Bizim bu dışlayıcı yaklaşımımız dış dünyanın bize bakışını etkilemez.
  • Türkiye'ye ve AKP'ye duyulan güven sarsılmadan devam eder.
  • AB ve IMF ile ilişkileri soğutma lüksüne sahibiz.
  • Dünya ekonomisindeki gelişmeler bizim ekonomiyi sarsmaz.
  • Biz de bu havada kendi Cumhurbaşkanımızı seçer ve genel seçimi kazanırız.


  • Yanlış hesap
    AKP yönetiminin dayandığı bu varsayımların hemen hepsinin geçersiz olduğu 2006 başından itibaren yaşananlarla ortaya çıkıyor. AKP'nin kendi tutumu nedeniyle bugün içeride ve özellikle dışarıda giderek daha sıkça sorulmaya başlanan sorular çoğalıyor. Bunların başlıcaları şunlar:
  • AKP yönetiminin asıl amacı İslami esaslara dayalı bir yönetime geçmek mi?
  • AKP'nin hedefi buysa bunu reddeden ve laik düzeni savunan güçlerle çatışmaya girmesi kaçınılmaz olur mu?
  • Türkiye bu ortamda AB ile ilişkileri rayında götürebilir mi?
  • 'Yükselen Pazar' ülkeleri arasında cari açık rekorunu elinde bulunduran Türkiye, sermaye bu ülkelerden çekilirken en büyük darbe yiyen ülkelerden biri olur mu?

  • Güvenin sarsıldığı ve bu tatsız soruların sorulmaya başlandığı ortamdan, ekonominin nasıl etkilendiğini yarınki yazımda ele alacağım.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    "Madem çoban değildin, arkandaki sürü ne?"
    Hakkâri'de jandarmalar, doğar doğmaz gazete k...
    Melih AŞIK
    Güzin Abi diyor ki
    Siirt'ten Tuğrul Ertuğrul soruyor: Muhterem H...
    Fikret BİLA
    AB içinde Türk-Yunan sütunu olur mu?
    Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Yunanistan ...
    Hasan CEMAL
    İngilizlerle maç keyfi!
    İngilizlerle birlikte maça gitmek, maç geyiği...
    Güneri CIVAOĞLU
    Tanrı'nın gülümseyişi
    "Hayatı bir MR makinesine benzetiyorum..."
    Can Dündar
    Puslu camın arkasındaki devrimci
    Geçen ay Mülkiye'nin ödül töreninde Sadun Ar...
    Abbas GÜÇLÜ
    Kelkit ilk mezunlarını verdi
    Kelkit'te bir yükseköğrenim kurumu, Aydın Bey...
    Metin MÜNİR
    Zaman tattır
    Venedik devrinden kalma yeşil panjurlu, iki k...
    Derya SAZAK
    Kaşıkçı Elması
    Cuma günü Topkapı Sarayı'nda Prof. İlber Orta...
    Ece TEMELKURAN
    'İran dekolte manyağı'!
    Nevi şahsına münhasır İranlı lider Ahmedineca...
    Tamer HEPER
    Kurumlar çöküyor
    Bir okuyucum yazmış. İSKİ'den gelen faturalar...
    Osman ULAGAY
    AKP'nin yanlış hesabı (1): Siyaset
    Tezgâhtan yetişmek dünyada olup biteni kavra...
    Güngör URAS
    Borsa çökünce şirketlerin 'varlık değeri' de düştü
    Halka açık şirketlerin bir hisse senedi borsa...
    Serpil YILMAZ
    İstanbul'u öğrenmek istemeyen üniversiteli
    Bahçeşehir Üniversitesi'nin (BÜ) Mütevelli He...

    © 2006 Milliyet