Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul'u öğrenmek istemeyen üniversiteli

Bahçeşehir Üniversitesi öğrencileri, 'İstanbul' dersini yük olarak görüyor. Yaşadığı kente sırtını dönen bir nesille yüzleşmek gerçekten üzücü


Bahçeşehir Üniversitesi'nin (BÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı ve kurucusu Enver Yücel ile Rektörü Prof.Süheyl Batum, Beşiktaş'a taşınan üniversitenin denize karşı terasında bir grup yazara "Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi" kurduklarını anlatıyorlar.
Ortaöğrenim sınavına (KGS) giren 800 bin öğrenci içinde en başarılı 48 öğrencinin seçilerek alınacağı 5 yıllık bir lise öğrenimi. Amaç bilim adamı yetiştirmek. Bahçeşehir'de eğitim verecek lisenin yalnızca laboratuvar yatırımı 3 trilyon liraya ulaşacak.
Fransa'dan ABD'ye kadar çeşitli ortaöğrenim kurumlarında incelemeler yapan Yücel ve ekibi, Amerika'nın en iyi 10 üniversitesine öğrenci gönderen Thomas Jefferson Lisesi'nden eğitim ve danışmanlık hizmeti alıyor.
Lisenin öğretmenleri Bahçeşehir Üniversitesi'nin fen ve mühendislik bölümü öğretim elemanları olacak.
Halen 8 ilde "öğrenci beyin avcılığı" yaparak, 2006 - 2007 öğrenim yılında açılacak liseyi tanıtıyorlar. Bu lisede okumak için yılda 25 milyar lira ödemek gerekiyor. Yücel, öğrencilerin yarısının Bahçeşehir Uğur Eğitim Vakfı'nca okutulacağını açıklıyor. Yücel, "Bir öğrenci de sen okut" çağrısına şimdiden 20 işadamının olumlu yanıt verdiğini aktarıyor.
Üniversite düzeyinde verilecek teknoloji ve fen eğitimi...
Türkiye'nin 116 noktasında 100 bin öğrenciye ulaşan Yücel, bu lisenin açılışında müfredat oluştururken çektikleri güçlüklere de değiniyor.
Mevcut 21 çeşit lise türüne ek olarak açılacak "Fen ve Teknoloji Lisesi'nin" ilk yılında İngilizce hazırlık okutulacak, 4 yıl da fen ve matematik gibi temel bilimlerde ağırlaştırılmış dersler verilecek.
Eğitim yılı sonunda öğrenciler, "robotlarını" yapıp buluşlarını hayata geçirmiş olacaklar...
Belirledikleri müfredatı bakanlığa kabul ettirmek işin en zor kısmı olmuş. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in kardeşi Mehmet Çelik'in de BÜ öğretim görevlisi olduğunu hatırlatırım...

Teknoloji üretmek
Türkiye'de 46 yılda 70 fen lisesi kurulduğunu söyleyen Yücel, bu okullardaki öğrencilerin amaçlarının "iyi derece" yapıp üniversitelerin ilgili bölümlerine girmek olduğunu vurguluyor. Milli Eğitim Bakanlığı, 20 kadar ilde de "meslek lisesi" kategorisinde bilişim lisesi açmayı hedefliyor.
Bilim üretmek hiçbirinin "ana" amacı değil. Teknolojiyi iyi uygulayan meslek sahibi gençler yetiştirmekle yetinen bir sistem.
Yücel'in "hayali", bu okuldan mezun olanların ÖSYM sınavına girmeden doğrudan istedikleri bölümde okuyabilmesi veya gördükleri derslerden muaf olması.
Lisenin amaçlarını konuşurken, "bilimsel donanımın felsefesi" üzerine ihtiyaçlardan söz edildi. Bu nedenle felsefe derslerinin verilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Prof. Batum'un BÜ'den verdiği örnek çok çarpıcıydı. Öğrencilere "uygarlık tarihi" ve "İstanbul" dersleri verdiklerini anlatan Prof. Batum, "Öğrencilerimiz bu dersleri yük olarak görüyorlar ve kaldırılmasını istiyorlar. Onlara hayatlarında bu derslerin yararları olacağını anlatmaya çalışıyorum, sanırım İstanbul dersini kaldırmak zorunda kalacağım" diyor.
Bilim adamı yetiştirmekten söz edilirken, "yaşadığı kente" sırtını dönen bir nesille yüzleşmekten üzüldüm.

Kaygılarımız
Hafta içinde DYP'nin Van İl Kongeresi'ni izledim ve sizlerle paylaştım. DYP lideri Mehmet Ağar'ın kongrede Nâzım Hikmet'in "Ben yanmasam, sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" dizelerini dile getirmesi elbette ki çok ilgimi çekti.
Devletin namlusunun üzerimize çevrildiği bir dönemde üniversite sıralarından geçtim. Ağar'ı dinlediğimde, aradan geçen yılların ve yaşananların "özgürlük ve eşitlikten" yana olanları haklı çıkardığını düşündüm.
Yazıma gelen mailler içinde "kaygılarını" ifade eden iki tanesini seçtim ve sizinle paylaşmak istiyorum.

Darbe baykuşları
"Bu dağlarda kurşun değil kuş sesleri ötecek" başlıklı yazınızı okuyunca, insan inşallah oyle olur ve kuşlar öter diyor, her ne kadar Ağar'ın sözlerinin sadece söz olarak kalacağını bilsekde. Hepimiz, huzurlu bir ülkede huzurlu bir ortamda yasamak istiyoruz, fakat çok küçük bir azınlık buna izin vermiyor.
Gazetede Selçuk Üniversitesi'nde kız arkadaşının omzuna elini koyan erkek bir öğrenci hakkında disiplin soruşturması açıldığını okuyunca, bir tuhaf oldum. Neden dersen, Türkiye'yi öyle acayip bir ülke haline getirdiler ki, başörtülü olarak üniversiteye gitmek yasak, bir öğrencinin kız arkadaşının elini tutmas yasak, insanların dinsiz olması neredeyse yasak, Hıristiyan olmak yasak, Müslüman olmak yasak, iyi niyetle bile olsa askeri eleştirmek yasak. Bu ülkede bazıları hiç utanmadan sıkılmadan başörtülü öğrencileri Anayasa'yı değiştirmek istemekle suçlarken, bu ikiyüzlülerin 46 yıl gibi kısa bir sürede 3,5 darbe yapıp her darbede Anayasa'yı değiştiren askerlere bir söz söylemedikleri gibi, devamlı darbe baykuşluğu yapmalarına ne demek gerekir bilemiyorum.
Ali Rıza Ilıman
Şili - Güney Amerika

DYP'yi asla
"21.yüzyıldayız. Bilişim, demokrasi, laiklik, zenginlik, şeffaflık, AB, kardeşlik yüzyılı...
Allah aşkına saydıklarımın hangi biri Mehmet Ağar'ın partisi veya kişiliğine uyuyor? O güzelim köşenize ve demokrat yazılarınıza bugünkü yazınız hiç uymadı; kusura bakmayın.
Osmanlı'dan kalma köhne fikirlerle hareket eden, ne söylediğini şimdiki gençlerimizin hiçbir şekilde anlamadığı, bir üst koltuğa gecmek için neredeyse ağlayacak birini Meclis'te kesinlikle görmek istemiyorum. 25 yaşındayım ve Diyarbakır'da yaşıyorum. Yani 10 yıl önce de buradaydım ve olanların tümüne tanıklık ettim. Yine de duygusal hareket etmiyorum. Bir nevi kin veya intikam hallerinde de değilim. Türkiye'nin geleceğini düşündüğümde, marjinal partileri (DTP benim için marjinal değil) Meclis'e gönderirim ama DYP'yi asla. Saygılarımla..."
(İsmi bende saklı)

syilmaz@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Madem çoban değildin, arkandaki sürü ne?"
Hakkâri'de jandarmalar, doğar doğmaz gazete k...
Melih AŞIK
Güzin Abi diyor ki
Siirt'ten Tuğrul Ertuğrul soruyor: Muhterem H...
Fikret BİLA
AB içinde Türk-Yunan sütunu olur mu?
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Yunanistan ...
Hasan CEMAL
İngilizlerle maç keyfi!
İngilizlerle birlikte maça gitmek, maç geyiği...
Güneri CIVAOĞLU
Tanrı'nın gülümseyişi
"Hayatı bir MR makinesine benzetiyorum..."
Can Dündar
Puslu camın arkasındaki devrimci
Geçen ay Mülkiye'nin ödül töreninde Sadun Ar...
Abbas GÜÇLÜ
Kelkit ilk mezunlarını verdi
Kelkit'te bir yükseköğrenim kurumu, Aydın Bey...
Metin MÜNİR
Zaman tattır
Venedik devrinden kalma yeşil panjurlu, iki k...
Derya SAZAK
Kaşıkçı Elması
Cuma günü Topkapı Sarayı'nda Prof. İlber Orta...
Ece TEMELKURAN
'İran dekolte manyağı'!
Nevi şahsına münhasır İranlı lider Ahmedineca...
Tamer HEPER
Kurumlar çöküyor
Bir okuyucum yazmış. İSKİ'den gelen faturalar...
Osman ULAGAY
AKP'nin yanlış hesabı (1): Siyaset
Tezgâhtan yetişmek dünyada olup biteni kavra...
Güngör URAS
Borsa çökünce şirketlerin 'varlık değeri' de düştü
Halka açık şirketlerin bir hisse senedi borsa...
Serpil YILMAZ
İstanbul'u öğrenmek istemeyen üniversiteli
Bahçeşehir Üniversitesi'nin (BÜ) Mütevelli He...

© 2006 Milliyet