|
 |
|
|
Neşterlik yaraya kaplıca kürü...
Görüş / Bülent Buda
Futbol sezonu bitti, hemen yeni dönemin sıkıntıları konuşuluyor. Ne olacak bu halimiz? Önümüzdeki günler hareketli geçeceğe benzer İzmir'de. Genel kurullar, yeni yönetimler, transferler, borçlar, çıkmaz sokaklar! İzmir Gücü Spor Vakfı (İZVAK) genişletilmiş son toplantısını geçtiğimiz perşembe yaptı. Levent Ürkmez ile arkadaşlarının İzmir futbolunun temel sorunlarının çözümüne yönelik projeleri, girişimleri, eylemleri, çabaları var.
Ancak biriken sorunların üstesinden gelmek onları da aşıyor. Yine de iyi ki varlar. En azından biraraya gelinip konuşulacak bir mekan, bir kurum var. Geçtiğimiz dönem Ekrem Demirtaş'ın öncülüğünde İTO'da kulüplere yapılacak katkıya yönelik bir canlanma oldu. EBSO ağır kaldı. Gecikmeli de olsa, trenin son katarına bir kaç paket attı. Sonra yerel yönetimler var. Az çok bir şeyler veriyorlar. Hiç yoktan iyidir.
İlgisizlik ve yetersizlik
Son olarak kulüplerin faaliyet gelirleri gözle görülür bir para trafiği var. Ama yetmiyor. Yetmez de... Çünkü borçlar sıra dağlar kadar heybetli, hacimli. Nasıl oluşmuş bu borçlar? Uzun söze gerek yok. İlgisizlikten, yetersizlikten. Şimdi İZVAK "Toplum liderleri ile biraraya gelelim. Vali Bey'e gidelim. Sayın Vali'nin yol göstericiliğinde, önderliğinde İzmir futbolunun dünü, bugünü, yarınının konuşulacağı, tartışılacağı bir 'Futbol Şurası' toplayalım" diyor. Yani daha Türkçesi Danışma Kurulu. Bu aşamada kulüpler de "Şura tamam da ancak o uzun iş. Şimdi hemen para" diyor.
İZVAK toplantısında bu kez epey katılımcı söz aldı. İlginçtir, çoğunluk söz birliği etmişcesine "Hemen, şimdi, acil para" dedi. Bir ara düşündüm katkısı istenenlerin para basan matbaalarımı var da akşam basıp sabah teslim edecekler!
Hamama giren terler
Bir tek Prof. Mustafa Ferit Acar para fetişistlerinden ayrılarak, insandan, bilimden, bilgiden söz etti ve de en az alkış alan o oldu. Popülizm yapmadı, gerçeklerden yana tavır koydu, söyledikleri de elbette acıttı! Çünkü İzmir futbolu son 30 yılda Acar'ın dile getirdiği ölçütlerde yönetilseydi ne o borç stokları devleşirdi ne de kulüpler 2-3.Lig'lerde bir biçimde sürünürlerdi. "Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir" demiş Woltaire. Halk dilinde "Hamama giren terler" denir. Başkan, yönetici olan da bu işe soyunurken hesabını kitabını yapacak öyle hamama girecek. Kaynağı yaratmak yönetenlerin sorumluluğudur. Fazladan yardım, katkı gelirse de fena olmaz. Ancak o kurumları da "para para" diyerek ağlama duvarına dönüştürmek hiç de yakışık almaz. Neyse dönelim "Futbol Şurası"na. Daha önce de sözü edildi böyle bir girişimin, olmadı. Bence insanların biraraya gelip konuşmalarında bir kötülük yok. İyi bir sohbet olur. Uzun zamandır birbirini görmeyenler kucaklaşır, bir kaç sıra dışı işe yarar fikir çıkar. Onlar da para dünyasında kaynar gider! Tribünlere uğramayan, o havayı solumayanlar konuşur, bol bol reyting alırlar. Sözün özü, birşey çıkmaz. Sonuç alınmaz, havanda su dövülür.
Kangren olmuş yaraya neşter vurulacak yerde kaplıca kürü ile zaman yitiriliyor. Kulüpler, ona buna el açacak yerde kendi öz dinamiklerini harekete geçirseler, o akla ulaşsalar çözüme de ulaşırlar. Batan güneş için ağlamanın zamanı değil. Önce yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|