|
 |
|
|
Kutsal Fransız futbolu!
Sahada bir tek Ortega eksikti. Ülkenin son yıllarda içine düştüğü diğer iki büyük dava Gottlieb Daimler Stadı'ndaydı. İsviçre ve Ribery. Ve sıcak...
İsviçre hep o kontrollü oyundaydı. Sınırı 200 km ötede olmasıyla sağladıkları seyirci fazlası, oyunda da kendisini hissettirdi.
Fransa'nın durgunluğu ise hazırlık maçlarını da gördüğüm için - Stuttgart'taki Adana sıcağıyla açıklanamaz. Onlar Portekiz'de de böyleydi, Kore-Japonya'da da... Onlar Desailly-Blanc ve Deschamp ayrıldığından beri böyle aslında. Henry'nin arkasına dizdikleri Ribery - Zidane - Wiltord. Onların arkasında Makalele ve Vieira'yla çok yakışıklı duruyorlar. Ama asıl eksiklik sanırım bir Lippi'lerinin olmayışı. 98 ve 2000'de başarıya ulaşmış oyunun rakiplerce çözülmesinden bu yana, Santini ve Domenech herhangi bir yenilik sunmuş değiller. Hep o "şanssızdık bu sefer olacak" inancı ve 98-2000 futbolunun tek yol olduğuna iman var sadece. Ve olmuyor işte.
İşin daha acayip yanı olmayacak gibi de duruyor. Onları ancak Togo'nun karışıklığı, hamlığı ve Kore'nin Dick Advocaat'ı kurtarabilir. Hani 2004'te Allah akıl fikir versin Robben'i oynatmayan teknik adam. Fransa'yı kendi teknik adamları değil, rakipler bir üst tura çıkarabilir ancak.
Biliyorum maçtan başka her şeyden bahsettim. Ama maçı seyrettiyseniz siz de hak verirsiniz ki 3 duran top organizasyonu dışında anlatacak bir şey yok. İsviçre iyi kilitliyor ve Fransa da açamıyor. Tıpkı eleme grubunda 2 maçta (1-1 ve 0-0) olduğu gibi. Asıl aklıma takılan, bu çok iyi kapanan takıma biz nasıl oldu da 4 tane atabildik?
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|