Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geç de olsa akıllanan işadamları

Çeşitleme / Selim Türsen

Bir konferans için gittiğim Denizli Pamukkale Üniversitesi'nin modern, alışageldiğimiz devlet üniversitelerinden farklı pırıl pırıl tesislerinde, Rektör Yardımcısı ve İktisat Fakültesi Dekanı Prof. İnan Özer'le bilgi dolu sohbetimiz oldu. Özer'in söyledikleri "Türk'ün aklı sonradan başına gelir" lafının boşuna söylenmediğini bir kez daha gösteriyordu.
Malum, Denizli Türkiye'nin en önemli tekstil merkezlerinden birisi.
Yıllarca havlu ve bornozlarıyla Avrupa ve ABD pazarlarını fethetti.
Ama bu fetih Denizli'nin kendi markalarından çok başka yabancı markalar için yaptığı fason üretimle oldu.
Üreticiler ise bunu pek önemsemedi. Sonunda fabrikalar çalışıyordu iyi de kazanılıyordu.
* * *
Ama tatlı hayat bir gün bitti.
Çin rekabeti, son yıllarda liranın pahalı olması gibi nedenler havlu krallarının hesaplarını alt üst etti. Sıkıntılı günler başladı.
Prof. Özer'e son yıllarda yaşanan sıkıntıların Denizli'de iş anlayışının değişmesinde etkili olup olmadığını sordum.
Cevap, "Çok etkili oldu" şeklindeydi.
İşlerin parlak olduğu yıllarda sanayicilere "Bu iş böyle gitmez. Geleceğe hazırlanmak için araştırma geliştirme (AR-GE) çalışmaları yapmanız, kurumsallaşmanız, marka olmanız gerekir" diye çeşitli projelerle gittiklerinde "Boşver hoca. Üniversiteye para mı lazım? Ne gerekiyorsa bir çek yazalım." zihniyetinde olanlarla karşılaştıklarını anlattı.
Öyle ki "Bu kadar parayı siz mi kazandınız? Biz kazandık. Demek ki sizden daha iyi biliyoruz" dercesine bilimsel çalışmayı küçümser tavırlara girenler bile varmış.
* * *
Sözer, şimdi durumun çok değiştiğini söylüyor. Artık bir çok sanayici kendisi koşa koşa gelip geleceğe yönelik AR-GE, markalaşma, kurumsallaşma çalışmaları için üniversiteden destek istiyormuş.
Ne diyelim?...
Biraz geç de olsa bazıları yaşananlardan ders çıkarabilmiş.
Umarız bugün doların 1.330'lardan 1.550'lere gelmesiyle dış pazarlarda rekabet güçleri artanlar eskisi gibi rehavete kapılmaz.
Doların ateşi söndüğü zaman başlarına neler geldiğini görenler şimdi herhalde ellerine gelen altın fırsatı değerlendirir.

Festival zamanı

Müzik ve sanat festivalleri bir kentin kimliğinde önemli rol oynar, insanların yaşamında unutulmayacak izler bırakır. Örneğin İstanbul Festivali'nde Aya İrini'nin büyüleyici atmosferinde izlediğim bir çok klasik müzik ya da Efes Antik Tiyatro'da ilk kez gördüğüm John Baez'ın konseri benim yaşamımda unutamayacağım tadlar arasındadır.
O nedenle bu festivallere Türkiye'ye kazandıran Eczacıbaşı ailesine ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şimdi yine festival zamanı.
İzmir, Jethro Tull'un flütçüsü Ian Anderson, Chick Corea gibi unutulmaz isimleri ağırlıyor. Ayağınıza gelen fırsatlar kaçırmayın unutulmayacak anılarınıza yenilerini ekleyin.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Pisi pisi otu... Ne otmuş öyle?
Emeklilik hakkında her şey
Altyapı çöktü, her yer pislik içinde
"Mış" gibi yapmayan adam
Geç de olsa akıllanan işadamları





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet