|
 |
|
|
Geç de olsa akıllanan işadamları
Çeşitleme / Selim Türsen
Bir konferans için gittiğim Denizli Pamukkale Üniversitesi'nin modern, alışageldiğimiz devlet üniversitelerinden farklı pırıl pırıl tesislerinde, Rektör Yardımcısı ve İktisat Fakültesi Dekanı Prof. İnan Özer'le bilgi dolu sohbetimiz oldu. Özer'in söyledikleri "Türk'ün aklı sonradan başına gelir" lafının boşuna söylenmediğini bir kez daha gösteriyordu.
Malum, Denizli Türkiye'nin en önemli tekstil merkezlerinden birisi.
Yıllarca havlu ve bornozlarıyla Avrupa ve ABD pazarlarını fethetti.
Ama bu fetih Denizli'nin kendi markalarından çok başka yabancı markalar için yaptığı fason üretimle oldu.
Üreticiler ise bunu pek önemsemedi. Sonunda fabrikalar çalışıyordu iyi de kazanılıyordu.
* * *
Ama tatlı hayat bir gün bitti.
Çin rekabeti, son yıllarda liranın pahalı olması gibi nedenler havlu krallarının hesaplarını alt üst etti. Sıkıntılı günler başladı.
Prof. Özer'e son yıllarda yaşanan sıkıntıların Denizli'de iş anlayışının değişmesinde etkili olup olmadığını sordum.
Cevap, "Çok etkili oldu" şeklindeydi.
İşlerin parlak olduğu yıllarda sanayicilere "Bu iş böyle gitmez. Geleceğe hazırlanmak için araştırma geliştirme (AR-GE) çalışmaları yapmanız, kurumsallaşmanız, marka olmanız gerekir" diye çeşitli projelerle gittiklerinde "Boşver hoca. Üniversiteye para mı lazım? Ne gerekiyorsa bir çek yazalım." zihniyetinde olanlarla karşılaştıklarını anlattı.
Öyle ki "Bu kadar parayı siz mi kazandınız? Biz kazandık. Demek ki sizden daha iyi biliyoruz" dercesine bilimsel çalışmayı küçümser tavırlara girenler bile varmış.
* * *
Sözer, şimdi durumun çok değiştiğini söylüyor. Artık bir çok sanayici kendisi koşa koşa gelip geleceğe yönelik AR-GE, markalaşma, kurumsallaşma çalışmaları için üniversiteden destek istiyormuş.
Ne diyelim?...
Biraz geç de olsa bazıları yaşananlardan ders çıkarabilmiş.
Umarız bugün doların 1.330'lardan 1.550'lere gelmesiyle dış pazarlarda rekabet güçleri artanlar eskisi gibi rehavete kapılmaz.
Doların ateşi söndüğü zaman başlarına neler geldiğini görenler şimdi herhalde ellerine gelen altın fırsatı değerlendirir.
Festival zamanı
Müzik ve sanat festivalleri bir kentin kimliğinde önemli rol oynar, insanların yaşamında unutulmayacak izler bırakır. Örneğin İstanbul Festivali'nde Aya İrini'nin büyüleyici atmosferinde izlediğim bir çok klasik müzik ya da Efes Antik Tiyatro'da ilk kez gördüğüm John Baez'ın konseri benim yaşamımda unutamayacağım tadlar arasındadır.
O nedenle bu festivallere Türkiye'ye kazandıran Eczacıbaşı ailesine ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şimdi yine festival zamanı.
İzmir, Jethro Tull'un flütçüsü Ian Anderson, Chick Corea gibi unutulmaz isimleri ağırlıyor. Ayağınıza gelen fırsatlar kaçırmayın unutulmayacak anılarınıza yenilerini ekleyin.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|