Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bırakın, kendi kitabını kendi seçsin!


yural@milliyet.com.tr

Annesiyle alışverişe çıkmış, dolaşmaktan ayağına kara sular inmiş, yorgun ve mutsuz bir çocuk ile elinde saatlerce dolaşıp satın alınmış üzerinde nal gibi firma isimleri yazan giysilerle dolu torbalar taşıyan bir anne kitapçıdan içeri girdi.
Anne: Hadi oğlum, şurdan bir kitap seç de eve gidelim! Daha bir saatlik yolumuz var!
Çocuk: Sen istediklerini aldın, şimdi ben de kitaplara bakacağım!
Anne: Beni sinirlendirme, Metin! Bak, hiçbir şey almadan giderim! Al şurdan bir dergi, bir de kitap, hadi!..
Çocuk: Tamam, istemiyorum!
Anne: Sen bilirsin!
* * *
Başka bir anne, kitabevi sorumlusuyla gülümseyerek konuşuyor.
Anne: Ben yandaki dükkândan bir şeyler bakacağım, çocuk da istediği bir şey varsa baksın, ben şimdi geliyorum. Tunç, oğlum sen istediğin bir şey varsa al, ben gelince öder, çıkarız. Tamam mı, yavrum?
Çocuk dükkânın içinde dolaşır, bazı kitapları alır, bırakır, başka birini alır. Sonunda bir-iki kitap seçip kasanın yanına koyar. Bir ara dışarı çıkmak ister, ama kitapçı bırakmaz.
Kitapçı: Oğlum, annen şimdi geleceğini söyledi. Sen bize emanetsin. Bak, şuradaki tabureye otur, annen neredeyse gelir.
Annenin gelişi yarım saati geçer. Neden sonra elinde torbalarla gözükür. Çocuğa dönüp sorar.
Anne: Oğlum, bir şeyler seçtin mi?
Çocuk konuşmaz, eliyle kasanın üstündeki kitap, dergi ve VCD'leri gösterir.
Anne: Sen de abartmışsın yani! (Eliyle çocuğun gösterdiklerini karıştırır.) Yok, yok, bu kadarı da fazla. Ben bunları alamam. Bu kaç tane kitap böyle? Daha geçen hafta aldıklarımızı okumadın. Oğlum, evde izlemediğin dünya kadar VCD var. Ya bir dergi al, ya da kitap.
Çocuk: Senin de evde daha giymediğin yüzlerce giysi var?..
Anne: Terbiyesizlik etme, dışardayız diye bakmam, çakarım tokadı.
Çocuk konuşmaz.
Anne öfkeli bir biçimde, "Hangisi?" diye sorar, çocuk yanıt vermez. Anne çocuğu elinden tutup sürükleyerek kitapçıdan çıkarır. Kapıdan, kitapçıya, "Çocuk işte!" der, çıkar.
* * *
Anne-baba-çocuk kitapçıya gelirler. Baba dışarda ilgisiz, sıkıntılı volta atar, ya da elinde bir sigara, ikide birde işaret ederek, "Hadi, hadi!" demektedir. Çocuk bir strateji oyunu seçer.
Anne: Hiç boşuna uğraşma, okullar tatil olmadan bilgisayarının başına oturamazsın! Ben, sen vurdulu-kırdılı oyunlar oynayasın diye o bilgisayara dünyanın parasını vermedim!
Çocuk: O zaman şu çizgi romanlardan alalım! Ben "Ders-sevmez Hamdi"nin serüvenlerini çok seviyorum!
Anne: Oğlum, çizgi roman okuyacağına söyle adam gibi bir kitap alsana!
Baba kapıdan içeri başını uzatır, biraz sinirlidir.
Baba: Hadi ya, bir kitap seçemediniz mi?
Anne: Çizgi roman alacağım diye tutturdu!
Baba: (Çocuğun elindeki kitabın kapağını görür.) Tam sana göre bir kitap. Adında meymenet yok, "Ders-sevmez Hamdi"!.. Sor bakalım, Ders-seven Hamdi yok muymuş?
* * *
Anne, anneanne ve bir kız çocuğu.
Anne: Bak kızım, burda çok güzel bir kitap var. Gülşen Teyzen, Ebru'ya almış, çok sevmiş.
Çocuk: Ben "Prenses" kitabı istiyorum!
Anne: Kızım, öyle en az beş kitabın var!
Çocuk: O zaman Barbie alalım!
Anne: Kızım otuz tane Barbie'yi ne yapacaksın?
Çocuk: Bende mayo takımı yok ama!.. Hem şapkayla etek de!..
Anne: Olmaz! Ben seni güzel kitaplar oku, güzel kitaplar alalım, diye buraya getirdim.
Çocuk, isteği yapılmayınca ağlamaya, eline geçirdiği her şeyi vurup atmaya başlar. Satış elemanı düşenleri toplamaktadır...
Anne: Sen bilirsin! Biz gidiyoruz! Kal tek başına burda!
Anne çıkar, anneanne torununu elinden tutar ve küçük kızın istediği şeyi alıp uzaklaşırlar.
* * *
Bir anne yaklaşır kitap reyonundaki satıcıya.
Anne: Neler almadım, bir bilseniz. Hiçbirini okumuyor. Ne yaptıysam kâr etmedi! Bana ilgisini çekecek, eğlendirici bir şey bulabilir misiniz?
Satıcı bir rafı işaret eder. Çocuk karıştırır, karıştırır, sonunda "Hayvanlar Dünyası" diye bir kitap bulur.
Anne: Oğlum, bula bula bunu mu buldun, Allah aşkına? Sana ne ayılardan, penguenlerden?
Çocuk: Ben bu kitabı istiyorum!
Anne: Hiç kusura bakma, Hakan! Ben bu ayı kitabına 25 YTL veremem! Mahsus mu yapıyorsun, anlamıyorum ki!
* * *
Böyle binlerce örnek yazabilirim. Bazen gerçekten bütün anne-babalar böyle mi, diye kaygıya kapılıyorum. Neyse ki, kitap fuarlarında gerçek kitapsever anne-baba ve çocukları görüp kaygılarımın boş olduğunu anlıyorum.




PAZAR
"Düşünceyi taşa işleyen adam" İstanbul'da
"Kültür bakanı şakayla karışık 'Ben bu oteli açmam' dedi"
"Eğer kadına benzemiyorlarsa kadın olmasınlar"
Yeni kuşak Madonnacılarbuluşuyor
Pembe domates şehre yayılıyor
"Ülke sorunlarıyla ilgilenmeyen siyasi karikatüre de bakmaz"
Kıbrıs'ta bölünmüş gökyüzü
Bir mücevher kutusu
Bebek yine şenleniyor
"Çıplak beton" ODTÜ'lü
Puslu camın arkasındaki devrimci
Gökyüzünden uyarı
Eksiklerine rağmen doğru yolda
Askeri Müze kültür yaşamının en renkli yönlerinden biridir
Sizi korkutan bir sporu deneyin
İnsanoğlu: Kocaman bir bakteri torbası
Kuşadası'nda arınma tatili
Bırakın, kendi kitabını kendi seçsin!
Bizi apelasyon kurtaracak





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet