|
 |
|
|
Acı veren maç!
Dünya Kupası izlenimler - 7
STUTTGART
İsviçre'yle Fransa takımları sahaya çıkarken bir meslektaşım, "Acı veren bir maç" dedi, "Yazık, şimdi biz de burada olacaktık."
Maalesef öyle.
Ben de futbol acısı diye yazmıştım İsviçre'ye elendiğimiz vakit... Bu konudaki hayal kırıklığının derinliği Almanya'da daha iyi hissediliyor.
Münih'in Küçük İstanbul semtindeki bir memleket derneğinde, Trabzon Kültür ve Dayanışma lokalinde tanıştığım kemençe ve zurna ustasının o sözü hala kulağımda.
Bana bir yandan Trabzonspor'un Fatih Tekke'yi Fenerbahçe'ye veremeyeceğini anlatırken, "Fatih'i verdin mi, Trabzon'u vermiş olursun" diye tepki koyarken, diğer yandan içinin acısını şöyle dile getiriyordu:
"Ah beyim ah, o bir golü atamadık İsviçre kalesine. Nasıl kahrolduk bir bilsen. Bir fazla gol atsaydık, şimdi bizim milli takım da Almanya'da olacaktı."
Sonra da Türkiye'nin bu yılki hazırlık maçında Almanya'yı 17 yaşındaki Nuri Şahin'in golüyle 2-1 yendiği zaman nasıl Türk bayraklarını kaparak Münih sokaklarına döküldüklerini sevinçle anlatıyor.
Hava çok sıcak.
Stuttgart'da, cennet gibi yeşilliklerin ortasından akan Neckar nehrinin kıyısındaki elli bin kişilik statta iğne atsan yere düşmez. Fransızlardan daha çok İsviçrelilerin sesi çıkıyor:
"Haydi ileri İsviçre!"
Sıkıcı bir maç!
Hani o Uruguaylı romancı Galeano'ya, "Elimde şapkam dünyanın dört bir yanını geziyor ve Tanrı rızası için güzel bir maç diye statlarda yalvarıyorum" dedirten türden...
Allah'tan Ribery var!
Ona bizim oğlan adını taktık. İki yıl önce Galatasaray'ı nasıl canlandırmış ve de seyredilir kılmıştı.
İlk onbirde sahaya çıktı Franck Ribery. Fransız tribünlerinden arada bir tezahürat alıyor. Birkaç kez pozisyona da girer gibi oldu ama o kadar. Çok fazla top çiğniyor. Büyük isimler arasındaki ilk maçı. Belki onun için heyecanlı.
Fransız Teknik Direktör Domenech'in Ribery'yi ilk onbire biraz da kamuoyu baskısıyla, gönülsüzce koyduğu söyleniyor.
Genç İsviçre'nin oyun tarzı yine saldırgan, yine atak ve mücadeleci. Takım oyunları iyi. İsviçre'nin asıl iddiasını kendi evlerinde yapılacak 2008 Avrupa Şampiyonluğu'na sakladığını belirtenler var.
Yaşlı Fransa ise tam bir düş kırıklığı! Sanki iki takım da beraberliğe dünden razı. Kötü, sıcak havada insanı bayan bir futbol...
Evet, ilk turdaki grup maçları puan maçlarıdır. Stratejik yanları ağır basar. O yüzden genellikle temkinli oynanır. Sıra eleme usülü tek maçlara gelince, kıran kırana, ölümüne maçlar seyredilir. Çünkü yenilen kupaya veda edecektir.
Fransa'da pırıltı yok.
Oysa isimler ne kadar göz kamaştırıcı:
Zidane, Henry, Vieira, Thuram, Makelele, Barthez... 1998 Dünya, 2000 Avrupa kupalarını kaldırmış yıldızlar...
Ama yaş vasatisi yüksek.
Fransız orta sahasının motorları Zidane, Makelele ve Vieira'nın ortalaması 32. Bu ayın sonunda 34 yaşına basacak olan Zidane sanki sahada koşmaya üşeniyor. Tükenmiş gibi.
Arsenal'da geçen sezon yıldızlaşan 28 yaşındaki Henry de bir iki güzel hareket dışında ben varım diyebilecek birşey yapmıyor.
Top öksüz bu maçta.
Uçan ayaklar yok!
Maç bitsin de eve gidelim havası ağır basıyor. Hakemin düdüğü 0-0 beraberliği ilan ederken, Fransızlar da kimsenin gözünün yaşına bakmayıp kendi milli takımlarını ıslıklıyor.
Bu Fransa hiç kupayı alabilir mi? Bu haliyle umut vermiyor. Bu kadar yaşlı ve doymuş bir takım iskeletiyle başa oynamak uzak ihtimal denebilir.
Ancak futbol bu.
Hiç belli olmaz.
Ayrıca bir ilk maç. Nitekim, gece vakti Stuttgart istasyonunda Köln trenini beklerken Hırvatistan karşısında seyrettiğimiz Brezilya da, Kaka'nın füzesiyle ancak 1-0 galip gelirken öyle ahım şahım bir futbol ortaya koyamadı.
Beklemek lazım.
Fransa gibi Dünya Kupası kaldırmış bir yıldızlar topluluğunun yaşlı kurtları son bir kez birşeyler yapmak için atağa kalkabilirler. Ama 2002 Dünya Kupası'nda olduğu gibi tek bir gol bile atamadan elenip büyük bir düş kırıklığı daha yaşayabilirler.
Tren yine bizi bekliyor!
Dortmund'da gece maçı var, Almanya'yla Polonya arasında. Hayatım futbol diyenler için her gün yeni bir başlangıç, yeni bir heyecan...
Futbol çocuk oyunu derler.
Bir meşin top ve peşinde 90 dakika durmaksızın koşturan 22 adam...
Böyle bir oyunu yalnız çocuk ruhlu olanlar mı oynayabilir?
Eğer öyleyse, her gün bir şehirden diğerine koşturan bizler neyiz?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Sağcı ve otoriter Türkiye? IŞIK ve Sabancı üniversitelerinden Prof. Ersi... | |  | Çetin ALTAN | | Dalgalanıyor musunuz, dalgalanmıyor musunuz? Son günlerde İstanbul'un havası da, trafiğine... | |  | Melih AŞIK | | Komik Abi'miz! Kemal Abi'miz (Kemal Unakıtan) komik bir insa... | |  | Fikret BİLA | | Demirel: Şeyh uçmaz müritleri uçurur İlhan Selçuk, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demir... | |  | Hasan CEMAL | | Acı veren maç! İsviçre'yle Fransa takımları sahaya çıkarken ... | |  | Yılmaz ÇETİNER | | Suna'nın gözleri... Suna Kıraç'ın "Ömrümden Uzun İdeallerim Var" ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Papadopulos yolcu mu? Dün sabah, Brüksel'deki uluslararası gazeteci... | |  | Can Dündar | | Çukurun dibinde... Kibri, vicdanından büyük Mehmet Ali Erbil'in.... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Sınav birleşti, tercihler ayrı! Milli Eğitim Bakanlığı, OKS konusunda iki yan... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | MB'nin müdahalesi yerinde ve zamanında oldu Dalgalı kur sisteminde merkez bankalarının (M... | |  | Doğan HEPER | | Türk-Yunan konfederasyonu YUNANİSTAN-Türkiye konfederasyonu. | |  | Semih İDİZ | | AB'de Rumların panzehiri reformların uygulanmasıdır Lüksemburg'da yaşananlar, Rumların AB'de Türk... | |  | Sami KOHEN | | Kamuoyu kimden yana?.. BİRİ Türkiye'de, diğeri dünyanın dört kıtasın... | |  | Hasan PULUR | | "Bu kafa" ne rahat durur, ne rahat verir... BU "kafa" rahat durmaz, mutlaka bir hadise, b... | |  | Derya SAZAK | | Solda birlik Rahşan Ecevit, Oran'daki çalışma ofisinde düz... | |  | Meral TAMER | | Tatil dönüşü masamda yığılmış kitaplar (2) Bir gazeteci, 2 haftalık tatil dönüşü gazeted... | |  | Güngör URAS | | Döviz artınca milli gelir düştü 2005 yılının milli geliri (GSMH) cari fiyatla... | |  | Serpil YILMAZ | | Bankalar düşün çocukların yakasından! Elimde bir tomar mektup, içlerinden birisi va... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Rumların ümidi sonbahara kaldı... Kıbrıs Rumları, çekirge misali üç defa zıplad... | |
|
|